Yeni gelecek uçakları park edecek yer yok!
16 Ekim 2010

Türk Hava Yolları’nın (THY) Amerikalı üretici Boeing’e sipariş ettiği geniş gövdeli, uzun menzilli Boeing 777-300ER uçağı Türkiye’ye ulaştı. Uçağın teslim töreni Boeing fabrikalarının bulunduğu Amerika’nın kuzey doğu kıyısındaki Seattle kentinde yapıldı.

Daha önce iki kez uçak teslimi, iki kez de Boeing fabrika turu olmak üzere toplam dört kez gittiğim Seattle’da bu defa ben yoktum ama bu heyecanı yaşadım.

THY bir süre önce geniş gövdeli uçak filosunu genişletme kararı almış ve bu çerçevede hem Boeing 777 hem de Airbus A330 tipinde uçak sipariş etmişti. THY uzun süredir Avrupalı ve Amerikalı üreticiler arasında aşağı yukarı yüzde 50’lik bir alım dengesi kurmaya çalışıyor. Aynı anda 777 ve A330 uçaklarının sipariş edilmesiyle bu denge büyük oranda korunmuş oldu.

Şirket bundan sonraki büyüme planında da yine bir seçim yapmak zorunda kalacak. Bu seçimlerin hem ekonomik hem de siyasi boyutu var. Uçak tercihlerine bakarak Türkiye’nin hangi siyasi istikamette ilerleyeceğinin ipuçlarını da bulabileceğiz.

[[HAFTAYA]]

THY, mevcut modellerin dışında Boeing 787 ve Airbus A350 uçaklarıyla da ilgileniyor. Bunlar orta ve uzun menzilli olarak kullanılabilecek tipte esnek uçaklar. Daha büyük sınıfta ise çift katlı A380 ve Boeing’in efsane uçağı 747-800 var. THY’ye bu iki uçak da önerildi. Ancak hem büyük yatırım gerektiren hem de şimdiki havaalanı altyapısıyla işletilmesi çok zor olan bu modellerin alınabilmesi için THY’nin ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin (DHMİ) önemli bir yatırım yapması gerekecek.

Makro ölçekte baktığımızda sadece uçak alım kararları bile Türk Hava Yolları’nın rakiplerini korkutmaya yetiyor. Zira yeni uçakların filoya katılmasıyla THY dünyanın en büyük 10’uncu havayolu olacak. Türk ekonomisinin dünya sıralamasında 17’nci sırada olduğu düşünülürse THY bu başarısıyla Türkiye’yi bile geçiyor.

Aşırı büyüme genellikle büyük sorunları beraberinde getirir. Çünkü güvenliğin bir numaralı öncelik olduğu havacılık sektöründe, pilot yetiştirmek, lojistik sağlamak ve bakım imkanlarını genişletmek kolay değildir. Neyse ki şu ana kadar bu hızlı büyüme THY’nin başına dert açmadı.

Fiziki sınırın sonuna gelindi

Uçakların tamamı filoya katıldığında THY uçak adedi ve taşınan yolcu sayısı gibi kriterlerde Avrupa’nın ilk dört ya da beşinci havayolu olacak.

Bu büyümenin önündeki belki de en büyük engel, Atatürk Havalimanı’nın mevcut kapasitesi. Ne kadar zorlansa da fiziki alanın sınırları belli. Zira gelecek uçaklara park yeri bulmak bile büyük sorun. Atatürk Havalimanı’nda şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin denetiminde bulunan ve sivil havacılığa kapalı olan bölüm havalimanına katılsa bile istenen rahatlama sağlanamayacak.

Hem THY’nin hem de halen faaliyet göstermekte olan Sun Express, Pegasus, Atlas, Onur gibi şirketlerin gelecekteki ihtiyaçları da düşünülecek olursa yeni bir havalimanı ihtiyacı kaçınılmaz.

Avrupa yakasında başka bir yer kalmadığı için yeni bir havalimanı yapmaya müsait tek alan, Silivri. İstanbul’un merkezi semtlerine çok uzak olsa da konumu ve pist yapımına uygun niteliği nedeniyle Silivri’nin adı rakipsiz şekilde öne çıkıyor.

Silivri’ye yapılması planlanan yıllık 60 milyon yolcu kapasiteli dev havaalanı eğer hızlı bir tren hattıyla şehir merkezine bağlanabilirse İstanbul hiç şüphesiz ki dünyanın en önemli havacılık merkezlerinden biri olur. Sadece bu yolla bile ticaret trafiğine milyarlarca dolarlık ilave sağlayabilir. Ancak yeni bir havalimanı planlamak konusunda geç kalırsak aldığımız uçaklar verimsiz olur ve THY’nin karlılığı tehlikeye girer.