Teselli kadrosundan bir ses lütfen!
02 Ekim 2009

Beşiktaş önce CSKA’ya ardından da Yaprak Dökümü’ne (Kanal D) yenildi önceki akşam. Anadan doğma bir Beşiktaşlı olarak elemimi anlatamam... Şampiyonlar Ligi’nde umudum kalmadı. Sanırım yayıncı kanal da umudunu tüketmiştir. Beşiktaş’ın kalesinde gördüğü her gol Star’a da atılmış oldu çünkü... 

Üzüntüm bir kenara, önceki akşam maçı izlerken, önce sahadaki takıma, ardından mikrofondaki İlker Yasin’e çok doldum... Evet, saha içi berbattı; buna İlker ağabeyin isteksiz anlatımı eklenince hakikaten futboldan soğudum. Oysa ki Yasin’in kadrosunda çakı gibi Beşiktaşlılar var... İnsan görüntüde bulamadığı teselliyi seste arıyor. Bir dahaki sefere en azından bu teselli ikramiyesini Star yönetiminden arz ederim! 

OKAN KIZARTTI... 
Okan Bayülgen bir önceki sezon gecelerini doldurduğu NTV’ye çiçeği burnunda bir baba olarak konuk oldu. Yanına baba yarısı Hakkı Devrim’in de konmasıyla nükteler havada uçuştu o akşam... İstanbul bebeğini ve ona okuduğu danalı ninnileri anlatan Okan için kendi deyimiyle “insanların çocuk yapmak için doluştuğu bar hayatı” bitmişti... 

Hatta durumu, “Biz çocuğu yaptık, eve gidiyoruz. Darısı başınıza” diyerek özetledi bar ahalisine. İş böyle dolaylı da olsa cinselliğe kayınca bir güzellik de programın sunucusuna yaptı Disko Kralı... Mirgün Cabas’ın kirli sakallarını “Ben yumurta gibi çocuktum ama şimdi büyüdüm sakal bıraktım seksi oldum” şeklinde yorumlayınca Cabas kızardı. Ve evet, sakal da kırmızı da yakıştı Mirgün kardeşime! 

DÜNDAR BAŞARDI! 

Uğur ağabey el atınca helikopter kazasında görev şehidi olan İsmail Güneş kardeşimizin kameraları sağlığında görev yaptığı İhlas Haber Ajansı tarafından ailesine teslim edildi... Tutanak karşılığında ve bedelsiz olarak. Böylece bir ayıp da ömrü uzamadan çekip gitti mesleğimiz üstünden. Ne mutlu! 

SLİP MAYONUN SÜNNETİ! Yaşar Nuri Öztürk ile Murat Bardakçı’nın önceki gece Türkiye’de İslam’ı tartıştığı Sansürsüz (HaberTürk) bir anda aksından kayarak mayo polemiğine döndü... Bilmeyenler için Yaşar Nuri hocanın slip mayolu resimleri yayınlanmıştı Hürriyet’te. Bardakçı da köşesinden işmar etmişti duruma. Onun rövanşını izledik işte... 

Öztürk’ün “Benim donumdan sana ne be adam?” sorusuna “Don değil mayo” diye gelen Bardakçı düzeltmesi bir hayli komikti. Ve fakat, ekranın altında yazan “ilmi” konu bandıyla hiç ilgisi olmayan bu tartışmanın giderek hakarete dönüşmesi izleyiciyi çileden çıkardı. Programı mail bombardımanına tutan izleyicinin tepkisi sonrası mayo meselesi, “şort nereleri kapatırsa sünnettir” diye dinselleştirildi ki; o çok daha komik durdu... Hülasa, Sansürsüz’e sansür farzdı o gece! 

FERHUNDE'YE NE OLDU? 
Milli maçlar dışında Yaprak Dökümü’nün baş edemediği spor aktivitesi yok ekranda. Çünkü dizi hakikaten başlı başına bir spor salonu gibi. İnsanın bu kadar entrika ve kötülüğü bir araya getirebilmesi için ekstra bir beyin sporu yapması lazım. En azından tablada satranç, kağıtta briç çalışmalı... Neyse, ben bu son bölümde Ferhunde’yi biraz çaptan düşmüş gördüm. Yüzünün rengi de gitmişti hani. Belli ki Mithat zehirlenmesi yaşıyor... 

O değil de, kızımızın bir türlü hesaplaşmasını bitiremediği bir geçmişi var ya, o defter nasıl dürülecek merak ediyorum?.. Şevket, hep aklında. Nihat, aklından hiç çıkmıyor. Elde de Mithat var. Hani bir karar verse artık. Kötü sıfatlarına bir de isterik eklenmesini hazmedemez sanırım. Ama yolda hani, çıktı çıkacak kalemimden, söylemesi! 

BAKAN KOLTUĞUNA DÖNDÜ AMA! 
Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf televizyon defterini şimdilik kapadı. Sayın bakana makamına dönmesi çağrısını düşmüştük geçende. Öyle de oldu sanırım, mesleğimizi bize bıraktı... Fakat, içinde hâlâ Türk aile yapısına ekran üzerinden çeki düzen verme ukdesi kaldıysa, kendisine saat 24.00’ten sonra uydu kanallarına göz gezdirmesini tavsiye ederim... Şifrenin bile “çirkef bulaşır” diye topa girmeyeceği görüntüler yayınlanıyor oralarda. Cinsellikse sonuna kadar, kumarsa biri bin para. Bir yerlerden ekranı tımar etmekse niyeti o ekranlardan başlasa diyorum; dizilere biz atarız kaşağıyı...