Suçlu, parti tabelası mıydı?
13 Aralık 2009

DTP’nin kapatılmasına şaşıran oldu mu?
Korkuyla beklenen ama kaçınılmaz olduğu bilinen son; üstelik de siyasilerin bütün sorumluluğunu Anayasa Mahkemesi’ne atıp, ellerini ovuşturdukları, “ne yapalım, şeriatın kestiği parmak acımaz” diyecekleri cinsten. Oysa Anayasa Mahkemesi şeriatı değil, TBMM’nin yaptığı yasaları uyguluyor! Eğer parti kapatmak, demokratik hukuk devleti kuralları içinde istenen, razı olunacak bir karar değilse, bir zahmet değiştirirsiniz anayasa hükümlerini, Anayasa Mahkemesi de önüne gelen dosyaya o yeni hükümler çerçevesinde bakar ve kapatmaz. Partiyi kapatmaz ama parti kimliği içinde suç işleyenler cezalarını görür. Çünkü cezasız suç olmaz! Ama parti kapattığınız zaman ne değişiyor? Yerine yenisini açıyor, aynı tas aynı hamam ve hatta daha fenası, aynı tellaklarla aynı keseyi atmaya devam ediyorlar!

Suç varsa, ceza da var
Söylemek istediğim, maruzatım şudur: Yasalarımıza göre etnik esaslara dayalı siyasi parti kurmak ve terörü öven eylemlerde bulunmak suçtur. DTP’nin kapatılması için 40 küsur neden var. Bunlar bilinirken ve dosya mahkemeye gitmişken “hukuken haklı ama siyaseten yanlış bir karar, sonuçları çok fena olur” demenin anlamı var mı? Bir hafta önce de yazdığım gibi, hukuki kurallara göre çalışan bir mahkemeden siyasi bir karar vermesini beklemek haksızlık değil midir? Nitekim karar oy birliğiyle verilmiş, demek ki hakimler, siyaseten ne düşünürlerse düşünsünler, önlerine gelen dosyada “kapatılmasın” diyebilecekleri bir tutunacak dal bulamamışlar! Ve yine beni çok şaşırtmasına rağmen, demek ki hakimler, önlerine gelen delil ve raporlarda, partinin en sağduyulu bilinen isimleri Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk dışında sıkıntı yaratmış bir milletvekili görememişler. Benim de, sizin de ilk aklınıza gelen, demeç ve eylemleriyle hepimizin tahammül sınırlarını zorlamış bir Emine Ayna, demek ki mahkeme açılana kadar bir sus pus vaziyetinde miymiş? Hiç mi tahrik edici, rahatsız edici demeci, eylemi olmamış?

Yedek parti hazır
Siyaseten 5 yıl yasaklılar listesine giren bütün o isimler içinde kamuoyunun asıl beklediklerinin olmaması, mahkemeye gelen delil ve raporların bizim zannettiklerimizden çok farklı olmasından mıdır? Zaman içinde bunlar açıklığa kavuşacak. DTP’nin kapatılması, etnik siyaset yapılmasını ne kadar önleyecek? Onun yerini alması çoktan planlanmış bir ikinci partinin oraya transfer olacak eski ve yeni üyelerle aynen ve hatta daha sert bir tavırla siyaset yapması önlenecek mi? DTP’nin kapatılmasından ders mi alınacak yoksa mağduriyet primini yükseltmek için kitleler sokağa mı dökülecek?
Hepimizin farkında olduğu husus, DTP’nin bu karar öncesinde kapatılmak için her türlü tahriki sürdürdüğü, sözcülerinin dilinin kemiği olmadığı değil miydi?
DTP, adeta bir süre için siyaset sahnesinden çekilmek ve açılım muhatabı olarak hükümetin karşısında bir tek İmralı ve Kandil’i bırakmak için özel olarak uğraşmamış mıydı? Gelinen noktada İmralıdaki şahsın ellerini oğuşturduğu ve “ben olmadan asla” şarkısını söylediğini düşünmemek mümkün değil. Hatta kendisine bağlı grupları sokağa dökmek için artık birkaç cm dışında daha ciddi nedenleri olduğu. Zaten Öcalan, açılım tartışmaları başladığından beri DTP’yi safdışı etmek istediğini öylesine açık etmişti ki! Sokaklarda kan dökülmesi kimin işine yarar? Bu ülkede yaşayan ve benim ülkem diyen hiç kimsenin! Ne Türklerin, ne Kürtlerin! Önce herkes sakin olacak. Kışkırtmalara, öfkelere, kırgınlıklara, kızgınlıklara kapılmayacak.
Ayrıca hepimiz biliyoruz ki bu Türkiye’de kapatılan, maalesef, ne ilk, ne son parti! Sanki suçu parti tabelaları ve parti binaları işliyor. Kapatsınlar asıl suçlular yenilerini açar nasıl olsa. Türkiye’de değişmesi gereken, ortaçağ usülü dil, din, ırk esasına siyaset yapma geleneğidir! Türkiye’de yerleşmesi gereken gerçek demokrasidir. Hak isterken, diğerinin hakkının sınırında durmayı bilmek. Bir süredir insanlar “kendi memleketimde ben Türküm demekten çekinir oldum” diyorlarsa, Kürtler demokratik haklarını isterken devletin binalarına saldırıyorsa, bu bir hak arayışı değildir, çoğunluğun gözünde bir isyan hareketidir ve bugün parti kapatılmasına çoğunluk göz yaşları dökmüyorsa altında bu gerçekler yatmaktadır. Yola devam edecek yeni partinin bu gerçeklerin ışığında yolunu aydınlatmasını dilemekten başka bugün için söylenecek söz yok.