Kürtçe, Birleşmiş Milletler'in de, AİHM'nin de resmî dili olmalı!!!
21 Ekim 2010

Kürtçe anadilde eğitim için toplanan 4 bin imzalı dilekçeyi, il milli eğitim müdürlüğüne veren BDP Grup Başkan Vekili ve Batman Milletvekili Bengi Yıldız çıkışta “Kürt coğrafyasında birinci resmî dilleri Kürtçe, ikinci dilleri de Türkçe olacak. Hem Türkçe, hem Kürtçe öğrenecekler. Türkiye genelinde resmî dil Türkçe ama Türkiye'nin tüm bölgelerinde ikinci dil olarak Kürtçenin öğretilmesi lazım. Valisi, kaymakamı, Emniyet'i, öğretmeni Kürtçe bilmiyor ve 'Sizi yöneteceğiz' diyorlar. Bu halkın dilini anlamayanlar, bu halkın sorununu da anlayamaz”diyor.
 
Dağların şerefiyle oynadınız
 
Sayın vekil, siz Kürtçe biliyorsunuz da bu garibim insanların sorunları için bir kelime dökülüyor mu ağzınızdan? ‘İş, aş, eş’ nerde demek ‘un, tuz, şeker’ gibi çok mu uzak durulması gereken istemler bunlar? Dilleri için değil, ‘gırtlakları’ için bir kelam ettiniz mi hiç? ‘Check up’ değil, doktor yüzü gördüler mi bu insanlar? Oralara gelen idealist doktorları, hemşireleri, öğretmenleri, bilumum partinizin ‘delikli metal kanadı’ yıldırttı, öldürdü… Bu mu soydaşını sevmek? Bu mu be Kürt Milliyetçiliği?
 
Faili meşhurlar(!)
 
‘Delikli metal kanat’, sapık ‘derin devletle’ karşılıklı rekabete girip, birlikte köyleri yaktı. Fukara köylülerin boğazlarına çöküp, kümesindeki tavukları, yumurtaları, kilerindeki peyniri, somunu, peksimeti, tek sermayeleri olan 3-5 küçük başı dağa kaldırdı. Kürt, Türk, bebe, dede, bacı, hacı demeden doğradı. Gencecik insanları yıllarca dağlara hapsetti. Bedenlerini devlete hedef yaptı. Dağların şerefiyle oynayıp o rakımları ‘kerhaneye’ çevirdi. Cevap ver, verebiliyorsan şayet Sayın Bengi Yıldız?
 
‘Faili meşhurları’(!), ‘ortada ‘ölüm kuyusu’ var, dağdan geçleri’, köylülere ikram edilen ‘Yeşilyurt menüsünü’, ‘Hizbullah kelle-paçacılarını’ inkâr edenlerden değiliz.
 
Sabahtan akşama türban, akşamdan sabaha Kürtçe
 
Zorunlu din dersi gibi Kürtçede mecburi olmalı(!) Sadece Kürtlere değil, Türklere de ‘metazori’ Kürtçe öğretilmeli. Polis Kolejleri’nde, Siyasal’da, Kamu Yönetimi’nde, Hukuk’ta, Türkler de Kürtçe okumalı(!) Hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 17 yüksek yargıcı da hızlandırılmış Kürtçe kurslarına itirazsız katılmalı(!) Hatta hatta Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’nde geçerli İngilizce ve Fransızca ya da Ekonomik ve Sosyal Konseyi’nde resmî diller olan Rusça, Çince, İspanyolca, Arapça, İngilizce ve Fransızca'nın yanında mutlaka Kürtçe de yer almalı(!) 
 
Gündem hacker’ları
 
Türkiye’mde insanların boğuştuğu bin bir tane sorun varken, sabahtan akşama kadar türban, akşamdan sabaha kadar Kürtçe… Yeter artık be… ‘Gündem hacker’ları’… Önce siz şu, farkına bile varamadığınız ‘Kürt düşmanlığını’ bir yana bırakın, hadi biz ‘yuttuk’ diyelim ‘Türk düşmanlığınızı’
Ne diyor Erbakan Hoca: “Hadi ordan… Hadi ordan… Hadi ordan…”
-----------------
 
Gözümüz aydın, Necmettin Hoca geri döndü
 
Karikatür, mizah ve komedi sektörümüzün ‘ağır hocası’ (ağır sanayiden geliyor), en hatırı sayılır müşterilerinden Necmettin Erbakan Hoca’mız, 84’ünde siyasete geri döndü. Necmettin Hoca’nın yaşı, artık ‘Mustafa Kemale(!) erdiği için’ bu saatten sonra mevki, makam, koltuk peşinde koşamayacağı aşikâr. Zaten Hoca, ‘koltuk altından destekli’ siyaset yapıyor. Yıllar içinde bu ‘anahtar lider’ ‘Kadayıfın altı kızardı’ dan, ‘perhize girerek’ ‘Ispanaktan yağ çıkmaz’a geldi. Ispanakta ‘yağ’ yoktu ama içinde hocaya gerekli ‘demir’ vardı. Demir de ‘Allahın izniyle’ tekrar başlatılacak ‘çok ağır sanayi’ hamlesinin temel atmalarında beton için lazım olacaktı.
 
Göklere yükselen trilyonlar ve uçan seccade
 
‘Namaz camide kılınır, havrada kılınmaz’ diyerek hâlâ ‘çömezi gördüğü’ hükümetin, İsrail’le iki ileri, bir geri de olsa ‘mehteran yürüyüşü’ politikasını eleştiriyordu.
 
Ancak Erbakan Hoca’nın da 5 vakit namaz anlayışı biraz farklıydı. Özellikle seçim dönemlerinde, aynı öğle namazını 3 ayrı camide eda ediyor, aynı ikindi için 5 farklı namazgâhta secdeye varıyordu. Hoca’nın ‘göklere yükselen trilyonları’ gibi ‘uçan seccadesi’ de böyle meşhurdur yani.
 
Şahap-3’e karşı ‘kılıç-kalkan’ ekibi
 
Erbakan, pek yakında söyleyecekleri ile benzetmeleri ile yine ortalığı kırıp geçirecektir. Necmettin Hoca, Amerika’nın İran’daki özellikle Şahabettin (!) (Şahab-3) uzun menzilli balistik füzeleri ile Kuzey Kore’deki Sükût (!) (Scud) başlıklarına karşı, Türkiye’de konuşlandırmaya çalıştığı ‘füze kalkanı’ için şunları söyleyebilir: “Şeytan Amerika’nın(!) kalkanına, zarganasına ihtiyacımız yok. Ecdadımızdan kalma mübarek Bursa’nın ‘kılıç-kalkan’ ekibi bize kâfidir Elhamdülillah.”
 
Ancak Numan Kurtulmuş’un partiden tasfiye edilmesi, Saadet’in, 40 yıldır ‘eşel-mobil’ sisteminin (yükselen fiyatlara karşı ücretlerin arttırılması) savunucusu, artık maalesef ‘immobilize’ Necmettin Hoca’ya, onun ‘ihtiyar heyeti’ne ve mahdumu Fatih Erbakan’a kalması istikbal sağlamayacaktır. Erbakan ‘doğal lider’ olarak kalacaktı. Çünkü bu haliyle SP’de AKP oldu; Ak Kafalılar Partisi… 
 
Ama yine de ‘Sensiz Saadet Olmaz’ hocam!
 
Not: AKP’nin, Meclis’te ‘tur’ban’a çıkışı (3) - bir sonraki yazı…