Çözüm sürecinde savrulma hali
05 Haziran 2014

Kürt meselesinin çözüm sürecinde yeniden kan akmasın diye tuhaf olaylar karşısında dilini tutmaya gayrt eden basına yeni sefer görev emri geldi.

Erdoğan dedi ki; “Yazılı ve görsel medyayı duyarlılığa davet ediyorum. Çünkü şu anda bu süreç dayanılır, tahammül edilebilir bir süreç değildir.”

Basının göreve çağrılması pek hayra alamet değildir. Genelde bir şeyler kırılıp dökülmüştür toplamak düşer bize. Ayrıca süreçte izleyeceğiniz yöntemi basına mı sormuştunuz ya da süreci bu noktaya basın mı getirdi ki acil görev çağrısına muhatap olduk. Yine de biz tahammül edilemeyen şeyler ne olabilir anlamaya çalışalım.

Örneğin şundan olabilir mi; HDP Miletvekili Adil Zozan karakol inşaatlarının neden sorun yarattığını şöyle anlatıyor: “Devlet, stratejik yerlere kalekollar yaparak kalıcı yerleşmeyi hedefliyor.” Haydaa.. Türkiye Cumhuriyeti ordusu Türkiye Cumhuriyeti toprağında kalıcı yerleşmeyi hedefliyor ve bu büyük sorun. Bunu AKP-PKK uzlaşmasının kuryesi HDP’liler söylüyor. Dolayısıyla bir görevleri var ve devletimiz onlara bu görevi verdiyse sözleri muteberdir. Cidden siz böyle mi anlaştınız?

Böyleyse bu sözler bölünmeyi anlatıyor.

Bir de şuna bakın. PKK’nın dağa götürdüğü çocuklarla ilgili açıklaması: “İşgalci sömürgeciliğin Kürt halkı, Kürt gençleri, Kürt çocukları hakkında konuşmaya hakkı yoktur.”

Biri kalkıp dese ki “Türk çocukları hakkında şunun bunun konuşma hakkı yok”, birileri demez mi “Irkçılık bu”.

Erdoğan’ın çözümdeki muhatapları söylediği için bunlar önemli. Muhatap sen bu topraklarda işgalcisin diyor. Hadi hayırlısı. Arakan’dan Mısırlı Esma’ya kadar çocuk haklarını savunan Başbakan’ı kendi vatandaşının hakkını savunamaması düşünülemez elbet. Ama onu bu duruma basın değil kendi muhatapları düşürdü.

Öcalan Erdoğan’ı hedef aldı

Bir de Öcalan’ın Demokratik İslam Kongresi’ne gönderdiği mesaj var: “İslami ümmeti asla ‘tek devlet, tek millet, tek bayrak’ zırvalamaları anlamına gelmez.” 

Mesaj İmralı’dan devletin kontrolünde çıkarılıp okundu. Başbakan bu söylemde 2011’de yüzde 50 almıştı. Başbakan hemen ayar verir, diye düşünürken Soma faciası oldu. Başbakan Soma’da slogan atan gence ayar verdi, müşaviri birini yerde tekmeledi.

Sırrı Süreyya Önder, artık siyasi sürece geçildiğini söyledi, bakan Beşir Atalay’ın bu anlama gelen sözleri var. Erdoğan ise İmralı’da görevli Önder’i yalanladı. Ve olanla, söylenen arasındaki nice çelişkiler.

Erdoğan’ın “B ve C planını uygularız” şeklindeki uyarısına PKK “A planınız yok, zaten” karşılığını vermişti. İşte bu savrulma halleri bunu PKK’ya söyletiyor.

Hızla halka açıklama yapılmalı. Yoksa olaylar bölünme emaresi ve insiyatif kaybı olarak algılanıyor. Basın yerine doğru bilgi vermediğini iddia ettiğiniz muhatabınıza ayar verseniz daha iyi olur.

Çünkü basın görev alınca, olayları alt alta diziyor bu manzara çıkıyor.