Vatandaş mahkeme kapısına alışıyor
13 Ekim 2009

Herhangi bir nedenle mahkemeye gidenlerin dikkatinden kaçmıyordur. Avukat yakınları olanlar da benzer bir gelişmenin farkındadırlar. Son aylarda adliyelerde inanılmaz bir kalabalık, mahkemelerde müthiş bir iş yoğunluğu var. Bankalarla çalışan avukatların sayısı ve onların takip ettiği dosyaların adedi de yine aynı mesajı veriyor. Vatandaşın, özellikle esnaf ve KOBİ ile borcunu ödeyemeyenlerin adliyeye gidiş geliş sayısı hızla artıyor.

Kart ve kredi borcu
Eylül 2009 sonu itibarıyla Türkiye’de tüketicinin bireysel kredi ve kart borçlarından kaynaklanan sorunlu kredi tutarı 7 milyar lirayı geçmiş durumda. Bunun 3.7 milyar lirası kredi kartlarından kaynaklanıyor. Bankalar, borçları tahsil etmek için avukatlarla çalışıyorlar. Geçen yıla göre büyük bankaların çalıştığı avukat sayısı ve iş yükü ikiye katlanmış durumda...
Konuştuğum bir avukat, “Şimdiye kadar orta gelir grubunda kredi kartı sorunu öne çıkıyordu. Şimdi 800-900 lira toplam borcu olan, işini kaybetmiş, SSK’dan düşmüş kişilerin dosyasıyla ilgileniyoruz” diye konuşuyor. Bir başka avukat ise “Geçmişte ihtar gönderdiğimiz kart sahiplerinden yarısı haciz çıkmadan öderdi. Şimdi bu oran oldukça düştü” diyor ve ekliyor: “Dosyalara yetişmekte zorlanıyoruz.”

Çek ve senet vurgunları
Gördüğüm kadarıyla esnaf ve KOBİ cephesinde müthiş bir ‘çekzedeler’ oluşmuş durumda... Hatta internette ve fiziki ortamda dayanışma grup ve dernekleri bile oluşturmuşlar. Bu amaçla kurulan oluşumlardan birinin tahminine göre, Türkiye’de mahkemelerde hüküm giyenlerden yüzde 5’ini çek mağdurları oluşturuyor. Tahminleri, sayının giderek artacağı yönünde...

Bir avukatın şu sözleri tabloyu daha açık ortaya koyuyor: “Eskiden kesinleşmiş icra takipleri sabah gelir, öğle çıkardı. Şimdi iş yükünden 1 ay sonraya randevu veriliyor.” Mevcut uygulamada karşılıksız çıkan çek için, alacaklı suç duyurusunda bulunuyor. Ödenmediğinde, mahkemeye gidiliyor ve kısa bir dava süresinden sonra her 100 liralık alacak için 1 gün hapis cezası veriliyor. Bu, 10 bin lira için 100 gün anlamına geliyor.

Verilerden alarm sinyali

Adalet Bakanlığı adli sicil verileri de acı tabloyu destekliyor. 2008 yılında karşılıksız çek suçundan açılan dava sayısı 211 bin iken, 2009 yılının ilk 6 ayında 160 bine yaklaşmış. Tahminler yılın 350 bin ile kapanacağı yönünde... Bu, son 15 yılın en yüksek rakamı anlamına geliyor. Protestolu senet sayısı ise ilk 7 ay sonunda 1 milyona yaklaşmış.
Kart, bireysel kredi, çek ve senet... Toplarsanız, 2 milyona yakın kişi sorun yaşıyor. Bunlardan belki de yarısına yakını şu anda icralık ya da dava aşamasında... Bir bölümünün de eli kulağında... Üstelik bunlara yenilerinin de ekleneceğine kesin gözüyle bakılıyor


