Savcıyı, hakimi rahat bırakın ki 'kumanda merkezi' bulunsun
11 Şubat 2011

19 Ocak 2007’de işlenen Hrant Dink cinayeti konusunda Başbakan Erdoğan’ın çok önemli bir cümlesi var: “36 saat içinde zanlı yakalanıp adalete teslim edildi. İrtibatlarının bulunması yargının işidir. Ancak 4 yıldır bu irtibatlar bulunamadı. Tetikçiler yakalanıyor da kumanda merkezinde kim var? Ana kumanda kimde?”... İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 7 Şubat’ta yapılan Dink duruşmasında çok önemli bir durum ortaya çıktı. Savcılık, Hrant Dink cinayetinde ihmali olan 28 kamu görevlisiyle ilgili soruşturma açmıştı.

[[HAFTAYA]]

‘Cinayet aydınlanacak’ diye herkes ümitlendi. Başbakan’ın da çok merak ettiği “Kumandada kim var?” sorusunun cevabı nihayet bulunacaktı. Ama gelin görün ki siyaset yargıya hemen müdahale etti. Hem de Başbakan “Yargı bu işi çözmeli” dediği halde...

Hep aynı bakan bey: Prof. Dr. Beşir Atalay

İçişleri Bakanı Beşir Atalay “Soruşturma yok, inceleme var” dedi. Bu konuda en son konuşması gereken kişi Beşir Atalay’dır. Çünkü İstanbul 6. İdare Mahkemesi, kısa süre önce İçişleri Bakanlığı’nı ‘ağır hizmet kusuru’ gerekçesiyle, Dink’in kardeşlerine 100 bin TL tazminat ödemeye mahkum etti. Mahkumiyetin gerekçesi ise İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a bağlı olan Trabzon ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü ile Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nın zincirleme görev ihmallerinin Dink cinayetine yol açmasıydı. Bu tabloya rağmen Bakan Beşir Atalay hâlâ yolu tıkamak için çırpınıyor, ‘Soruşturma yok inceleme var’ diyerek işi hafifletmeye çabalıyor.

Şunu herkes bilir: Savcılık inceleme yapmaz, soruşturma yapar, soruşturma açar! İncelemeyi müfettiş yapar, hesap uzmanı... Onun da konumuzla ilgisi yok. Başbakan’ın aydınlatılması için destek verdiği, tüm dünyanın sonucunu merakla beklediği, Türkiye’nin alnında kara leke gibi duran, ‘tek kişilik soykırım’ diye tarihe geçmek üzere olan bir katliamın arkasındaki güçlerin ortaya çıkmasını İçişleri Bakanı niye istemez? Acaba ‘İçişleri Bakanı yargıya müdahale etti’ yönündeki manşetler Başbakan Erdoğan’ı rahatsız etmiyor mudur?

İçişleri Bakanı’nın bu açıklamasından sonra ilgili savcı soruşturmayı özgürce yürütebilecek midir? ‘Ucu nereye giderse gitsin’ diyerek soruşturmayı genişletebilecek midir? Başbakan Erdoğan’ın imzasını taşıyan 2 Aralık 2008 tarihli, Dink cinayetinde ihmali olduğu iddia edilen kamu görevlileri hakkındaki Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunun etkisizleştirildiği, çürütülmeye çalışıldığı yer, yine İçişleri Bakanlığı’dır. Bu da gösteriyor ki; Dink cinayetinde yol almaya kalkan herkes karşısında İçişleri Bakanlığı’nı buluyor.

İçişleri Bakanı artık şunun farkına varmalı; Dink cinayetinin suçluları mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında yargılanıyor. Ve orada suçluları koruyanlar da çoktan mahkum olmuş durumda. Başbakan Erdoğan gibi hepimiz kumanda merkezinde kimin olduğunu merak ediyoruz. Ne kadar engellenirse engellensin, bu cinayetin ‘beyin takımı’ bir gün mutlaka ortaya çıkarılacak ve cezasını çekecek. Bundan kaçış yok. Ama zaman uzadıkça Türkiye zarar görüyor.