Yandex.Metrica

Yeni Yazısı > YGS'ye dokunan yanacak mı? - 07.04.2011

YGS'ye dokunan yanacak mı?
07 Nisan 2011

İki milyona yakın adayın hayat memat meselesi dediği bir sınavda şüphe olması, görünüşe göre Başbakan’ı hiç ilgilendirmiyor. Bu konuyla ilgili ağzını açmadı! Cumhurbaşkanı ise sadece ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir’i dinleyerek meseleyi çözdü: “Kefilim, sorun yok”! Tepeden gelen biri sesli, biri sessiz bu iki işareti gözleyen iki bakan da olayı muhalefetin körüklediğini iddia edip sorun yokmuş gibi davranıyor! ‘Bozacının şahidi şıracı’ olduğu için yandaş medya da aynı düdüğü öttürüyor, konuyla ilgili haberleri görmüyor. Olan haberler de konuyu araştıranları suçlayıcı. Bunun bir adım ötesi “YGS’ye dokunan yanar, halkı kin ve intikama teşvikten Silivri’yi boylar!”

[[HAFTAYA]]

Ortada tuhaf bir durum var. Suç duyuruları yağarken adaletin olayı soruşturmasını beklemek yerine Cumhurbaşkanı’nın kefil olması, bence ‘özrü kabahatinden büyük’ bir durum yarattı. Bundan böyle mahkemelere, polise gitmeyecek miyiz? Başımız sıkıştığında Çankaya’ya sormak yetecek mi? Cumhurbaşkanı Gül, böyle bir izlenim yaratmak istemeyecek kadar deneyimli bir politikacıdır. Sanırım onu bu çelişkili duruma düşüren Başbakan Erdoğan’ın başkanlık ihtirası oldu.

Dava arkadaşı Erdoğan başkan olmak istediği için ilerde iyice fonksiyonsuz ve makamsız kalmaktan çekinen Gül, durumdan vazife çıkarıp parlamak, atadığı kişiyi korumak isterken asıl kendisini zor durumda bırakıyor. Gerçekler gizli kalmıyor. Sınav günü tek okulda olduğu sanılan ‘kız öğrencileri ayrı yerde sınava sokma işgüzarlığı’nın, bugün itibariyle 17 okulda yapıldığı ortaya çıktı! Ortaçağ zihniyetiyle sisteme müdahale edip kızları aynı okula toplayan kafa “bizim çocukları” da aynı okula toplayıp şifreli kitapçıkları dağıtmış olabilir. Ve bu, ne kadar inkar ederseniz edin, bir gün ortaya çıkacaktır! Üstünü örtmeye çalışacağınıza kuşkuları giderici, güveni sağlayıcı, haksızlığa uğradığını düşünen adayları ikna edici çözüm bulmaya çalışın. Seçim öncesi böyle bir sıkıntı yaşamak istemiyor AKP ama asıl böyle yaparak çok daha büyük bir sıkıntı yaratıyor kendine. İki milyon aday, aileleriyle birlikte nereden baksanız en az 10 milyon kişi yapar!

Milletvekili adayı seçme sınavı

Şu aralar, en son yerinde olmak isteyeceğim kişiler, aday adayları içinden listeye girecekleri belirleyecek olanlar. AKP’de iş daha kolay. Tayyip Bey’in sözüne karşı çıkmak ne mümkün! Ne derse o. CHP’de ise kıyamet kopacak. 550 kişilik listeye girmek için 4 bin civarında aday başvurusu var. Kadın koyacaksın, genç koyacaksın, yeni çağırdıklarını koyacaksın, örgütü koyacaksın, Parti Meclisi’ni koyacaksın, eski milletvekilini koyacaksın... Nereye sığacak bunlar? Listeler açıklanınca nasıl bir kıyamet kopacak, kimler küsecek, kimler sanki milletvekili seçilmiş gibi olacak acaba... Daha bunun ikinci raundu var; aday olunca iş bitmiyor ki, yeni başlıyor.

Aslında Kemal Kılıçdaroğlu herkesi göreve çağırırken “Milletvekili olmayacakmış gibi gelin” dedi. Ama sanki başka türlü politika yapılamazmış gibi herkes meclisi istiyor. Biz seçmenler ise, oy vermeden önce baktığımız listelerde o çok kıymetli oyumuzu hak etmiş insanlar istiyoruz. Daha çok kadın, yeni isimler, taze kan, iş bitirici, projeci insanlar... Politikayı, kahvede seçmen eli sıkmak olarak algılamayanlar... Desteklemek istediğim o kadar çok aday var ki... Düşündüm, düşündüm, yazmak için bile seçemedim! Listeye koymak için seçeceklere Allah kolaylık versin!

Ağlayan da var kravat asan da!

Olaylar ve gündem, her zamanki gibi o kadar hareketli ki bazı önemli ipuçları ve ayrıntılar kaynayıp gidiyor. Dikkatli bir göz ise görüyor. İşte dünden dikkatimi çekenler: Beşiktaş’tan Sultanahmet’e terfi eden savcıların veda töreninde MHP’liler gibi kafa tokuşturması... Deniz Baykal’ın Başbakan’a “ulan” diye hitap ettikten sonra eşinden azar işitip özür dilemesi... Cihangirli entellerin büyük umutlarla desteklediği İstanbul Milletvekili Ufuk Uras’ın, hiç bir varlık göstermediği TBMM’nin son oturumunda “sivil itaatsizlik” eylemi adına yapa yapa kravatını çıkarıp kürsüye asması...

Silivri’de Mahkeme Heyeti Başkanı’nın muhalefet şerhine rağmen 47 sanığa yine tahliye kararı çıkmazken bir tek, kanser olduğu ve hastalığı ilerlediği için, savunma avukatıyken sanık yapılan avukat Yusuf Erikel’in serbest bırakılması... Baroların, 5 Nisan Avukatlar Günü’nü, yargıya yönelik baskıları protesto etmek için kutlamaması... AKP’nin son grup toplantısında Başbakan’ın, içlerinden çoğunu tekrar aday yapmayacağı açıklamasını dinleyen milletvekillerinin ağlaması...