Bizim başımıza gelse, İsrail'e ne yapardık?
21 Ekim 2009

Yine çok tehlikeli bir yazı yazdım. Bir bölümünüz bana çok kızacak, beni İsrail hayranlığı ile suçlayacak, Filistinliler’e ihanet etmekle suçlayacak. Oysa ben, İsrail’in Filistinliler’e karşı yaptıklarını hiçbir şekilde hoş görmüyorum. Tam aksine, yazılarım ortadadır, yıllardır sert şekilde eleştiriyorum. Bugün sizinle paylaşmak istediğim ise, bambaşka bir konu.

Geçen hafta patlayan ve yankıları hâlâ süren Ayrılık dizisini tartışmak istiyorum.

İsrail’in, TRT’de yayınlanmakta olan Ayrılık dizisiyle ilgili gösterdiği duyarlılık bazılarımızı kızdırdı. Son derece sert yorum ve açıklamalar yapıldı.

Nasıl oluyor da, İsrail TRT’ye müdahale ediyor? TRT özerk bir kurumdur, gidip de İsrail’den izin mi alacaktık?

Üstelik, dizide gösterilen sahnelerin tümü gerçek hayattan alındığına göre neden tepki gösteriyorlar?

Şimdi bir an için durup, soğukkanlı şekilde bir düşünelim ve kendi kendimize bazı sorular soralım.

1) Önce diziyi konuşalım. Ayrılık, senaryoya dayalı döküman-drama diye adlandırabileceğimiz bir dizi. Yani, bir bölümü gerçeklerden çıkan, içine bir miktar senaristin hayal ürünü sahnelerinin de konduğu bir çalışma. Dizinin birçok sahnesi, İsrailliler’i çocukları dahi soğukkanlı şekilde öldüren, gaddar, korkunç insanlar olarak gösteriyor. Bazı bölümleri çok sevimli bir portre çiziyor ise de, bu kanlı bölümlerini seyredip TV’yi kapattığınızda, İsrailliler’e hınç duyabiliyor, nefret edebiliyorsunuz.

2) Bir de TRT’nin statüsüne bakalım. Resmi yetkililerimiz, TRT’nin özerk bir kuruluş olduğu, hükümetlerin karışmaya hakkı bulunmadığı, dizinin bir özel kuruluş tarafından üretildiğini söylediler.

Bunları söylemek, bizlerin zekasına hakaret etmek gibi bir şeydir. Zira, TRT resmi bir kuruluştur. Genel müdürü başbakanlar tarafından atanır ve hükümetlerin sözünden çıkan hiçbir genel müdür orada kalamaz.

Toplumdaki genel algı, TRT’nin, devletin ve iktidarların borazanı olduğu şeklindedir.

Ayrıca, kuruluş yasasının 24’üncü maddesi son derece nettir. Bu maddeye göre, TRT Türkiye’nin dış ilişkileri veya güvenlik konularındaki program için Dışişleri’nden görüş almak zorundadır. Nitekim, sordum ve ne TRT ne de dizi yapımcıları böyle bir görüş almamışlar. Hatta önümüzdeki günlerde, Dışişleri’nden bu yönde bir uyarı alacaklar. Yani, TRT’de yayınlanan her şey devleti veya hükümeti bağlar.

SONUÇ olarak, İsrail’in bu dizinin kendine yönelik kötüleme, lekeleme ve düşmanlık hislerini arttırmaya yönelik olduğuna ve bunun da AKP iktidarının onayı ile ve belki de “hükümetin teşvikiyle” yapıldığına inanması yanlış sayılmamalı.

Ben bu diziden hükümetin önceden haberi olduğuna, bilmesine rağmen göz yumduğuna da inanmıyorum. Bu dizi bir yol kazasıdır. Ancak bunu İsrail’e anlatmanın yolu da, verilen demeçler değildir.

Bizim başımıza gelse, İsrail’i yıkardık...

Bir an için kendimizi İsrailliler’in yerine koyalım ve kendi kendimize soralım:

- Eğer İsrail TV’sinde, özel bir şirket tarafından, Türkiye’nin Güneydoğu’sundaki bir köyde bir Türk askerinin köylülere dışkı yedirdiği veya faili meçhul cinayetler, aynı şekilde bir senaryo çerçevesinde, bir bölümü resmen mahkemelere dahi düşmüş bazı gerçeklerden hareket eden, ancak önemli bölümü hayali ve abartılmış bazı olaylar hikaye edilse, nasıl bir tepki gösteririz?

İsrail’i mahvederiz.

İsrail temsilciliklerine yürüyüşler düzenler, sinagoglara siyah çelenkler dahi bırakırız.

Doğruyu söyleyelim, böyle yapmaz mıyız?

Sakın HAYIR demeyelim.

Hayatımız bu örneklerle geçti.

Ünlü Midnight Express (Geceyarısı Ekspresi) filmiyle nasıl mücadele ettiğimizi, her gösterildiği ülkeye nota verdiğimizi unutmayalım. Tamamen ticari bir film olmasına rağmen ayaklandık. O filmdeki sahnelerin bir bölümü abartılı, ancak doğruydu.

Bu örneklerin sayısını arttırabilirim.

Söylemek istediğim şudur: Hepimiz duyarlı insanlarız. Bize yapıldığında ayağa fırladığımız şeyleri başkalarına yapmayalım. Bu bölgede yaşayanlar birbirimizi çok iyi biliyoruz.

Ayrılık dizisinden o sahneler çıkarılmalı

Bu olayın etrafında çok fazla dönmemek gerekir. Eğer AKP iktidarının, İsrail’i dövmek ve ilişkilerimizi daha da kötüleştirmek hatta dondurma noktasına kadar götürmek gibi bir politikası varsa, o zaman bu diziye hiç dokunmasın. Olduğu gibi kullanalım. Ardından, İsrail düşmanlığı kabarırsa kabarsın aldırmayalım.

Ancak öte yandan da unutmayalım, bu gidişin sonunda faturayı önce AKP iktidarı öder, ardından da Türkiye’ye ödetirler.

İsrail ile ilişkileri bozmanın ne anlamına geldiğini burada anlatmak istemiyorum.

Bu dizideki bazı sahneler çıkarılmalı.

Bunda utanılacak hiçbir şey yok.

Erdoğan, attığı bazı adımların ters sonuçlara gittiğini gördüğünde, tutumunu değiştirme cesaretini ve özgüvenini göstermeyi bilen bir siyasetçidir. Bu dizi, diğer bazı gelişmelerle bir araya geldiğinden dolayı, son derece yanlış noktalara gidiyor. Adeta bir sembol konumuna girdi.

Başbakan, yanlış anlamaları önlemek ve bu gerilimin gereksiz noktalara çekilmemesini istiyorsa, o zaman duruma el koyar.İsrail, Başbakan’ın duyarlılıklarını, vermek istedikleri mesajları aldı. Üzüm yemek istiyorsak, bu nokta üstünde tepinmeyelim.

Üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek istiyorsak, o zaman diziye dokunmayalım ve İsrail aleyhtarlığını biraz daha körükleyelim.