Yeni Yazısı > Faiz artırım dönemi mi? - 08.04.2011

Faiz artırım dönemi mi?
08 Nisan 2011

Mutlaka farkındasınızdır. Son birkaç aydır Türkiye’de Merkez Bankası’nın ‘faiz indirimi’ ve munzam karşılıklara uygulanan oranların artırılmasını konuşuyoruz. Dünyada ise merkez bankalarının faiz artırımları giderek daha fazla konuşuluyor. Ekonomi gazeteleri, finans siteleri ve benzeri kaynaklarda yapılacak arama, ‘faiz yükselişinden’ söz edilme düzeyinin gittikçe arttığını gösterecektir.

2008-2010 arasında dünyanın gündeminde ‘faiz düşüşleri’ vardı. 2010’un ikinci yarısıyla birlikte bu kez ‘artırma’ haberleri öne çıktı. Şöyle bir gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere bakıyorum... Hindistan’dan Norveç’e, Brezilya’dan Kanada’ya çok sayıda ülke merkez bankası son birkaç ayda faiz artırımına gitmiş. Bazıları 1, bazıları da birkaç defa artırım yapmışlar.

[[HAFTAYA]]

Gelecek 1 yılın hesabı

Çin Merkez Bankası, 8 Şubat 2011’de yüzde 5.81’den yüzde 6.06’ya yükseltmişti. Dün Avrupa Merkez Bankası’nın 0.25’lik artırım kararı geldi. İzlediğim yatırım bankalarının raporları, 2011’in, özellikle de yarının faiz artırımları açısından dikkat çekici olacağına işaret ediyorlar. Citi Group’un yayınladığı raporda da buna ilişkin veriler var. 23 Mart 2011 itibarıyla yapılan analizde, Mart 2012 tarihine kadar faiz artırımı beklenen ülkeler sıralanmış.

Tabloda görüyorsunuz, ilk sırada 250 baz puan ile Türkiye var, onu 200 baz puan ile Şili ve İsrail izliyor. Bu tahminin doğru çıkması halinde, yıl sonunda Merkez Bankası’nın politika faiz oranının, bugünkü yüzde 6.25 düzeyinden, yüzde 8.75’e ulaşması beklenebilir. Yükselişin önemli bölümü de son çeyrekte gerçekleşebilir. Citi Group uzmanları, Eylül’de 50, Aralık 2011’de 100 ve Mart 2012’ye kadar da 100 puan artırım bekliyorlar.

Yeni dönemin etkileri

Bütün dünyada bir enflasyonist baskı var. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, gıda ve enerji fiyatları nedeniyle enflasyonun artabileceği, bunun da faizleri baskı altına alacağı tahmin ediliyor. Türkiye’de son açıklanan enflasyon verileri henüz buna işaret etmese bile, Merkez Bankası’nın açıklamaları ve aldığı önlemler, ısınmanın başladığını gösteriyor. Seçim öncesi bir faiz artırımı beklemek anlamsız olur. Ancak, Citibank’ın beklediği dönemde, oranlar aynı olmasa bile faizlerde yükseliş başlayabilir.

Bunun etkileri yılın son çeyreğine giderken görülecektir. Fakat önemli ölçüde bir etki yapacağını düşünmüyorum. Belki konut ve taşıt kredilerinde yansıması olur. Ama dünya ekonomisinin iyi gitmesi durumunda, iş dünyası açısından sorun yaratmaz diye düşünüyorum. Faizlerin geleceğine yönelik hesapları, yatırımcıların ve özellikle kredi kullanmak isteyenlerin iyi analiz etmeleri gerekiyor. Konut almayı düşünüp, iyi fırsat kollayanlar için, belki bugün, gelecekten daha elverişli olabilir.

Yeni özellik: ‘Dünyalı olmak’

Geçen hafta içinde Mudo’nun sahibi Mustafa Taviloğlu ile sohbet ediyordum. Bir yönetici aradığından söz etti. Ben de yöneticilerde ne gibi özellikler aradığını, sektör deneyiminin peşinde olup olmadığını sordum. Güzel bir yanıt verdi: ‘Biraz sektörden anlasın ama dünyalı olsun yeter.’ Taviloğlu ile yaptığımız sohbette, ‘Dünyalı olmak’ deyimini sık duydum. Thomas Friedman’ın ‘Düz dünya’ yaklaşımı gibi, Taviloğlu da ‘dünyalı olmak’ yaklaşımı ile işini global olarak yönetmeyi, global düzeyde iş bulacak insan almayı ve bu anlayışa göre vizyon anlatmayı istiyor.

Bu deyimi o kadar benimsemiş ki bir ara, ‘Dünyalı olmadığım zamanlar’ diyerek, geçmişteki yönetim anlayışına da dikkat çekmiş, bir anlamda eleştirmişti. Bir yönetim danışmanı dostum ise bu ‘dünyalı’ kavramına şu tanımı getirdi: ‘Yönetici açısından dünyalı olmak, bir Türk şirketinden çıkıp, Fransa’nın büyük bir şirketinde CEO olabilmek, işini başarıyla yürütebilmektir. Tıpkı Muhtar Kent gibi.’