Yeni Yazısı > Hagi'nin sihirli değneği (!) - 24.10.2010

Hagi'nin sihirli değneği (!)
24 Ekim 2010

Jupp Derwall ve Hagi ne demişti? "Galatasaray'ın adının olduğu her yerde umut vardır."

Hafta başından itibaren "4 mü olur, 5 mi olur, 6 mı olur yoksa 6-0 tarihe mi gömülür?" cümlelerini okuduk, sağımızda solumuzda kulağımıza fısıldandı.

GALATASARAY 45 DAKİKA BOYUNCA EZDİ
Maç başladığı andan itibaren, 6 günden bu yana önümüze getirilen senaryoya inat, Galatasaray 45 dakika boyunca Fenerbahçe'yi ezdi ve çok net söylemek gerekir ki, Galatasaray galibiyeti kaçırdı.

RIJKAARD'IN SATIŞININ RESMİDİR
Şimdi tabii tam bu noktada sormak lazım. Daha bir hafta önce Ankaragücü önünde 4 yiyen, haftalardır dökülen Servet Çetin'e, Hakan Balta'ya Hagi'nin sihirli değneği mi dokundu?

Kimse kusura bakmasın ama Servet Çetin ve Hakan Balta'nın iyi niyetinden sual olunur bu maçtan sonra. Rijkaard'ın gitmesinin hemen sonrasında aniden kendilerine gelmeleri, birkaç günde değişenin ne olduğunu sorgulatıyor insana.

3 HAFTADA 13 GOL AMA MAÇTA POZİSYON YOK
Haftalardır destanlar dizilen Fenerbahçe'nin, Galatasaray karşısında aciz durumlara düşmesi, Pino'nun tek başına özellikle Lugano'yu neredeyse her pozisyonda geçmesi, 3 haftada 13 gol atan takımın doğru düzgün gol pozisyonu bile bulmamasını "Galatasaray'ın fark yememesi mucize olur" diye ortalarda dolanan spor yazarlarına sormak lazım.

PİNO DİYE BİRİ VARMIŞ
Ayağının tozuyla teknik direktörlük koltuğuna oturan Hagi'nin yaptığı en akıllıca şey Pino'yu forvete kaydırmasıydı. Yaklaşık 3 aydır takımla birlikte olan, tartışılan adam Pino'nun aslında Baros'un yamacında ya da arkasında oynayabileceğini gösterdi. 45 dakika boyunca deyim yerindeyse kedi-fare oyununa çevirdi hadiseyi.

ELANO SİLKİNDİ
Hagi'nin yaptığı ikinci büyük değişiklik ise, her hafta yedek bankında görmeye alıştığımız Elano'yu sahaya sürmesiydi. Gönderilmesine-gitmesine kesin gözüyle bakılan Brezilyalı'nın sahada oynadığı futbol, bundan sonrası için hepimize referans olacaktır.

Fenerbahçe açısından sıkıntı verici bir maç oldu. İkinci yarı dengeyi bulsa da, net gol pozisyonu bulamadı. Kendi yarı sahasına hapsolan sarı-lacivertlilerin gol atmak için defanstan uzan toplarla Dia, Stoch ve Niang'ı buluşturmaya çalışması, çaresizliğinin de bir görüntüsüydü. Çağdışı futbolun temel sebebi tabii ki, Galatasaray'ın ön alanda yaptığı baskıydı.

İLERİYE UMUTLA BAKMAK
0-0'lık bu beraberlik elbet bir zafer değil ancak ileriye umutla bakmayı daha kolay hale getiriyor. Şimdi yapılması gereken, her alanda kendine güveni azalan futbol takımını sahada dik durur ve mücadele eder hale getirmektir.

BİRİ ADNAN POLAT'A SÖYLESİN
Ligin başındayız, bu yüzden köprünün altından daha çok su akar.  10 puan geriden de gelerek şampiyon olmak mümkün. Yine de, şampiyon olmak önemli değil. Artık Galatasaray'ın ciddi anlamda istikrara ihtiyacı var. Rijkaard'la olmadı, Hagi'yle olsun. Sürekli teknik direktörlerini kurban ederek, bir yere gidilmeyeceğini birinin Adnan Polat'a söylemesi lazım.

FUTBOLCU GÜNLÜĞÜ
Aykut Erçetin: Tarihe geçtim, Kadıköy'de gol yemedim.
Sabri: Galiba orta yapmayı öğrenmem gerekiyor.
Servet: Rijkaard gider gitmez kendime geldim, farkındasınız değil mi?
Neill: O vole girecekti, o vole girecekti.
Hakan Balta: Servet'in dediği.
Cana: Bana da yaradı Rijkaard'ın gidişi.
Mustafa Sarp: Gelen giden fark etmez, yerim garanti.
Ayhan: Paşa paşa sarı kartımı gördüm yine.
Elano: Geldiğim günden bu yana ilk kez alkışladılar beni.
Misimovic: Hagi geldi, iyi oldu.
Pino: Varlığımın farkına vardılar
Serkan Kurtuluş: Stoch'u sadece arkadan görebildim.
Barış Özbek: Oyuna girdim ama ortalarda görünmedim.
Emre Çolak: O golü atsam kahramandım.