Beyin fırtınasının yerini 'beyin yönetimi' alacak!
19 Nisan 2011

Bazen çok basit önermesi olan, ancak ana fikri uygulandığında önemli sonuçlar doğuran kitaplar yayınlanıyor. Geçtiğimiz günlerde böyle bir kitap elime geçti: ‘Brainsteering’. Türkçeye ‘Beyin yönetimi’ olarak çevrilebilecek bu kitap, uzun yıllardır yeni fikirler bulmak amacıyla uygulanan ‘Beyin fırtınası’ (Brainstorming) yaklaşımına yeni bir alternatif sunuyor.
‘Doğru sorular yöneltme sanatı’ sloganı ile Kevin Coyne ve Shawn Coyne’un yazdığı kitap, 10 yıldan uzun bir çalışmanın ürünü... McKinsey’in eski danışmanları olan yazarlar, ‘beyin fırtınası’ ve benzeri klasik yöntemlere karşın, ‘Beyin yönetimi’ yaklaşımının, daha yaratıcı ve verimli sonuçlar içerdiğini ileri sürüyorlar.

Beyin fırtınası yetersiz kalıyor

Onlara göre, ‘beyin fırtınası’ adlı toplantılarda katılımcılar bir konuya odaklanmak yerine serbest uçuş yapıyorlar. Her türlü konu ve başlığın gündeme geldiği bu toplantılar, çoğu zaman dağınık fikirlerin ortaya atıldığı, saatlerin tüketildiği buluşmalar haline geliyor. Doğal olarak da pek az yaratıcı fikir ortaya çıkıyor.
[[HAFTAYA]]
Oysa, başarı için odaklanmak ve tek bir konu etrafında tartışmak gerek. Yazarlar, tek odağa yönelmenin yararını, şirketler dünyasından örneklerle ortaya koyuyorlar. Onlara göre, ‘sıfırdan milyar dolara’ giden bu şirketlerin ortak özelliği, girişimcilerin ‘basit ve güçlü bir fikir’ doğrultusunda yol almalarıdır. Bu tipteki girişimciler, Google, Ebay, Facebook ve Groupon gibi şirketleri başarıya taşıdılar.

Beyin yönetimiyle gelen başarı

Braingsteering yöntemini kullanıp başarı yakalayan kurumlardan biri de Amerika Posta İdaresi... ‘Pul almak isteyen müşterilerimizin önündeki en büyük engel nedir?’ sorusunu ortaya atıp, doğru süreçleri izleyen kurum, ‘Forever stamp’ (Sınırsız pul) ürününü buldu ve böylece zamanı geçmeyen bir pulu piyasaya sürdü. Böylece müşterilerini memnun ettiği gibi, milyonlarca dolarlık tasarruf da sağladı.
Yazarlara göre, aslında her iki yöntemin amacı da fikir üretmektir. Ancak, Amerika Posta İdaresi örneğinde olduğu gibi, eğer sadece bir soruya odaklanıp, ona yanıt aranır ve doğru süreçler izlenirse, yaratıcı fikre ulaşmak daha kolay oluyor.
Kevin Coyne ve Shawn Coyne, kitaplarında, ‘Bizim önerdiğimiz yöntem, çalışanların yaratıcı enerjilerini destekler, onları sürekli bir şekilde doğru yöne iter ve onların verimli olmalarını sağlar. Bu da onları doğru tarafa yöneltir’ diyorlar. Okuduğum kadarıyla Coyne Kardeşler, ‘Beyin fırtınasında çok değişik konular, aynı masaya yatırılır ve bu nedenle hedeften uzaklaşılır. Oysa direksiyonu doğru tarafa kırıp, o yola odaklanırsanız, başarı şansı yüksektir’ diyorlar. Denemekte yarar var.

