Bir gazeteye 75 kuruş veremediniz!
22 Haziran 2014

Bugün bir gazete daha yayın hayatına son verdi. İnternette devam edecek olmasına rağmen Radikal'in yanlış kararlarla geldiği noktaya üzülüyorum. Mesleğimin bir parçası olduğu için, geldiği noktaya içim acıyor!

[[HAFTAYA]]

Görünürde teknolojiye yenildi, oysa teknoloji herkes için geçerli, diğerleri niye ayakta kalıyor? Bir gazeteyi eline alıp okumanın, sayfaları bütünüyle görmenin anlam ve önemi, tabletten, ya da internetten okumakla kıyaslanamaz. Ama okur da tembel ve çıkarcı. İnternete girip tıklayarak sevdiği bir yazarı okumanın kendisine yettiğini düşünüyor. Ya haberler? Röportajlar, fotoğraflar, karikatürler? İsmail Saymaz, Serkan Ocak ve Müge Akgün'ün fotoğraflı haberleri, benim için Radikal'in yazarlarından çok daha önemliydi! Ama siz gazetede olandan da fazlasını, sabahın ilk saatlerinde okura bedavadan verirseniz, o da gazeteye bir 75 kuruşu çok görüyor ve bir milyon tık alan Radikal on bin bile satmıyor, batıyor. Sorarsanız herkes çok üzgün. Üzgündünüz de gazeteyi alıyor muydunuz? Hayır. Rıfat Ababay çok haklıymış. Benim yazılarımı internete koymuyor, ama okumak isteyen de gazetemi alıyor! Posta yaşıyor.

 

Arkadaşlarımın bile yanlış değerlendirmesine şaşırıyorum!

CHP ile MHP'nin çatı aday formülüyle önerdiği Ekmeleddin İhsanoğlu'na ulusalcı CHP'lilerden çok büyük tepki geldi. Kılıçdaroğlu, Halk TV’de Uğur Dündar’a bu tepkiyi beklediği ve adayın yıpratılmaması için adını daha önceden duyurmadığını anlattı. İlk duyduğumda ben de çok şaşırdım ve tepki duydum, tıpkı laiklik konusunda duyarlı ve sol eğilimli yurttaşların çoğu gibi. Ne ki siyaset kazanmak için ve kazandığın zaman işe yarıyor.

AKP'den almayacak

Kılıçdaroğlu’nun risk aldım dediği adayına gösterilen tepkiler yanlış analize dayanıyor:

1. “Çatı aday AKP'den oy alamaz” demek yanlış, AKP'lilerden oy alma iddiasıyla belirlenmedi. AKP'liler her şıkta kendi adaylarına oy verir ve bu en az yüzde 42 civarıdır. Ama ilk tur için yetmiyor!

2. Çatı aday, CHP-MHP ve hatta BBP; Saadet gibi birbiriyle çok farklı siyasi çizgilerde ama iktidar adayı karşıtlığında birleşmiş bir kesimden oy olacak.

Partili olamaz ki

3. CHP'liler “Bu aday bizi temsil etmiyor" diyor. Bu CHP'nin adayı değil ki, ortak aday. Yine "Niye CHP'li değil?" sorusunun yanıtı da bu: Partili aday olmaması konusunda anlaşılmıştı. Kimse başka partiden adaya oy vermek istemiyor. Partisiz olsun dendi.

4. “Niye benim beğendiğim aday değil?” sorusu. Herkesin beğendiği aday farklı. Ama ortada da oy oranları var. Senin beğendiğin aday en fazla yüzde 25 oy alabilir. Amaç yüzde kaç oy alabileceğini görmek mi, kazanmaya çalışmak mı?

5. “Ben çok kızdım, oy vermeyeceğim." ya da "Zaten kazanamayız, oy vermek için sandığa gitmeye değmez" yanlışı çok vahim. Oy vermemek, kazanmasını istemediğiniz adaya oy vermekle aynı şey!

Farklı zihniyetler

6. "Tayyip Erdoğan'la İhsanoğlu arasında oy vermek zorunda kaldık. İkisi de aynı ideoloji." Üçüncü bir şansınız daha var: HDP'nin adayı! Muhtemelen Selahattin Demirtaş. Uzlaşma pazarlığında Kürtlerin eli kuvvetli olsun diye oylarını yükseltebilirsiniz? Keşke hayati bir tercih yapmak zorunda kalmamış olsak. Keşke demokrasi, başkanlık hevesindeki birinin totaliter yönetim tehlikesi altında olmasa da hepimiz kendi dünya görüşümüze uygun adaylar bulup ona oy versek, kazanamasa da iyi olurdu. Ne yazık ki böyle bir lüksümüz yok. Diktatör olmak isteyen bir başkan ya da mümin bir cumhurbaşkanı seçeceksiniz. Son kararınız mı?