Yeni Yazısı > Dünden kalan - 07.08.2013

Dünden kalan
07 Ağustos 2013

Her mahkeme kararı ya övgü alır ya yergi.
Kimin işine nasıl gelirse, adalet ya vardır ya yoktur.
Tıpkı seçim gibi...
Kazanan taraf “yaşasın demokrasi...” der, kaybeden taraf sandıkta kusur arar.
Futbolda da öyle değil mi?
Penaltı bizim takım lehineyse “bravo, yürekli hakem” penaltı bizim takım aleyhineyse “satılmış hakem.”
* * *
Silivri’deki Dava, elbette ki çok müstesna bir dava idi.

[[HAFTAYA]]

Onu en hassas terazilerde tartmak gerekirken, biz 6 yıldır sürmekte olan dava hakkında ağzımıza geleni söyledik, davayı etkilemek adına 6 yıldır ne yapmak gerekiyorsa onu yaptık, yazdık çizdik, kanal kanal gezip konuştuk.
Kurallar ta başından beri zaten çiğnenmiştir. Yani adalet beklerken -önce- kendimiz adil davranamadık.
* * *
Mükemmel bir savunma yapıldığını söyleyemeyiz.
Mahkeme bu fırsatı tanımamış olabilir. Ama her celsede gergin bir hava yaratmak, nasıl bir savunma taktiği’dir
bunu hâlâ anlayabilmiş değilim.
Buna rağmen 275 tane beraat çıksaydı, eminim ki hiç birimiz yargılama biçiminin eleştirmeyecektik. Niye?
Maksat hasıl oldu diye.
Bu mudur?
* * *
Yargıya kızan Yargı’ya bindiriyor.
Ordu’ya kızan Ordu’ya bindiriyor.
Medya’ya kızan Medya’ya bindiriyor.
Çünkü “ben varsam demokrasi vardır, ben yoksam demokrasi yoktur.”
İşte bu yüzden diyorum ki...
Bu mizacımız, yine döndü bizi vurdu.
Özetlersek: Ceza alanlar, aslında bizim kurbanımızdır. Özür dileriz.