Yeni Yazısı > Mamma Mia, Türkler geliyor! - 07.06.2014

Mamma Mia, Türkler geliyor!
07 Haziran 2014

Dünyanın en büyük mimarlarından birine, Mimar Sinan’a sahip bir geçmişin mirasçıları olmamıza rağmen kentlerimizin “ucube”lerle dolu birer beton yığınına dönüşmesini nasıl açıklayabiliriz? Uzun yıllar Karadenizli müteahhitlerin elinde kalan yapı sektörünün ‘btb’li binalarını yıkıp yerine camdan, kişiliksiz gökdelenler dikmemize ne demeli? Ya askeri düzen içinde dizili TOKİ binaları felaketi?.. Ankara’nın birbiriyle yarışan devasa büyüklükteki kamu binalarından söz etmiyorum bile! Adından bahsettiren mimarlarımız yok değil elbet, ama eserlerini ancak elleri tutulmadığı zaman ve yerlerde, çoğunlukla da yurt dışında gerçekleştirebiliyorlar: Vedat Dalokay’ın Kocatepe’de dinamitlenip Pakistan’da yaptığı cami ve yeni kuşak Türk mimarların Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleri’nde ortaya çıkardıkları eserler gibi. İşte bunlara imza atanlardan biri de Tabanlıoğlu’nun mimarlarından Murat Tabanlıoğlu. Venedik Bienali 14. Uluslararası Mimarlık Sergisi’nin Türkiye Pavyonu küratörü. 7 Haziran-23 Kasım tarihleri arasında açık kalacak serginin Türkiye için önemi; ilk kez kendimize ait bir yerimizin olması ve bunun için 21 destekçinin devreye girmesi.

[[HAFTAYA]]

Hafıza Mekanları

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) girişimi ile gerçekleşen serginin konusu, ana temaya uygun olarak ‘Hafıza Mekanları’, bu bağlamda Taksim-Karaköy, Büyükdere ve Bab-ı Ali/Sirkeci meydanları ile Atatürk Kültür Merkezi. Bunların nasıl konumlandırıldığını açılıştan sonra göreceğiz. Buradaki ilk günümüz, Venediklilere Barbaros Hayrettin Paşa’nın seferlerini hatırlatan ve o ünlü “Anneciğim, eyvah Türkler geliyor!” dedirten kalabalık bir davetli grubuyla kente geliş, sergileri gezmeyle geçti. Tabii mimari tasarımın önemi de tartışıldı. İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’nın verdiği örnek çarpıcı: Al Gore’un, Bush’a karşı favori gösterildiği ABD seçimlerini kaybetmesinin tek nedeni, seçim pusulasının yanlış tasarımıymış! Al Gore’a oy vermek isteyenler ikircikli tasarımın yarattığı algılama hatası yüzünden yanındaki adaya oy vermiş ve Bush küçük bir farkla seçimi kazandıktan sonra dünya tarihini değiştirecek kararlara imza atmıştı!

Türk pavyonu ne demek?

Türkiye, dünyanın en önemli sanat bienali Venedik’e 1990’lı yıllardan beri Beral Madra’nın kişisel çabalarıyla, küçük sergilerle de olsa katılıyor. 2008’de bienali gezen Bülent Eczacıbaşı, Türkiye sergisini, mekanın bitişindeki tuvaletlerin yanında zar zor buluyor. Ve Görgün Taner’i arayarak üzüntüsünü dile getirip “Bir gün bu durum düzelecek!” diyor. Yıllar sonra İKSV Yönetim Kurulu’nun başkanı olunca Türkiye’nin Venedik’te kendine yakışan bir yeri olması için uğraşıyor ve ilk kez bu yıl, Türkiye, 20 yıllık bir süre için de olsa, kendisine ait bir bölümde sergisini açma olanağını buluyor. Tabii kültür ve sanata inanmış olanak sahibi kişi, kurum ve elbette devletin katkısıyla. Diyeceksiniz ki; buraya katılmak çok mu önemli? Olimpiyatlara katılmak, sporda söz sahibi olmak adına ne kadar önemliyse, Oscar’a aday olmayı sinemamız için ne kadar arzuluyorsak, edebiyat Nobel’i aldık diye ne kadar seviniyorsak, sanat ve mimarlık adına Venedik’e katılmak da o kadar değerli. Kültür, sanat, spor, müzik, sinema, edebiyat alanında söz sahibi olmadan, sadece ekonomik gelişme ve büyüyen nüfusla da büyük devlet olunmuyor! Hele kalkınmanızı inşaat sektörüne bağlamışken mimarlarınızın sözü geçmiyorsa ortalık çirkin betona kesiyor!