Yeni Yazısı > Şarkı gibi... - 11.10.2010

Şarkı gibi...
11 Ekim 2010

Mâni oluyor hâlimi takrire hicâbım. Hicabî Bey’e ithaf ediyorum bu şarkıyı.

Gerçi ortada hicab duyulacak bir şey yok, çünkü Hicabî Bey, mesleğini ifa ediyor. Meclisteki oylamada hırpalandığı yetmiyor, ah, bir de mahkemeye gidecek olan CHP’ye üzme yetişir üzme firakınla harâbım dese vallahi yeridir.

Kusuru yok onun.

Hicabî Bey referandum mahsulüdür.

Sonuç evet çıkmasaydı, Meclis, hiç tanımadığı bu zatı, durup dururken ödüllendirmeyecekti. Başına iş... O gün, bugün, Hicabî Bey’in huzuru kaçtı. Mahvoldu sükûnum, beni terkeyledi hâbım diye dövünse, vallahi haklıdır. Çünkü Hicabî Bey’in hicabı, halini takrire bile manidir. Hicazkâr bir öykü bu.

[[HAFTAYA]]

***

Yine de CHP iyi düşünsün. Zırt pırt mahkemeye gitmeyi adet haline getirmiş dahi olsa, bu seçim, kitabına uygundur. Sadece referandumun hayır şıkkına uygun değildir.

Ne yapalım?

Açılmayan sandık kalmadı. Bu bir.

İkincisi... Düdüğü çalıp oyunu bitirecek bir hakem de yok artık.

Şimdi anlıyorum referandum niçin hayat memat meselesiymiş meğer.

Öyle ya.

CHP + Ordu, tarihe karıştı.

Geriye ne kalmıştı.

CHP + Yargı.

O da gitti.

Buyrun öyleyse Nihavent Faslına:

Kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime.

Daha durun bakalım.

Devamı var:

Titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime.

***

Bütün bunlar olmasaydı bile.

Referandum reddedilseydi bile.

Kılıçdaroğlu’nun iki yakası bir araya yine de gelmeyecekti... Gelemez.

Çünkü hak yedi o.

Çünkü Türkiye’nin bu tek dürüst adamı, parti başkanlığına dürüstçe gelmedi.

Benim bildiğim CHP, sadece haksız servet yapanlara değil haksız mevki edinenlere de karşıdır.

Öyleyse, şimdi de buyurun Kürdüli Hicazkâra:

Bir kendi gibi zalimi sevmiş yanıyormuş.

Daha durun.

Devamı var:

Duydum ki beni şimdi vefasız arıyormuş.

Çook arar.