Cep telefonlarımız depremde çalışacak mı?
30 Haziran 2012

Geçen yıl bir yazımda cep telefonu operatörlerinin afetlere hazırlık durumlarını sorgulamıştım. Bildiğim kadarıyla o sıralarda şirketlerin hazırlığı pek elle tutulur seviyede değildi. Zaten istediğim yanıtı da alamamıştım.
Türkiye bir deprem ülkesi. İklim değişikliklerinden ötürü sık karşılaşılan sel, toprak kayması, çığ gibi doğal afetler de cep telefonu operatörlerinin bu durumlara hazır hale gelmesini zorunlu kılıyor.
Çok önemsediğim bu konuyu Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı (CEO) Serpil Timuray ile konuştum. Bu alanda çok iyi bir seviyeye yükseldiklerini söyledi. Kısa bir süre önce “Afet durumunda iletişimin kesintisizlik seviyesini” gösteren bir sertifika (British Standart Institute BS 25999) almaya hak kazanmışlar.
Vodafone, İstanbul-Tuzla’da Şebeke Operasyon Merkezi adıyla bir teknoloji destek üssü kurmuş. Burada tüm şebekenin anlık kontrolü yapılıyor ve herhangi bir yerde büyük çaplı iletişim kesintisi söz konusu olursa anında müdahale ediliyor. Timuray’ın anlattıklarından buranın telekomünikasyon bazında bir tür “Afet Koordinasyon Merkezi” (AKOM) gibi çalıştığı sonucuna vardım.

***

Hemen herkesin merak ettiği bir konu da cep telefonları baz istasyonlarının kansere neden olup olmadığı. Buna dair yıllardır haberler çıkıyor. Yaygın kanı, direkler şeklinde karşımıza çıkan istasyonların bazı sağlık sorunlarını tetiklediği şeklinde.
Ancak bazı üniversiteler ve saygın araştırmacılar insanların bu konuda yanlış bilgilendirildiğini savunuyor.
Serpil Timuray’la bunu da konuştuk. Önyargılardan kaynaklanan ve hiçbir bilimsel temele dayanmayan iddialar nedeniyle çok zor durumda kaldıklarını söyledi.
Timuray “Bütün dünyada aynı özelliklerde baz istasyonları kullanılıyor. Zaten bunlar olmazsa cep telefonlarıyla konuşamayız. Eğer baz istasyonlarının sayısı yetersiz olursa hem görüşmeler kesintiye uğruyor hem de telefonlar istasyona ulaşmak için daha fazla sinyal yayıyor. Böyle olunca daha büyük risk meydana geliyor...” sözleriyle bu durumu anlattı. Timuray, bu istasyonların çalışma prensipleri gereği şehir dışına çıkarılmasının mümkün olmadığının altını çizdi.
Verdiği bir örnek de diğer elektrikli cihazların, cep telefonlarına göre çok daha fazla sinyal yaydıklarıyla ilgili. Örneğin, bir telefon 1 ila 2 birim arasında radyo frekansı yayarken saç kurutma makineleri 80 birim yayıyormuş.
Timuray, belediyelerin popülist bir uygulamayla adeta tören düzenleyerek baz istasyonlarını yıkmasından dertli. Geçen sene 300 istasyonlarının söküldüğünü söylüyor. Etiler, Ulus gibi merkezi semtlerde vatandaşlardan gelen “telefonumuz çekmiyor” şikâyetlerini bu duruma bağlıyor.

***

Vodafone’un 2012’de pazar payı yüzde 28.5’e ulaşmış. Türkiye’deki ilk 500 büyük kuruluşun 280’i Vodafone ile çalışıyormuş.
Serpil Timuray ile konuşurken genel olarak cep telefonu şirketlerindeki tarife karmaşasından şikâyetçi oldum. “Son dönemde en fazla mesaimi bu işi basitleştirmeye adadım” diyerek eleştirime katıldığını söyledi.
Tüketiciler tıpkı akaryakıtta olduğu gibi iletişim hizmetlerinin de çok pahalı olduğu görüşünde. Serpil Timuray, bunu “Dünyanın en yüksek iletişim vergisi bizde” sözüyle yanıtladı.
Türkiye’deki vergiler AB ülkelerinin 2,5 katına ulaşıyormuş. Buna karşın sosyal medya gibi tüketicileri cezbeden mecraların yaygınlaşması cep telefonu abonelerinin data (bilgi hizmeti) kullanımını yüzde 93 oranında artırmış.