Yandex.Metrica
Yunanistan'dan daha borçlular var
18 Aralık 2009

Dubai’nin ardından Yunanistan’ın borç krizine girmesini izleyen günlerde, yeni sorunun adının ‘ülke borçları’ olduğunu yazmıştım. Gerçekten de krizin en sert günlerinde ekonomileri korumak amacıyla ellerini rahat tutan hükümetler, şimdi yaratılan para ve borcu yönetme sıkıntısıyla karşı karşıya... Bu tablo, daha önce şirketlerin gündeminde olan ‘borç ödeyememe’ sıkıntısını ülkelerin karşısına çıkardı. Dubai’yi, ağabeyi Abu Dabi kurtardı. Şimdi gözler Yunanistan’da... 300 milyar euro borç ile yoluna nasıl devam edeceği henüz anlaşılabilmiş değil. Avrupa Birliği’nin, Abu Dabi benzeri bir ‘ağabeylik’ yapma olasılığı da düşük görünüyor.

Daha riskliler de bulunuyor

Ancak, dünyanın özellikle de kredileriyle Doğu Avrupa’yı besleyen Avrupa bankalarının sorunu sadece Yunanistan değil. Dünyanın önde gelen kredi istihbarat kuruluşlarından CMA’nın verilerine göre, Dubai ve Yunanistan’dan daha kötü oranlara sahip ülkeler var. Bu iki ülkedeki borç sorunu ortaya çıktığına göre, ‘Dünyanın En Riskli Ülke Borçları’ listesindeki diğer 8 ülkenin geleceği ne olacak? Yanıtı aranan esas soruyu bu oluşturuyor.

 

Son dönemde konuştuğum bankacılar da krizin geleceğine yönelik sorulara, ‘ülke riskleri’ konusuna dikkat çekip yanıt veriyorlardı. Tablo, bu tür yanıtları destekler nitelikte... CMA, ülkeleri 5 yıllık borçlanma için verilen kredi sigortası oranına (CDS) ve Toplam Temerrüde Düşme Olasılığı’na (CPD) göre değerlendiriyor. Bu değerlendirmeye göre yapılan tabloda ilk 10’a giren ülkeleri görüyorsunuz... Liste Güney Amerika ve Doğu Avrupa ülkeleriyle dolu. Düzelme yolundaki dünya ekonomisine bir darbe gelecekse, bu coğrafyaların şansı çok daha yüksek olacak.

Peki ya Türkiye?

Bu sorunun yanıtını vermeden önce ‘en sağlam ülke riski’ oranına sahip ülkelere bakmak lazım. Böylece sıralamanın yapıldığı (CPD) oranlarını görüp, Türkiye’nin durumunu daha iyi değerlendirmek mümkün olacak. En sağlam ülkeler listesinin zirvesinde 1.4 CPD oranı ile Norveç var. Ardından Almanya, Finlandiya, Fransa ve Hollanda geliyor. İlk 10 ülkenin oranı yüzde 1.4 ile 3.9 arasında değişiyor. Böyle bakınca Türkiye’nin 12.2 oranı, 63 ülke arasında, 20’nci sıra ile ortanın üstünde yer alıyor. Risk yüksek değil, ama çok da düşük değil. Konuştuğum uzmanlar bu oranın, ‘temerrüde düşme’ olasılığı uyarısı yapmadığını belirtiyorlar.

Ferit Şahenk’in TÜSİAD’a hayır deme nedenini öğrendim!

Doğuş Holding’in başkanı Ferit Şahenk ile yaklaşık 2 yıl önce bir görüşme yapmıştık. Yeni bir görüşme için sözleşince, Garanti Bankası’nın genel müdürlüğüne yönelik plan yapmıştım. Ancak, ofisinden, ‘Kuzguncuk’ adresi gelince, işin doğrusu şaşırdım.

Şaşkınlığımız görüşmeye gidince devam etti. Çünkü, Boğaz Köprüsü’nden Üsküdar’a giderken, Kuzguncuk’u biraz geçince, eskiden virane olmuş bir bina ve alanı, tam anlamıyla dönüştürmüşler.

Viraneden Başkanlık Ofisi’ne

Sanıyorum bina geçmiş yıllarda Halil Bezmen tarafından kullanılıyordu. Ondan sonra uzun süre boyunca boş kaldı, viraneye dönüştü. Ferit Şahenk ve ekibi 11 aylık çalışma sonunda ortaya muazzam bir ‘Başkanlık Ofisi’ çıkarmışlar. Ferit Bey’in deyimiyle, ‘Bina baştan aşağıya yeniden inşa’ edilmiş. Birkaç aydır Ferit Şahenk ile yakın çalışma ekibi buraya taşınmış. Ama öyle kalabalık bir ekip değil. Ferit Bey, “Burası benim için harika oldu. Çok rahat bir çalışma ortamı buldum. Garanti Bankası’nın merkezi çok resmiydi” diye anlatıyor. Ferit Şahenk’in kamera ve küçük arabalar gibi hobi objeleri de buraya taşınmış...

En iyi kuru fasulyeci

Burada toplantılar yapıyor, misafirlerini kabul ediyor. Yine kendi ifadesiyle, ‘İstanbul’un en iyi pide fırını’ Başkanlık Ofisi’nin yanı başına kurulmuş. Pidenin yanı sıra ‘lahmacun, tandır ve kuru fasulyede’ de çok iddialılar. Bina, bahçesi ve olanakları çok iyi olunca, Doğuş Holding’in bazı toplantıları da buraya aktarılmış... Özellikle de hafta sonlarındaki yönetici ve motivasyon organizasyonları için Kuzguncuk’daki bina tercih ediliyor. Boğaz’ı kucaklayan bu özel Başkanlık Ofisi’ni görünce, Ferit Bey’e şunu sordum: “TÜSİAD’ın başkanlığını istememe nedeniniz burası galiba... Bu güzelliği bırakıp, Tepebaşı’na gitmek istemiyorsunuz.” Ferit Bey, güldü ve ‘yatırımlar ve iş yoğunluğu’ gerekçesini yineledi...