Yeni Yazısı > Çeviremiyorsan yayınlama! - 06.10.2010

Çeviremiyorsan yayınlama!
06 Ekim 2010

Bu yıl diziler kadar filmler de ilgi görüyor izleyiciden. Çünkü bu yıl TV kanalları paraya kıyıp iyi filmler gösteriyor ekranda... Zaten sinemayla sorunu olan bir izleyici kalabalığı da evde sinema keyfini yaşıyor doğal olarak. Ama hem filmi sinemada izleyip, hem de TV’de tekrar lezzet arayan önemli bir kalabalık da mutsuz oluyor bazen... Cumartesi akşamı Fox TV’nin yayınladığı “Alacakaranlık” isimli filmde olduğu gibi. Bilmeyenler için bu filmin bir serinin ilk halkası olduğunu hatırlatalım... Ayrıca filme konu olan öyküler de daha önce kitaplaştırılıp hepsi çok satan olmuş “Twilight” serisinden.

[[HAFTAYA]]

Neyse uzatmayalım... Filmi orijinalini izleyerek tanımış ya da sinemada alt yazılı izlemiş kesim için cumartesi resmen zehir gibi bir gece oldu. Hem tercüme hem de seslendirme açısından... Karakterlerin yaşları yanlış söylendi, konular saptırıldı, tiplere uygun tonlamadan zerre kadar eser yoktu. Eh doğal olarak izleyiciyi çıldırttı bu durum... Elbette yüksek bir sanat eserinden bahsetmiyoruz ama ne olursa olsun, kendi fanatiklerini yaratmış bir filmi yayınlarken ekstra özen göstermeli televizyonlar. Şu kronikleşen özensizliğe sinema filmlerini karıştırmamalılar ya da...

TELEGOL KABARESİ!

Sanıyorum başlığı haksız bulan olmayacaktır. Görüntü yokluğuna rağmen bir dakika bile ilgi düşüklüğü yaşatmayan Telegol (Kanaltürk) ekibi artık sahneye hazırdır... Ahmet Çakar’dan başlayarak Serhat Ulueren’e kadar uzanan tüm kadro gerek diyaloglarıyla gerekse canlandırmalarıyla koparttı yine önceki akşam... Ahmet Çakar’ın bir pozisyon için dansa davet eder gibi ayağa kaldırmaya çalıştığı Gökmen Özdenak’a; “Size dokunabilir miyim?” diye sorması hakikaten yere düşürdü beni... “Futbol sadece futbol değildir” diyor herkes. “Telegol de sadece bir TV programı değildir” diyorum ben de!

Dizi Güvenlik Birimi!

Televizyonda bir sonraki bölümü merakla beklenen dizi sayısı toplam dizi sayısının neredeyse onda biri kadar diyebiliriz. Ve bu diziler yayınlandığı her akşam rekora imza atıyorlar... Durum böyleyken bir sonraki bölümde gelişecek olayların devlet sırrı gibi saklanmasını doğal buluyorum ben. Doğal olmayan o bilgilerin dışarıya sızması... Mesela Survivor’da buna benzer bir durum olduğu için sıkıntı yaşamıştık yapımcısıyla. Oysaki güvenlik duvarı yüksek tutulsaydı kimse üzülmeyecekti... Eh, şimdi Ezel’de (atv) oluyor bir benzeri. Bir sonraki bölümün neredeyse tüm diyalogları sızdı internet medyasına. Hatta sahnelerin fotoğraflarını bile gördük... Görünen o ki, artık milyon dolarlara varan prodüksiyonların etkin güvenlik sistemleriyle korunması gerekiyor. Heyecanı dağıtmamak ve hayal kırıklığına uğramamak için... Kısacası yeni bir sektör yaratmak şart oldu; Dizi Güvenlik Birimi adı altında. Ne dersiniz?

Konuk olmadan önce!

Önceki gün Kanaltürk’teki 2. Sayfa programına hem takıldım, hem katıldım. Konuşulan mesele uzayınca konuklardan Atilla Dorsay’a söz gelemedi bir türlü... Doğal olarak da Dorsay, duruma kırıldı ve programdan ayrıldı. Keşke diyorum TV programlarına konuk olanlar daha önce formatları şöyle bir gözden geçirse... Nereye gittiğini bilmeden gidenlere, gidip de pişman olanlara üzülmek zorunda kalmaz kimse. Tersi durumunda hem sunanlara hem de konuklara yazık/ayıp oluyor çünkü!

Tavuk mu yumurta mı?

Öğretmen Kemal dizisiyle geçtiğimiz cumartesi tanıştık. Hani Arka Sıradakiler’in klonu olarak tanıtılan o Fox TV’nin yeni dizisi var ya; onunla... İlk bakışta ses, ışık ve görüntü olarak Brezilya dizilerini andırdığını söyleyebilirim. Hikaye de çok bilindik zaten. Bizim idealist Kemal Öğretmen’in meseleleri. Unutmadan not düşelim bir de, kadroya bakınca, civciv sarısı saçlara sahip yeni kızımıza kadar dizidekiler bir öncekilerin tıpkı kopyası gibi... Elbette izlenme anlamında şimdilik Arka Sıradakiler’e ulaşması mümkün değil. Ama olur da ulaşırsa soracağım soru hazır şimdiden; “yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan?” Çok mu lazım yanıtı diyeceksiniz, değil ama sorduk bir kere!

Bizi izlemeye devam edin!

Full Ekran (Star TV) adı gibi dolu dolu başladı. Gazeteci Cengiz Semercioğlu ekranın birçok önemli ismini taşıdı stüdyoya... Mesela Halil Ergün’le benim önceki gün yazdığım Yaprak Dökümü dizisinin uzaması meselesini konuştu. Halil ağabey beni de arayıp sormuştu o sabah; “Sahiden uzuyor mu?”... Vallahi ben kaynağıma güveniyorum, bu bir. İkincisi de dizinin reytingleri başka bir ihtimal tanımıyor insana. Hâlâ en yakın rakibinden iki misli yüksek bir izleyici kesimine hitap ediyor, eksilme yok! Neyse Cengiz’in o akşam diğer konuklarına sorduğu sorularda da bu köşenin yoğun ağırlığı vardı. Bu kadar konuşulan meselelere imzasını atan Televizyon Hastası’nın hizmetleri hem yazılı hem de görsel medyada kesintisiz sürecektir diyelim biz de...