Kriz 'teğet' geçtiyse, 15 işadamı niye intihar etti?
09 Ekim 2009

Krizin iyice derinleştiği dönemde okurlardan çok acı e-mail mesajları geliyordu. Çaresizliğe düşmüş mesajlarda, ‘Ne yapalım, intihar mı edelim?’ sözlerini çok duyuyordum.
Bu mesajlardan sonra gazetelerde ne zaman ‘Borç batağına düşen işadamı intihar etti’ haberini görsem, bir kenara not ettim. Dün Funika Holding’in sahibi sevgili Osman Nuri Sözkesen’in intihar haberini okuyunca hemen o dosyaya baktım.
İstanbul, Afyon, Adana, Balıkesir, Sakarya, İzmir, Aydın, Eskişehir, Afyon, Denizli... Benim yakaladığım kadarıyla kriz döneminde 15 işadamı intihar etmiş.
Bunların arasında Ankara’nın ünlü Yüce Kolejleri’nin sahibi de var, Afyonlu işadamı Ali İhsan Özer de var... Uzun yıllar boyunca Eskişehir’de iş yapmış, yerel gençler gazozlarını yaratmış Sabri gençler de krize yenik düşmüş.
Hepsinin gerekçelerine bakıyorum neredeyse aynı... Belli bir yere kadar direnmişler, iflas erteleme, borç yeniden yapılandırması gibi önlemler almışlar... Sonra bir yere kadar gelip, çareyi intiharda bulmuşlar...
İnsanın aklına şu geliyor... Krizi ‘teğet geçen’ bir ülkede, bu kadar işadamı neden intihar ediyor?

Renkli bir işadamı

Bu arada Denizli’de Osman Nuri Sözkesen’in özel bir yeri vardı. Her toplantımıza katılırdı. 1985 yılında, 5 kişi ile kurduğu şirketini, 50-60 milyon dolarlık gruba dönüştürmüştü.
İntihar pazarlığının 8 saat sürdüğünü okudum.
Orada da büyük bir sorumsuzluk var. Eşi, sevdikleri ya da işin uzmanı olanlar çağrılsa, belki ikna edilir ve kendi elleriyle kurduğu şirketini, yeniden eski günlerine taşıyabilirdi.
Ama olmadı. 21 Ekim’de Denizli’de bir konferansa katılacak, büyük olasılıkla bir daha görüşecektik. Kısmet değilmiş. Allah’tan rahmet diliyorum.

Adresini bulamayan para ‘konut’ alımına mı yöneliyor?
Bir bankanın genel müdür yardımcısından dinledim. ‘Son dönemde eş dosttan çok arayan oluyor. Hepsi de ‘bu kadar düşük faiz varken, paramızı nereye yatıralım?’ diye soruyor. Özellikle faize alışmış emekliler ve faizle geçinenler çok şaşkın’ diye anlatıyor.
Aslında ‘şaşkın’ olmakta haksız değiller. Uzun yıllardır Türkiye’de paradan para kazanmak kolay oldu. Faiz yüksekti, dolar her zaman enflasyonun üzerinde kazandırıyordu. Mevduata iyi oranlar veriliyordu.
Likit fon alanlar farkındadırlar. 10 bin TL’lik fonunuz, günün sonunda öyle bir getiri sağlıyor ki aradaki farkı anlayamıyorsunuz bile...
Şimdi para değerlendirmede ‘yeni normal’ koşulları yaşanıyor. Alışkın olduğumuz her şey değişti, belki bir süre daha değişim sürecek.

Paranın kazanç hesabı
Önce yatırım araçlarını etkileyen gelişmelere ve kazanç oranlarına bir bakalım.
1. Eurobond’larda inanılmaz düşüşler var. 28 Ekim 2008’de yüzde 18 idi, şimdi yüzde 6.8 düzeyine geriledi. 2036 vade 60 idi, birim fiyat 100 oldu. Yüzde 70 dolar bazında kazanç inanılmaz.
2. Bono faizleri hızlı geriledi. Bono faizleri daha da aşağıya gidecek diye piyasaya olumlu hava pompalanıyor. Ancak, kimse de almaya cesaret edemiyor. ‘Yüzde 6.5’e düşer’ diyenler var.
3. Parasını faize yatıranlara aylık gelir yüzde 0.8-0.9 aralığına geriledi. Mevduat faizleri de cazibesini yitiriyor.
4. Faizin bu görünümü nedeniyle borsa ayakta kalıyor, tahminlerin üstünde performans gösteriyor. Amerikan Dow Jones 14 bin ile zirvedeyken, İMKB 56 bini görmüştü. Şimdi İMKB 50 binde, Dow Jones 9.700’de... Adresini bulamayan para, İMKB’yi yukarılarda tutuyor.
5. Bunlar olurken, para yavaş yavaş gayrimenkule kayıyor. İki nedenle... Birincisi, faizler çok düştü, kredi almak cazipleşti. İkincisi, elinde parası olan, düşük fiyatlardan konut alıp, bir yandan kira geliri, diğer yandan da fiyat artışından kazanç bekliyor.

Emlak daha öne çıkıyor
Çarşamba günü TEB’in 10 yıllık konut kredisi için yeni faiz oranları açıklandı. Birlikte olduğum bankacı bile yüzde 0.95’e şaşırdı. Büyük bankaların yüzde 1.09- 1.19 arasında oranlar verdiği 10 yıllık kredilerde, konut alacaklar için ciddi fırsatlar doğuyor.
Bunu şöyle ortaya koyayım: Eğer 100 bin TL kredi kullanacaksanız, faizin 1.1’ler düzeyinden 0.95’e gerilemesi, 10 yıllık faizde, 12 bin TL’lik avantaj sağlıyor. Az mı?
Rekabet sadece faiz oranlarına yansımıyor. Aynı zamanda masraflarda da bankalar tüketiciye yeni olanaklar sunuyor. Örneğin, 1 ay önce 100 bin TL için ortalama 3 bin TL masraf istenirken, şimdi 1000 liraya bu işi yapabilen bankalar bile var.
Konut işine yönelik ilgiyi rakamlarda da görmek mümkün... Temmuz ve ağustos aylarında, ayda ortalama 150-160 milyon TL’lik kredi kullandırılmıştı. Eylül ayında 750 milyon TL’ye çıktı. Ekim ayında 900 milyon TL’ye ulaşacak gibi görünüyor.
Böyle giderse ilk 9 ayda 39.6 milyar TL’yi yakalayan toplam konut kredisi hacmi ise 41.5 milyarı bulacak.