Konyalı gladyatörler Fenerbahçe'yi durduramadı
19 Ekim 2010

Galip geleceklerinden emindim
İlk 11 açıklandığında Alex De Souza’nın eksikliği nedeniyle hiçbir tedirginlik yaşamadığımı fark ettim. Garipti ama ben bu takıma sezon başından beri aldığı her kötü sonuca rağmen güveniyordum. Bu at gözlüğü takan fanatik bir taraftar tavrından uzak devrimin ayak seslerini duyup Aykut Kocaman ve sporcularına duyduğum güvenden kaynaklanıyordu…

Konyalı gladyatörler şaşırttı
Ziya Doğan’ın çağdışı anlayışı doğrultusunda sahaya çıkan Konyasporlu oyuncular ne yazık ki futbolcudan çok arenaya çıkmış gladyatörlere benziyordu. Ziya Doğan bu sefer yanına gittiği her takıma götürdüğü Ayman’ı alamamış fakat birçok Ayman stilindeki oyuncu yaratmayı başarmıştı. Konyasporlu oyuncular oynamaktan çok oynatmamayı düşünüp her ikili mücadelede tekme atmayı tercih edince kaçınılmaz bir gerçekle karşılaştık ne yazık ki..

Fenerbahçe şaşırmadı
11. dakikada Özer Hurmacı sakatlanarak oyunu terk etti. Maçın hakemi Abdullah Yılmaz tekme atarak rakibi sindirmeye yönelik taktiğe ses çıkarmayınca Konyasporlu oyuncular sertliğin dozunu artırmaya başladı. Fenerbahçe cephesinde merak edilen soruysa Özer Hurmacı’nın sakatlığının ardından Fenerbahçe’nin B Planı’nı sahaya nasıl yansıtacağıydı?

Yerli Alex De Souza sahneye çıktı
Özer Hurmacı’nın yerine giren Semih Şentürk Alex De Souza’yı aratmayan performansıyla bir kez daha takımı için ne kadar faydalı olduğunu gözler önüne serdi. Topu kanatlara taşıyarak gol bulma niyeti taşıyan Fenerbahçe arzu ettiği skora ortadan geldiği bir atakta iyi bir verkaçla ulaştı. Emre Belözoğlu’nun şık golü sarı lacivertlilerin deplasman fobisini bu maçta aşacağının sinyalini veriyordu.

Pamuk şekeri gibi savunma vardı
Orta sahada ve hücumda bir saat gibi tıkır tıkır işleyen Fenerbahçe’nin defansı her zamanki gibi dağınık ve ilk darbede dağılacak pamuk şekerini andırıyordu. Tekme atmaktan vazgeçip ilk atağına kalkan Konyaspor ilk hamlede golü buldu. Golde taraftarın baş tacı Diego Lugano’nun önündeki oyuncuya basmak yerine elini saklayarak dans etmeye çalışması önemli bir faktördü.



Fenerbahçe’nin sigortası Mehmet Topuz’du
Golün şaşkınlığını üzerinden atan Fenerbahçe yine ortadan geldiği bir atakta iyi bir paslaşmayla gecenin yıldızlarından olan Semih Şentürk’le golü buldu. Maçın gizli kahramanı ise Mehmet Topuz’du. Olaylı transferinde bu yana belki de ilk defa Mehmet Topuz kendisi gibi oynamayı başardı. Takımın sigortasıydı ve hem savunmada hem de takım atağa kalktığında üstüne düşeni layıkıyla yaptı. Bu takımda Baron’lardan çok takımı için savaşan Topuzlara ihtiyaç olduğunu ortaya koydu.

Savunma kravatsız takım elbiseye benziyor
Organize bir atakla üçüncü golü Miroslav Stoch’la bulan Fenerbahçe’de aksayan tek yön savunma anlayışıydı. Yobo’nun gelişiyle biraz olsun toparlanan Fenerbahçe savunması kravatsız bir takım elbise kadar uyumsuzdu aslında. Caner Erkin’den sol bek yaratma çabası iyi niyetli bir girişim olarak tarihin çöpe atılmış sayfalarında yer alacağa benziyor. Caner Erkin iyi bir sol açık fakat savunmayı öğrenmesi için çok uzun zaman geçmesi gerekiyor.

Şimdi sıra Galatasaray maçına geldi
2. yarıda çağdışı anlayışı terk edip futbol oynamaya karar veren Konyaspor için film çoktan sona ermişti. İki oyuncu değiştirip Fenerbahçe’yi sıkıştırmaya çalışan yeşil beyazlılar treni çoktan kaçırmıştı.
Fenerbahçe bir duran topta Diego Lugano’yla dördüncü golünü Konyaspor ağlarına bırakıyordu. Sonrası ise haftaya oynanacak Galatasaray derbisi düşünülerek geçirilen zamandı. Fenerbahçe deplasman fobisini aşıp attığı gol sayısını 24’e çıkarırken Galatasaray derbisi için umut veriyordu. Fenerbahçe sezon başından bu yana aradığı huzuru Konya’da buldu.