Yandex.Metrica

Yeni Yazısı > Kaza kurşunu - 28.04.2011

Kaza kurşunu
28 Nisan 2011

Çok üzüldüm.

Ermeni asıllı er Şahin Balıkçı, bir kaza kurşununa kurban gitti.

Hem de 24 Nisan günü.

İnsanın aklına önce kötü şeyler geliyor.

Ama sonra düşünüyorsunuz. Bu ilk kurban değil ki...

Ermeni veya Türk fark etmez ki. Pimi çekilmiş el bombasını acemi er’in eline tutuşturan subay, kaç gencin ölümüne sebep olduydu, hatırlamıyor musunuz?

[[HAFTAYA]]

Dikkatsizlik, ciddiyetsizlik, bilgisizlik... Daha ötesine dilim varmıyor. Kendi mayınlarımızla öldürdüğümüz Mehmetçikler, bizi vicdan azâbına sürüklemiyor mu?

Ermeni kardeşimiz Şahin, belli ki böyle bir talihsizliğe çattı.

Kasıt olmadığı muhakkak.

*** 

Ailesini tatmin etmek için, Jandarma Genel Komutanlığı, olay mahallinin kapısını açtı...

Annesine babasına, geliniz, inceleyiniz, siz sorunuz, soruşturunuz, gönlünüz rahat etsin dedi.

Bu bir ilk’tir.

Askeri kapılar öyle kolay kolay açılmaz. Ama Ermeni-Türk ilişkilerindeki hassasiyet, bunu gerektirdi.

Doğru karar.

Lâkin... Anne-baba, bunun sahiden bir kaza olduğuna inanınca, sanki ferahlayacak mı? Yoksa “pisi pisine bir ölüm” diye daha mı hayıflanacak?

Nitekim dertli baba diyor ki:

- Keşke bir çatışmada ölseydi.

*** 

Şirketlerde görev zararı diye bir hâne vardır ya, ayıptır söylemesi, bizim Ordu’da da eğitim zayiatı diye kabarık bir hâne var... Oku oku bitmez, say say bitmez... Araç devrilir, helikopter düşer, mayın ters teper, kaza kurşunu patlar, velhasıl Avrupa’nın bu en güçlü ordusunda hiç olmayacak kayıplar verilir. Kimine şehit denir, kimine gazi... Ama kendinden zâyi.

Özetlersek:

O anne-baba, mutlaka tatmin olacak.

Ama biz?

Eğitim zayiatı yüzünden daima mahcup olacağız, yeter!..