Tutuklamalar gereksiz bir gerilim yaratıyor
15 Şubat 2011

Balyoz Davası’nda yeni bir balyoz indi ve her şeyi darmadağın etti. 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 163 askeri ve emekli komutanı tutuklaması kamuoyunda çok gereksiz bir gerilim yarattı. Şimdi herkes aynı soruları soruyor: Dava bu tutuklamalar olmadan sürdürülemez miydi acaba?

Tutuksuz yargılananlar yurt dışına mı kaçacaklardı?

Hayır. Şimdiye kadarki her duruşmaya katılmışlardı. Yurt dışına kaçmak isteseler, bugüne kadar çoktan yok olabilirlerdi. Ayrıca, kaçtıkları anda suçluluklarının -hiç değilse kamuoyu nezdindekabul edileceğini bilecek kadar da zeki olduklarından dolayı, ne kendilerini ne de ailelerini lekelemek pahasına bu yola başvurmamışlardır.

[[HAFTAYA]]

Delilleri mi yok edeceklerdi?

Böyle bir olanakları zaten yoktu, bundan sonra da delillere ulaşmaları imkansızdır. Yargı, mutlaka bizden farklı düşünüyordur. Mahkeme son çıkan delillere dayanarak karar vermiş olabilir.

Peki, acaba bu dava tutuksuz görülemez miydi?

Genel kanı, bu sanıkların ne kaçma ne de delil karartma imkanları var, şeklinde... Unutmayalım ki, Balyoz bir cinayet olayı değildir. Yani cinayetin işlendiği alet ve görgü tanıklarının parmak uzattığı bir katil yoktur. Eldeki delillerin önemli bir bölümü yoruma dayanmaktadır. Kimine göre hayali bir senaryo, kimine göre darbe hazırlığını andıran bir olaydır. Binlerce sayfalık bir iddianame ve birbirinden çok farklı tanıklıklar, telefon dinlemeleri ve tatbikat senaryolarından oluşan bu dosyanın çözülmesi uzun zaman alacaktır. Bütün bu süre içinde de, gerilim artarak sürecektir.

Fatura AK Parti’ye çıkarılıyor...

Son tutuklamaların hem TSK içinde hem de kamuoyunun önemli bir bölümünde yarattığı gerilim görmezden gelinemez. Cuma ve cumartesi günleri yaşananlar bunun tipik bir örneğidir. Kamuoyunun bir kesimi, hiç ilgisi olmasa dahi, mahkeme kararını iktidarın bir manevrası olarak görüyor. Mahkeme başkanının son anda değiştirilmesinden sonra gelen bu tutuklamalar, iktidara fatura ediliyor. Sadece fatura edilmekle kalınmıyor yine hiç ilgisi olmasa dahi, bu tutuklamalar AK Parti’nin askerden intikam alma operasyonunun devamı şeklinde algılanıyor. Aslında, iktidarın artık askere bir gözdağı vermeye ihtiyacı da yok. İşin o yanı çoktan tamamlandı ve TSK kışlasına çekildi. Ancak bunu kamuoyuna anlatmak imkansız. Algılama bambaşka.

Orgeneral Koşaner güç durumda...

Hele Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner’in durumu daha da zor. Bugüne kadar, Genelkurmay Başkanlığı hukuki sürece hiçbir zaman müdahale etmedi, engellemeye de kalkmadı. Ancak şimdi silah arkadaşları için bir şeyler yapması isteniyor. Türk Silahlı Kuvvetleri, en tepeden en aşağıya, emeklisinden kendilerini askere yakın gören sivillerine kadar, son derece rahatsız. Kırgın, kızgın ve çaresiz. Tepkilerini de 1’inci Başkan’a gösteriyorlar. Onun ise, Başbakan ile konuşmaktan başka bir çözümü yok. Başbakan’ın da yapacağı bir şey yok. Telefonu açıp, mahkeme başkanına direktif veremez. Adalet Bakanı, bu saatten sonra kimselere telkinde bulunamaz. Dışarıdan bakıldığında, sanki mahkeme heyetiyle sanıklar arasında bir itişme-inatlaşma varmış gibi bir durum sezinleniyor. Olan da, Türkiye’ye oluyor. İktidardaki siyasi partiye düşmanlaşan bir ordu, cepheleşmiş bir kamuoyu yaratıyoruz. Gereksiz bir gerilimin, tehlikeli bir tırmanışın içine sürükleniyoruz.

KİTAP KÖŞESİ

‘Çağdaş Kıbrıs’ın Kısa Tarihi’

Heinz A. Richter’ın son kitabı “Çağdaş Kıbrıs’ın Kısa Tarihi 1878-2009”, Galeri Kültür Yayınları’ndan çıktı. Yazar Richter, yayınlanan bu kitabın yedi yılda yazdığı ve dört ciltten oluşan 2667 sayfalık çalışmasının bir özeti olduğunu söylüyor. Çağdaş Kıbrıs’ın tarihini, sadece belgelerden değil bizzat tanıklıklar ve yaşanmışlıklar ile birlikte okumak çok etkileyici. Resimler ile de desteklenmiş bu kitap Kıbrıs’ı takip edenler için bulunmaz bir nimet. (Galeri Kültür Yayınları: 0392 227 92 82)

‘Rus Basınında Türkiye ve NATO’

Rasim Dirsehan Örs, bize bu defa soğuk savaş dönemindeki propaganda savaşlarını anlatmış. Soğuk savaş yıllarında, bizdeki genel düşünce her an Sovyetler, Kafkasları aşıp Kızıl Ordu ile topraklarımızı işgal edecek şeklindeydi. Şimdi Örs’ün, “Rus Basınında Türkiye ve NATO” adlı kitabından anlıyoruz ki aynı korku koskoca Sovyet İmparatorluğu basınında da varmış. Sovyetlerin NATO’ya ve Türkiye’ye bakışlarını içeren bu son derece önemli kitap Cumhuriyet Kitapları’ndan çıktı. (0212 343 72 74)