Yeni Yazısı > Bundan sonraki yol daha zor - 15.10.2009

Bundan sonraki yol daha zor
15 Ekim 2009

Bazı gelişmeleri çok kolaydan alıyoruz. Ermeni açılımı, işte bu açıdan son derece tipik bir örnek. Yüzyıllık bir düşmanlık geride bırakılmak isteniyor. Yüz yıldır insanların içine yerleşmiş bazı inançlara rağmen, barış aranıyor.

Bu, öylesine önemli, öylesine cesaret gerektiren bir adım ki, hafife alınmaması gerekiyor. Üstelik, bu gidiş başarıya ulaşırsa, hem Türkiye, hem de Ermeniler kazanacaklar.

Her şeyden önce, Sarkisyan ile Gül’ü alkışlamamız gerekiyor. Başlama vuruşunu birlikte yaptılar ve top yuvarlanıyor.

Bakın bundan sonra neler yaşanacak.

1. Önce, protokollerin iki ülke meclislerinden onaylanması sorun yaratacak. Ermeniler Ankara’yı, bir an önce onaylaması için sıkıştıracak ve “Siz onaylamadığınız sürece bizde onaya götüremeyiz” diyecek.

2. Türkiye ise, Ermenilerin Karabağ konusunda ilerleme sağlamasını isteyecek ve “Eğer bu alanda Azerilerle anlaşmazsanız, bizim meclisimiz protokolu onaylamaz” diyecek.

3. Azeriler araya girecek ve Türkiye’nin elini tutacak. Ermeniler’den daha fazla ödün almaya çalışacak.

4. Anahtar, ABD-Rusya-Fransa’nın başını çektiği minsk grubunun elinde. Eğer bu grup her iki tarafı da anlaşmaya zorlayabilirlerse, çözüm çok daha kolaylaşacak.

Ne zaman sonuç alınabilir?

Bu sürece bir süre biçmek, ne zaman sonuç alınabileceğini tahmin etmek imkânsızdır. Öylesine birbirine bağlı ve birinin diğerini etkilediği bir denklem ile karşı karşıyayız.

Ben bu sürecin, zaman zaman kesileceğine, ardından yeniden başlayacağına ve böylesine inişli-çıkışlı bir şekilde devam edeceğine inanıyorum. Zor olacak, ancak eninde sonunda, belki yıllar sonra sonuç alınacağından eminim...

Fransa Uzan’a neden iltica hakkı tanır?

Durum sonunda netleşti. Cem Uzan, Türkiye’den kaçtıktan sonra, Fransa’nın yolunu tutmuş ve anlaşılan daha önceden hazırlanan bir senaryo ile Siyasi İltica isteminde bulunmuş.

Fransızlar da, bu gibi olaylarda yaptıklarını tekrarlamışlar ve Uzan’a, istemi incelenene kadar, geçici oturma izni vermişler.

Bundan böyle, Uzan’ın gerekçeli başvurusu ve gösterdiği gerekçelerin ne oranda doğru olduğu incelenecek. Bu inceleme, 5-6 ay’da da bitebilir, yıllarca da sürebilir.

Siyasi İltica Hakkı, özgürlüklerin ortadan kaldırılması ve hayati tehditle karşı karşıya kalınması durumunda verilir. Yoksa, ticari anlaşmazlık gibi konular, Siyasi İltica Hakkı doğurmaz. Hatta, böyle bir başvuru incelemeye dahi alınmaz. Cem Uzan’ın başvurusu, siyasi bir parti lideri olarak, tüm özgürlüklerinin elinden alındığı ve siyasi nedenlerle iktidar partisi tarafından hayatının tehdit altında tutulduğu iddiasını içeriyor olmalı. Başka türlüsü pek düşünülemez.

Fransa’nın, geçici dahi olsa bu başvuruyu dikkate alıp incelemesi, AKP iktidarını özgürlükler konusunda sabıkalı olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Paris, belki de inceleme sonunda bu başvuruyu reddedecektir, ancak yine de Türkiye’ye bakışındaki kuşkuculuk ortadan kalkmayacaktır.

Kamera yerine, tutanak olmaz mı?

Deniz Baykal, önümüzdeki hafta Başbakan ile Kürt Açılımı’nı konuşacak. Ancak öylesine bir koşul var ki, nasıl üstesinden gelineceği bilinemiyor.

Baykal, bu görüşmenin kameraya kaydedilmesini istiyor. Dolmabahçe’deki Erdoğan-Büyükanıt görüşmesini hatırlatıp, ilerde kamuoyundaki yanlış anlamaların önlenebilmesi için, böyle bir önlemin şart olduğunu söylüyor. “Banda alalım, bir anlaşmazlık çıkarsa çıkarıp gösteririz” diyor.

Doğrusunu söylemek gerekirse, ben pek tatmin olamadım.

Başbakan, bir olasılıkla Baykal’a belki de son derece önemli ve gizli bilgiler verecek. Bunların banda alınması dahi, bazı iştahları arttıracak. Bir süre sonra, bu bantların yayınlanması baskısı başlayacak.

Bunun yerine neden özel tutanak tutulmuyor? Her iki taraf beraberinde steno getirir ve bunlar her söyleneni not ederler. Hatta, görüşme bitince aldıkları notları karşılaştırır ve doğruluğunu saptarlar. Bu tip zabıtlar dünyanın her yerinde ve tüm gizli görüşmelerde kullanılır. Böylesi daha doğru olmaz mı?