Yandex.Metrica
Milletin vekili parlamento mu muhtar mı?
26 Şubat 2010

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim üyeleri, ‘Vergi, Temsiliyet ve Demokrasi İlişkisi Üzerine Türkiye'de Vatandaşların Algıları’ başlıklı bir araştırma yaptı. Araştırmanın çok ilginç ayrıntıları var.

Türkiye’de seçimle iş başına gelen ve toplumu temsil eden üç makam var. Birincisi muhtarlar, ikincisi belediyeler üçüncüsü de parlamento. Yani halk seçimlerde oy vererek buralarda temsil ediliyor. Araştırma 18 Haziran-23 Temmuz 2009 tarihleri arasında 2 bin 400 kişiyle görüşme yapılarak gerçekleştirildi.

Ankete katılanlara, temsiliyet bakımından muhtar, belediye ve parlamentoya sıfır ile 10 arasında bir puan vermesi istenmiş.

Vatandaşlar temsiliyet bakımından muhtarlara 6, belediyelere 4.8, parlamentoya ise 3.3 puan vermiş. Yani temsiliyet bakımından muhtarları parlamentodan ileride gördüklerini söylemişler. Demokrasiye katkısı seçimden seçime oy vermek olarak görenlerin düşüncesi de daha farklı olamaz herhalde.

En güvenilen kurum TSK

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim üyeleri Prof. Dr. Ünal Zenginobuz, Prof. Dr. Fikrat Adaman, Doç. Dr. Fatoş Gökçen ile Çağrı Savcı ve Emre Tokgöz’den oluşan ekibin yaptığı ve Açık Toplum Enstitüsü tarafından finanse edilen araştırmada kurumlara duyulan güven sıralaması da yer alıyor. Ankete katılanların 10 puan üzerinden en güvendiği kurum 8.2 ile Türk Silahlı Kuvvetleri çıktı. Jandarma 8.1, muhtar 7.3, emniyet 6.9 puan aldı. Hükümete güven 10 üzerinden 5.7, belediyelere güven 5.5, maliyeye güven ise 5.3’te kaldı. Ankete katılanlar, iş bulurken, belediye ihalelerinde ve devlet ihalelerinde büyük ölçüde yolsuzluk yapıldığını düşünüyor.

Ankete katılanlara “Sizce kamu kurumlarında işe girmek isteyenlerin başvuruları nasıl değerlendiriliyor?” şeklinde soru yöneltildi. Vatandaşlar 10 üzerinden 7.03 puanla “Kesinlikle kayırma yapılıyor” yanıtı verdi. “Devlet otoyol, baraj gibi büyük ihalelerde bazı şirketleri siyasi ve maddi çıkar karşılığında kayırıyor mu?” sorusuna ise 7.25 puan ile “Kesinlikle kayırıyor” dediler. “Sizce belediyeler kaldırım taşı döşeme gibi projeleri ihale ile bir şirkete verirken, bazı şirketleri siyasi ve maddi çıkar karşılığında ne derece kayırıyor?” sorusuna ise 7.3 kesinlikle kayrılıyor karşılığı verildi.,

Birinci sorun işsizlik

“Türkiye’de çözülmesi gereken en önemli sorun nedir?” sorusuna verilen yanıtlarda yüzde 58 ile işsizlik birinci oldu. Bunu yüzde 16 ile enflasyon, yüzde 10 ile ekonomik istikrarsızlık/kriz takip etti.

Türkiye’de demokrasinin işleyişinden memnuniyet, ortalamada 10 puan üzerinden 4.3 gibi düşük bir düzeyde kaldı. Buna rağmen demokrasi ve fikir özgürlüğünü Türkiye’nin en önemli sorunu olarak görenlerin oranının yüzde 3’ler düzeyinde kaldı.

Araştırmaya göre vatandaşların yüzde 40’ı vergi için “Ülkenin, devletin kalkınması için yapılan zorunlu bir ödeme” tanımı yapıyor. Bu cevabı yüzde 30 ile ‘vatandaşlık görevi’ tanımı izliyor. Buna karşın, yüzde 15’lik bir kesim vergiyi negatif etkileri üzerinden tanımlıyor. Bu grubun büyük bir bölümünü vergileri, ‘fakirden alıp zengine vermenin bir yolu’ olarak görüyor.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay oyunun farkında mı?