KRİZ GAZİANTEP'İ MEĞER 'TEĞET' GEÇMİŞ
Gaziantep, Anadolu’nun sık gittiğimiz illerinden birisidir... Her seferinde yeni projeler, yeni yatırım haberleriyle karşılaşırım. Uçaktan otele giderken, açılan ve açılmak üzere olan yeni otelleri gördüm. Uzun süredir 5 yıldızlı tek otel ile yoluna devam eden Gaziantep, yüksek kaliteli konaklama adresi sayısını artırıyor.
Dikkatimi çeken bir başka gelişme ise yollardaki Suriye plakalı araçlar oldu. Sanayi Odası Başkanı Nejat Koçer, “Vize kalkar kalkmaz yollarımız Suriye plakalı arabalarla doldu. Çok büyük hareket var” sözleriyle, gelişmeye dikkat çekiyor. Suriye’den gelen araçlar, esnafın yüzünü güldürmüş, artış beklentisi nedeniyle güldürmeye de devam edecek.

Rekabete hazırlıyor
Sanayi Odası Başkanı Nejat Koçer’i uzun süredir tanırım... Dinamik ve bütünleştirici bir işadamıdır. Ekibi ile birlikte sürekli projeler üretir, yeni pazarlar için çaba gösterir. Önce ‘inovasyon projesi’ni duyurdu. Gaziantep’i yenilikçilik konusunda öncü illerden biri haline getirdi. Şimdi de ‘akıllı sanayi’ konsepti ile yarının rekabetine hazırlıyor. Dinamik yapı ve yenilikçi arayışlarını sürdüren Gaziantep, krizi de iyi yönetmiş... Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, ‘Teğet geçti’ sözü, sanıyorum bu ile daha iyi yakışıyor. 156 ülkeye, 2008 yılında 3.5 milyar dolar ihracat yapan Gaziantep’te rakamlar, Koçer’in belirttiğine göre geçen yılın düzeyinde seyrediyor. Sıfıra yakın ya da sınırlı bir etki olduğuna dikkat çekiyor. Ardından da “Bu 10 yıllık büyük bir çalışmanın ürünüdür” diyor.

OTODA GELİŞME SIRASI DOĞUDA
Türkiye İstatistik Kurumu’nun taşıt araçlarına yönelik rakamları açıklandı. Temmuz 2009 itibarıyla Türkiye’deki taşıt ve otomobil parkını ortaya koyan veriler, bazı illerin önde koştuğunu ortaya koyuyor. Verilere göre Türkiye’de otomobil sayısı, 2005’in Temmuz’undan bu yana yüzde 24.8, taşıt sayısı ise yüzde 32 düzeyinde arttı. Türkiye’deki taşıt sayısı 14 milyonu, otomobil sayısı da 6.9 milyonu aştı. Bazı iller, bu ortalamanın çok üstünde performans gösterdiler.

Bu performanstan, otomotiv sektörü adına birkaç mesaj çıkıyor diye düşünüyorum: 1. Otomobil satışları, sanayi ve ticaretin hızlı geliştiği illerde, ‘Anadolu kaplanları’nda yüksek düzeyde artıyor. 2. ‘Otomobil parkı’ büyüklüğü artışında en kötü performans gösteren iller arasında iki grup öne çıkıyor. Birinci grupta, İstanbul, Kocaeli ve Bursa gibi, otomobil sayısının zaten çok olduğu iller var. İkinci grupta ise Şırnak, Kars ve Iğdır gibi düşük gelirli iller bulunuyor.

Bu illerdeki otomobil sayısı ya sınırlı artıyor ya da küçülüyor. 3. Taşıt sayısı artışında ise sınır illerinin performansı dikkati çekiyor. Taşıt sayısına otomobilin yanı sıra TIR, kamyon, ticari araçlarının da dahil olduğunu düşünürsek, vatandaş ticaret yapabileceği araçlara talep gösteriyor. En büyük talep ise sınır illerinden geliyor. 4. Taşıt araçları kötü performans gösterenler arasında yine gelişmiş illerin öne çıktığı gözleniyor. Nedeni ise yine aynı...