Yeni Yazısı > Küçük kardeş olmak! - 17.10.2009

Küçük kardeş olmak!
17 Ekim 2009

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Çocuk Dizisi’nden piyasaya çıkan ‘Ağabeyim Boris’ adlı kitabı okurken geldi aklıma... Küçük kardeş olmak da gerçekten zormuş! Her zaman olumlu yönleri ortaya çıkarılsa da ‘Daha rahat büyütüldükleri, zincirlerini daha kolay kırdıkları, izinleri daha kolay kopardıkları’ yönünde... Aslında küçükler tarafından bakıldığında olaya hiç kolay değil hayat! Timsah kardeşlerin hikayesi anlatılıyor kitapta. Küçük timsah oyunları, odasını, kurabiyesini kısacası hayatını paylaştığı ve en iyi arkadaşı olarak gördüğü ağabeyi Boris’in büyümesine tanıklık ediyor. Büyüdükçe arkadaşlarına yakınlaşan, kardeşinden uzaklaşan Boris, küçümser tavırlarla kardeşine baktıkça, kardeşi de onun peşinde daha büyük ısrarla dolanıp duruyor. Ağabeyinin dinlediği gürültülü müzikleri sürekli dışarıya çıkmasını izleyen kardeş, kendisini nasıl da bir kenara itilmiş hissediyor. Küçük kızım Duru’yla kitabı okurken birdenbire sorular sıralanmaya başladı. ‘Anne Derin de bana sen bebeksin diyor değil mi? Dememesi lazım değil mi? Ben de küçük timsah gibi üzülürüm değil mi?’ Küçük kardeş Duru, tıpkı Boris gibi hep kendisinden 2 yaş büyük ablasını örnek alıyor çünkü...

Adı konulmasa da kurallar var! O ne yerse yemeli! Ne giyerse giymeli! Ne yaparsa yapmalı! Bebeklik dönemlerinde bu durum Derin tarafından hoş karşılansa da büyüdükçe işin şekli değişiyor haliyle ‘Bak benim gibi yap’ yerine ‘Beni taklit etme’ demeye başlıyor. İşte bizim evdeki küçük kardeş ilk hayal kırıklığını da böylece yaşamış oluyor. Öyle tahmin ediyorum ki bu durumun dozu genç kızlık döneminde daha da artacak. Peki ama ne yapmalı? Kardeşlerin arasına ayrılık sokmadan arkadaşlarını ve sosyal çevrelerini ayrıştırmak önerilen ilk yollardan biri pedagoglar tarafından. İlgi alanlarına göre farklı hobiler, okulda edinilen yeni arkadaşlar zaman içinde küçüklerin de kendi alanlarını yaratmasına yardımcı oluyor çünkü. Abla ya da ağabey hayatın merkezi olmaktan çıkıp önemli bir kişi konumuna yerleşiyor böylece...

Gelelim işin gerçeklerine... Etrafımda küçük kardeş olan birkaç kişiye sordum, işte aldığım cevaplar:

* Sürekli ‘Ablanla-ağabeyinle birlikte gidebilirsin’ lafına maruz kalmak.

* Hep bakkala gönderilen, kumandayı getiren kişi olmak!

* ‘Sen küçüksün anlamazsın!’ sözüne tahammül etmek.

* Albümde büyük kardeşten daha az fotoğrafa sahip olmak.

* Dayak yemek (Bu durum 2 erkek kardeş için geçerli oluyor genelde, çünkü benim gözlemlediğim kadarıyla kızlar bu tarz kavgalar etmiyor.)

* Kıyaslanmak. ‘Ağabeyin, ablan böyle yapmazdı!’

* Abladan veya ağabeyden kalanları giymek zorunda olmak!

* Ben senden daha önce doğdum ya da ben senden daha büyüğüm gerçeğiyle yüzleşmek.

* Ve tabii ki koca kazık bile olsan evin küçük çocuğu olmak!