Agos Gazetesi yönetmeni Hrant Dink cinayetinin arkasındaki karanlık ilişkiler her geçen gün aydınlanacağına daha da kararıyor.

Özellikle İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu bu konuda tartışmalı bir rol oynuyor.

Mülkiye Teftiş Kurulu müfettişleri Hrant Dink cinayetinde ihmali olduğu belirlenen Trabzon polisi ile İstihbarat Dairesi Başkanlığı yöneticilerini hep aklayan raporlar yazdı. Ardından Başbakanlık Teftiş Kurulu (BTK) bir rapor ile İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek ile C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in görevini ihmal ettiğini ortaya koydu. Başbakan Erdoğan da raporu imzaladı. Gereği için Adalet ve İçişleri Bakanlığı’na yollandı.

İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, 16 Ekim 2009 günü görevinden alındı. O da göreve iade için mahkemeye başvurdu.

Bu arada BTK’nın raporunu alan İçişleri Bakanlığı müfettişleri adı geçen polisleri ve diğer sorumluları mahkemeye gönderecek yolu açmak yerine Başbakanlığın raporunu çürüten bir rapor kaleme aldı.

BTK, 18 Ocak 2010 günü İçişleri Bakanlığı’na bir yazı göndererek, polisleri aklayan rapora sert tepki gösterdi.

Akyürek’in göreve iade talebine mahkemede itiraz eden İçişleri Bakanlığı ise ne “Akyürek’in Dink cinayetinde görevini ihmal ettiğine dair” BTK raporunu ne de BTK’nin sert yazısını dava sırasında hiç gündeme getirmedi, mahkemeye sunmadı. Bakanlık görevden almayı ‘takdir hakkı’ diyerek savununca Akyürek de görevine iade edildi. Eğer Dink cinayetindeki ihmallerini gösteren raporlar sunulsaydı Akyürek’in göreve dönmesi kolay olmazdı. Bu da İçişleri Bakanlığı içinde neler oluyor? şeklindeki soruya haklılık kazandırıyor.

Kısa süre önce Başbakanlık Teftiş Kurulu’ndan görüştüğüm üst düzey bir yetkili “İçişleri Bakanı’nın olaylardan haberi var mı bilmiyorum” demişti.

Kutlu Doğum Haftası devletleştirildi

Yıllardır büyük tartışmalara neden olan Kutlu Doğum Haftası ilk kez Resmi Gazete'ye girdi. 13 Şubat 2010 tarihli Resmi Gazete'de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Kutlu Doğum Haftası ile Camiler ve Din Görevlileri Haftasını Kutlama Yönetmeliği yayınlandı. Hatırlanacağı gibi önce İslam peygamberi Hz.Muhammed'ın doğum tarihi olduğu gerekçesiyle Kutlu Doğum Haftası kutlamaları yapılmaya başlandı.

Okullara ve devlet kurumlarına kadar yayılan kutlamaların tarihi de Ulusal egemenlik ve Çocuk Bayramı olan 23 Nisan'ı da kapsayacak şekilde genişletildi. Zamanın Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın yazdığını söylediği 27 Nisan e-muhtırasında bu durum hükümete yönelik eleştiriler arasındaydı.

Kutlu Doğum Haftası önceki yıllarda 20-26, 16-22 Nisan gibi tarihlerde yapılmıştı. Bildirinin üzerinden geçen iki yıl içinde kutlamalar 23 Nisan'ı kapsamayacak şekilde öne alındı. Diyanet İşleri Başkanlığı 13 Şubat 2010 tarihli Resmi Gazete'de yayınladığı yönetmelikle Kutlu Doğum Haftasını resmileştirdi bir başka deyişle devletleştirildi.

Birincisi Kutlu Doğum Haftası resmi kimlik kazandı. İkincisi bazı cemaatlerin 23 Nisan'a denk getirdiği kutlamalar bundan böyle "resmi" olarak 14-20 Nisan arasında gerçekleştirilecek. Ayrıca kutlamalar kapsamında nelerin yapılacağı yönetmelikle belirlendi. Böylece, dini günlerimiz ve Ramazan ayına bir de Kutlu Doğum haftası eklenmiş oldu.