Yeni Yazısı > Bakalım ne olacak? - 29.10.2010

Bakalım ne olacak?
29 Ekim 2010

Artan nüfusla birlikte gıda ihtiyacı da artıyor. Gıda üreticilerinin kontrolu Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na ait. Ancak bakanlık bünyesinde yeterli sayıda gıda mühendisi yok. Bakanlık bünyesinde ziraat mühendisi ve veteriner var ama bunlar gıda mühendisinin yapacağı işi yapamazlar. Bu hususa değinirseniz topluma bir hizmet vermiş olursunuz.  O.E.

Okuyucumun yazısı uzun. İçinde teknik bilgiler de yer alıyor ancak tümünü yazmam mümkün olmadığı gibi hukuki olmayan bir konuya uzun uzun yer veremiyorum. Ancak benim de benimsediğim bir hususa bu vesile ile değinmek istiyorum. Devlet nedir? Devlet halkın organize olmuş halidir. Yani kurumlaşmış bir topluluktur. Bu toplulukta görevler vardır. Vatandaş her görevi üstlenmez. Görevi üstelenen, kurumlardır. Dolayısı ile vatandaşa şunu söyleyemezsiniz. “Ey vatandaş peynir alırken içeriğini kontrol et, tahlil yap, uygun olmayan peyniri alma.”

[[HAFTAYA]]

Hayır bu denetimi devletin görevli kurumları yapar. Vatandaş da devletine güvenir, bakkaldan aldığı peynirin devletin kontrolunda olduğunu, sağlıksız bir ürün satılmayacağını bilir. Bu elbette sadece peynirde söz konusu değil, peynir bir sembol. Örneği çoğaltalım. Bir binada daire alırken vatandaşa “Git labrotuvarda beton kalitesini kontrol ettir öyle daire al” diyemezsiniz. Zira vatandaş bina yapılırken devletin görevlisinin bu kontrolu kendi adına yaptığını kabul eder. Doğrusu da budur. Bitmedi çok daha değişik bir örnek. Vatandaşın ulaşım ihtiyacını karşılayacak devletin birimi, “Ben gece saat 12’den sonra taşımada zarar ediyorum, bu saatten sonra vatandaşı taşımam” diyemez. Bu bir hizmettir, kamu görevidir. Bu saatte yolcu az olabilir ama taşınacaktır. Dolayısı ile vatandaş da bunu talep hakkına sahiptir. Bu talebin olması için de vatandaşlık şuuru gerekir. Ancak yönetimler bu şuuru bastırmak için elinden geleni yapar. İşte okuyucumunisteğini yerine getirdim. Bakalım ne olacak? Bakanlığa gıda mühendisi alınacak mı?

Bir mana veremedim

Bir evim var. Yeni bir ev almak isityorum. Ev fiyatının yarısını karşılayacak nakit param var. Banka kredisi kullanmak istiyorum ama banka evin eşimin üzerine olması şartı ile kredi veriyor. Evi eşimin üzerine alsam kredi borcu bitince nasıl geri alabilirim? S.S.

Bankalar mesken için kredi verirken elbette teminat arar. Bu, gayrimenkul teminatıdır ki adına ipotek denilir. Banka size üç kuruş kredi verir ama on kuruşluk evi teminat ister. Şayet krediyi geri ödemezseniz alacağını bu gayrimenkulü sattırarak alır. Borç verenin de kendini emniyete alması doğaldır. Bu tamam da, sizin alacağınız evin kimin üzerine olacağına ne zamandan beri bankalar karar veriyor? Alacağınız evin, eşinizin üzerine olması şartını ne hakla ileri sürüyor anlamadım. Siz evi kendi adınıza alın, ister yeni aldığınız evi, ister sahibi olduğunuz evi ipotek edin olsun bitsin, niye öyle dolanbaçlı işlere giriyorsunuz çözmüş değilim. Bakın böyle bir işe girildiğinde eşler arasında güvensizlik ortamı doğduğu gibi gereksiz yere harç ödeyeceksiniz. Diyelim ki daireyi eşiniz adına aldınız ve ben size noterde eşinizle karşılıklı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapın dedim. Siz evi eşiniz adına alırken harç ödeyeceksiniz, noterde harç ödeyeceksiniz, kredi borcu bittiğinde üzerinize almak için yeniden harç ödeyeceksiniz, niye? Bu para o kadar kolay mı kazanılıyor. İsterseniz önce kredi talep ettiğiniz bankayı değiştirin.