Yeni Yazısı > Kavak inciri - 04.10.2009

Kavak inciri
04 Ekim 2009

Sefası Ağustos’ta başladı, havalar böyle güzel giderse bir 15 gün daha sürer. Bu kavak inciri başka incirlere benzemez; pek nazlıdır, soğuğu ve yağışı sevmez. Patlıcan incirinin yanında, hafif çatlamış, ‘yazılı’ kabuğunun mor-yeşil rengi biraz soluk düşse de, lezzeti elhak, pek nefistir: Dipdiridir; tadı baymaz, çekirdekleri dişe yapışmaz. Buzdolabına atılmayacak kadar narindir, yoksa küser. 

Meraklısı, kabuğuyla birlikte yer. Kısacası hem taze incirdir, hem de incirden öte bir güzellik. Hallere, süpermarketlere pek girmez bu kavak inciri; Beylerbeyi Çengelköy’deki tek tük kalmış bahçelerden Beykoz’a kadar uzanır hükümranlık alanı. Her sabah bahçe sahiplerince taze taze toplanır ve civarın manav ve satıcılarına dağılır. 

Bizim Çengelköy’de de evelallah bulunur. Ana cadde üzerinde, fırına komşu, Halis ve oğulları Kemal ile Kadri Taş’ın ‘Vatandaş Manavı’, incirlerinizi strech’le bir de güzel paketler ki, alın, benim gibi, başka semtlerdeki eşinize dostunuza hediye götürün. Üstelik, bu denli gözde bir meyve olsa da, kavak incirinin kilosu bugünlerde hâlâ 5 TL! 

İşte iki haftanız daha kaldı, kavak incirinin bu yılki mahsulünden tatmak için. Kaçırdınız mı, seneye... (Halk Caddesi No: 30, Çengelköy-İstanbul Tel: 0216 422 19 43)

  
BİZİM BALIKÇI 
Kocaman çarşısıyla Beşiktaş, malum, günün her saatinde her kesimden insanın buluştuğu yerdir. Dahası, İstanbul’un en renkli mekanlarından da biridir semtin orta yerindeki Balık Pazarı. Hele şu sıralar balık bolluğu var, kaçırmayın derim. Ferruh Ötleşoğlu ve iki genç ortağı Oğuz Zariyan ile Hürrem Karslı’nın ‘Bizim Balıkçı’sı, taze ve çeşit günlük balıkları kadar, sıcak insani ilişkileriyle de gözde esnaflarım arasındadır.

 

Kalamardan fener balığına, torikten dil balığına, irili ufaklı karidesten, midyeden, bilumum ‘mevsim balığına’ her tür sevimli deniz yaratıkları, albenili tezgahtan gelip geçenlere adeta göz eder. 

Fiyatlar mı, İstanbul geneline göre, ‘her keseye göredir’: Lüfer adedi 10-15, palamut adedi 7-15 TL’den işlem görüyor şu sıralar. Kilo hesabıyla ise; kalkan 50, deniz levreği 40, dil balığı 20-35, barbunya 35, ‘çirkin kral’ fener balığı 15, çinakop 12, tekir 10 ve istavrit 8 TL mesela. ‘Dükkan sizin’, gerisi zevkinize ve bütçenize kalır, efendim.

(Köyiçi Kilise Meydanı, Beşiktaş Balık Pazarı, No: 18-19, Beşiktaş-İstanbul Tel: 0535 848 34 71 / 0536 810 11 40)

 
Esnaf lokantasının kralı: DOYUM 
Ana caddeden iskele meydanına doğru giderken solunuza düşer Doyum. Şirin ve özenli bir esnaf lokantasıdır salonu ve öndeki terasıyla. Esnaf lokantaları genelde akşam üzeri kapanır; ama Beylerbeyi canlı bir semt olduğu için, burası haftanın yedi günü saat 22’ye dek açıktır. Doyum, elbette tencere yemeği ağırlıklıdır. Ama, ‘bugün sulu yemek yemiyelim’ diyenlere; ızgara köfte, kuzu şiş veya tavuk da bulunur. Dahası, günün modasına uyan ‘kendi salatanızı kendiniz yapın’ tarzı bir salata barı da var. 

Bu arada, listede kimi zaman fırında çinakop balığı bile bulunabilir. Deneyimli Ali Usta ve genç Hikmet Koç her sabah yemekleri bir güzel yaparlar. Sonra Ali Usta tezgahın arkasına geçer, Hikmet Usta salondan terasa koşuşturur. Cihan Altan Hanım da kasadan müşteri ilişkilerine, onlara yardımcı olur. 

Azar azar tadalım bugünün listesinden: Mercimek çorbası, güzel. Etli lahana yaprak sarma hiç fena değil; kabak dolma da öyle. Yanında bir kaşık kase yoğurdu güzel gidiyor. Zeytinyağlı taze fasulye, maalesef bugün ikmale kaldı. Buna karşılık; kabak, havuç ve patlıcanlı karışık kızartma, sunumu ve lezzetiyle pek hoş. Orman kebabının da albenisi var; ama neyliyeyim, ne ona ne de tatlıya yerim kaldı. Bir dahaki sefere diyelim. 

Müşteriler genelde çevredeki işyerlerinde çalışanlar ve semtten aileler. Fiyatlar ise makul: Çorba, pilav 3, patlıcan tava 5, salata küçük porsiyonu 3.5 büyüğü 5, etli sebzeler, dolmalar 6, et yemekleri 8, tavuk kanat 9, köfte 10, kuzu şiş 13 TL. (Yalıboyu Cad., Arabacılar Sokak No: 6, Beylerbeyiİstanbul Tel: 0216 321 01 52)