Yeni Yazısı > Siz çok mu güvenilirsiniz? - 21.10.2009

Siz çok mu güvenilirsiniz?
21 Ekim 2009

Meseleye hiç girmek istemezdim. Ama Seda Sayan bile güvenilirliğini savunur duruma düştü bu ülkede. Bildiğim kadarıyla programına oyuncular alarak mağduru oynatmıştı...

Bu tarz programlarda ilk “cast vakası” ona ait değil ki. Yıllarca bu ülkede çeşitli reality şovlarda oyuncuları gerçek karakterlermiş gibi izlettiler insanlara...

Bir gün önce ekrandaki mahkeme salonunda salya sümük ağlayan bir kadın, bir gün sonra üçüncü sınıf bir dizide evin annesini filan oynuyordu. Yıllarca yedik bunu. İtirazım Var dediğimizde hakkımızda edilmedik söz kalmadı...

Velev ki Seda oyuncu kullandı programında. Peki gerçek karakterlerin çemkirdiği programlar çok mu samimi? Çözülen sorunlar(!) çok mu kalıcı?.. Şu organize linç şebekeciliğini bırakalım bir kenara. Memleket meselelerine bir gram duyarlılık göstermeyen kahvedeki adam, penceredeki kadın cehaletinden kurtulalım bir an önce...

Seda’nın bu ülkede güldürdüğü binlerce yüzü unutmayalım hiç. Ve madem taş atıyorsak; en masum biz olalım!

Böyle final olur mu?

Elveda Rumeli’nin (atv) biteceğini ilk ben not düşmüştüm tarihe. Köşemizden alıp yayınlayanlar oldu, hasetlerinden çatlayıp mahreç kullanmadan kendi haberiymiş gibi servise sunanlar da vardı... Felaket tellallığına meraklı olmadığım için çok alınmadım. Fakat emek hırsızlığı mahkemesi rahmani olan bir suç. Neyse... Benim takıldığım mevzu dizinin final bölümünün “zorla ve ucuz yollu” yaptırılarak hikayeye dizinin önceki bölümlerinden seçilmiş görüntülerle son verilmesi... Sütçü Ramiz ve eşrafını 1907 senesine gömdüler resmen. Ciddi bir haksızlık oldu bu. Teslim edersiniz ki, dizinin bir hayli kalabalık olan izleyicisine de saygısızlık, bir yandan... İşte o kalabalık yayıncı kanala çok tepkili. Ben sözcü olarak bu türden işleri bir şekilde transfer edip yayınlayan ve sanırım bu haliyle de seyirciye saygıda kusur etmeyen TRT’den Elveda Rumeli’ye ilgi istiyorum. Hikayesi bitmedi çünkü... Ve biliyorsunuz ki, anlatılan hepimizin hikayesi!

Deniz Kıbrıs’ın neresinde?

Muhtemelen sonradan Ezel Bayraktar’ın çıkacağı kesin olan bir çocuk var Ezel (Show TV) isimli dizide. Adamımızın sevdalığı Eyşan ve Ömer’in ortak yapımı olduğu ileri sürülen...

Fakat çocukta bir tuhaflık var. Büyümüyor hiç. Eyşan’ın 2005’te çektirdiği fotoğraftaki haliyle şimdiki arasında fark yok. Zaman akıyor, çocuk bakıyor!

Yoğun olarak geri dönüşler yapılan dizilerin en çok takıldığı yer de bu devamlılık sorunları. Bu küçük detay dizinin bütünü hakkındaki sevdamızı etkiler mi; hayır elbette...

Bir de diyorum, Kıbrıs coğrafyasını iyi bilenleri hafife almasalar. Mesela, Ercan Havalimanı’yla en yakın sahil arasındaki 25 kilometreyi yokmuş gibi göstermeseler!

Bir dizi niye biter?

Kaç yıldır yayındaydı. İzlemek çok da nasip olmadı. Ama ekranın sağ üst köşesinde final yazısını görünce bakakaldım 5. Boyut isimli diziye... Aslında beni şaşırtan STV’nin bir diziye son vermiş olmasıydı. Bu konuda bir hayli muhafazakar kanal. İşinin arkasında en sıkı duran ekran belki de...

Ama ne bileyim, 5. Boyut bitiverdi işte. Oysa ki STV’nin dizilerini yazanların hayal güçlerine çok güvenirim. Hakikaten bir boyut tükendiyse dört tane daha vardı be kardeşlerim!

Ankara’nın renkli havası...

Müşerref Seçkin tanıdığım en iyi Ankara gazetecilerinden. Yıllarca Show Haber’i temsil etti başkentte. Bunu bir kenara koyun...

Uzun süredir Halk TV’nin yöneticisiydi. Ve ciddi bir şekilde kızgındım, kendini ekrandan çektiği için...

Önceki pazar döndü ekrana. Söz Meclisten Dışarı isimli programıyla yönettiği kanala ciddi bir renk getirdi. Bir tanesini buraya not düşmek, tarihe not düşmek gibi bir şey...

Nur içinde yatsın; Bülent Ecevit’in 12 Eylül öncesinde kullandığı mütevazı Anadol marka otomobil bugün nerede dersiniz? Müşerref bulmuş!

Ankara’da kamyonete çevrilerek YÖK’e yemek taşımada kullanılıyormuş. Arabanın şimdiki halini görünce “nereden nereye” dedim içimden. Ciddi bir ders bu!

Saltanatı ve koltukları sonsuza kadar elinde tutacağını sanan her kim varsa, hepsine!