Bankaların KOBİ rekabeti devam ediyor
Son 1 yıla kadar hep krediler konusunda bankaların tutucu davranmalarından söz ettik, özellikle KOBİ (küçük ve orta boy işletme) patronlarının şikayetlerini aktardık. Bu konuda hükümetin de sert çıkışlarına tanık olduk.
Şimdi kamu otoritesi kredilerdeki artışı engellemeye, yüzde 20’lerde tutmaya çalışıyor. Sayfadaki tabloyu görüyorsunuz. KOBİ kredilerinde yüzde 50’leri geçen artışlar var. Bunları ve diğer kredileri biraz sınırlamak istiyorlar.

Yeni maliyetler yansıtılmadı

Geçen gün KOBİ’lerden sorumlu bir banka yöneticisiyle konuşurken, kredilerdeki artışı da tartıştık. ‘Açıkçası biz dahil büyüklerin hepsi KOBİ’lere yüklenmeye devam ediyorlar. Bir yavaşlama yok’ değerlendirmesini yaptı ve ekledi: ‘Üstelik KOBİ kredilerinde büyük bir rekabet var. Faiz oranları aylık yüzde 1, hatta yüzde 0.82-0.83 aralığına inmiş durumda. Üstelik yeni maliyetler de yansıtılmış değil. Şirketler, bu ilgi nedeniyle maliyet artı 1 puan ile kredi kullanmak istiyorlar.’
Başka bankacılarla da konuşunca, KOBİ tarafında ciddi bir yavaşlama beklememek gerektiğini düşünüyorum. Bankacılara göre, bankalar, her halukarda krediye yüklenmek durumundalar.

Yılda 36 milyar kredi gerek

Bir bankacı şu hesabı yapıyor: ‘Sektörde yaklaşık 80 milyar liralık taksitli kredi var. Ortalama vade süresi 27 ay düzeyinde... Bu ayda 3 milyar, yılda 36 milyar TL’nin sisteme girdiğini gösteriyor. Bankalar en azından mevcut kredi düzeyini yakalamak için bile yılda 36 milyar TL civarında yeni kredi kullandırmak zorunda.’
Mevcut şirketlerin yanı sıra bir de sisteme yeni giren şirketler var. Sadece son 1 yılda 170 binin üzerinde KOBİ kredi kullanmaya başlamış. Bunların getirdiği büyümeyi de hesaba katmak gerekiyor. Benim gördüğüm kadarıyla KOBİ kredilerinde ciddi bir düşüş, ancak faizlerin yükselmeye başladığı dönemde görülebilir. Önümüzdeki birkaç ayda talep devam edecek gibi geliyor.

Sermayenin gönüllerde demokratikleşmesi
Geçen hafta Ekonomist’in ‘Yılın İş İnsanları Ödül Töreni’nde, ‘Yılın İş İnsanı’ ödülünü Doğuş Grubu Başkanı Ferit Şahenk aldı.
Şahenk’in konuşması, klasik ödül konuşması gibi başladı, sonra farklı bir şekilde devam etti.
Sermayenin, zenginliğin, kapitalizmin eleştirildiği, krizler nedeniyle para sahiplerinin suçlandığı bu ortamda, Ferit Şahenk, ilginç bir konuya dikkat çekti:
‘21’inci yüzyılın kapitalist dünyasında bazen acı kararlar alınıyor, acı reçeteler yazılıyor. Bu, yönetenlere ve bizlere eleştiri olarak geliyor. Bizim kendimizi daha iyi anlatmamız, insanlar için çalıştığımızı onlara anlatmamız gerekiyor.’
Ferit Şahenk, sözlerini şu dikkat çekici cümleyle bitirdi: ‘Sermayenin gönüllerde demokratikleşmesi için bütün iş insanları birlikte çalışmalıyız.’
‘Sermayenin demokratikleşmesi’ kavramının biraz açılmaya ihtiyacı var. İlk fırsatta Ferit Bey’e soracağım. Ancak, benim ilk çıkardığım mesaj, sermayenin önümüzdeki dönemde daha fazla ülke insanlarına anlatması gereğidir. Çünkü, toplumun bir kesimindeki algıları hiç de olumlu değil.