Yeni dönemle ilgili beklentiler
29 Eylül 2009

Yeni öğretim yılında 15 milyona yakın öğrenci, 600 bine aşkın öğretmen, 120 bin civarında eğitim yöneticisi ders başı yaptı. Eğitimin toplumsal kalkınma, bireysel mutluluk için vazgeçilmez bir ön koşul olduğunu tekrar etmeye gerek yok. Yeni dönemle ilgili TÖDER (Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Enver Yücel’in görüşlerini paylaşmak istiyorum.

Yücel, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun, selefi olan Doç. Dr. Hüseyin Çelik’in başlattığı çalışmaları sürdürmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söylüyor: “Ülkemizde eğitim sektöründe ne yazık ki süreklilik sağlanamamıştır. Her yeni bakan genel olarak miladı kendisiyle başlatmayı tercih etmiştir. Bakan Çubukçu bu konuda farklı bir yaklaşımla selefinden devraldığı projeleri daha geliştirip, güçlendirerek uygulamaya sokmuştur.

Küresel çağda hiçbir eğitim sistemi kendisiyle sınırlı olarak yaşayamaz. Türk eğitim sistemi küresel bir kültüre ve vizyona sahip olması gerekir. Bu konuda önemli bir paradigma değişikliğine ihtiyaç duymaktadır. Ülkemiz, genç nüfustan önemli bir gelecek beklemektedir. Bugün okullarımızda verilen yabancı dil, teknoloji ve kişilik eğitimlerine baktığımız zaman bu piyasanın beklentilerine uygun bilgi ve beceri kazandırılamadığı ortaya çıkar.

Yabancı dil eğitimi mevcut şeklinden kurtarılıp, etkinleştirilip, çeşitlendirilemediği takdirde genç nüfusun uluslararası platformda etkin olması mümkün değildir. 6 yaşın zorunlu eğitim projesinin başarılı olabilmesi için okul öncesi eğitimin gerektirdiği fiziki kapasiteye, araç gereç yeterliliğine sahip olması gerekmektedir.

İlköğretim birinci sınıflara benzer bir uygulama içine girilirse bu proje başarısız olur. Yükseköğretim deyince akıllara genellikle lisans ve yüksek lisans eğitimi gelmektedir. Ön lisansa dayalı mesleki eğitim gölgede kalmakta ve önemsizleşmektedir.

Mesleki eğitimin gerek ortaöğretimde gerekse yükseköğretimde sistem bütünlüğü içinde etkinleştirilmesi için köklü değişikliklere ihtiyaç vardır. Ülkemizde eğitim örgütünün aşırı merkeziyetçi yapısından kurtarılması, yarı merkeziyetçi bir yapıya dönüştürülmesi eğitim örgütünün işlevselliğinin sağlanması bakımından en önemli reformlarından bir tanesi olacaktır. Sonuç olarak bu sorunların hepsinin yakın gelecekte çözülebileceği beklentisi içinde değiliz.

Ancak bu sorunlarla ilgili mevcut projelerin güçlendirilmesi, yeni projelerin hayata geçirilmesi eğitimin sadece Bakanlık işi olmaktan çıkartılıp toplumun işi haline dönüştürülmesi ülkemizin geleceği bakımından çok önemlidir.