Yükselen 'Müslüman orta sınıf' yeni bir rekabet başlatıyor
20 Ekim 2009

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin ‘faizsiz finans’ pastasından pay almak için yaptıkları yarışla ilgili gelişmeleri izliyorsunuz. İngiltere ve Almanya’dan sonra, 700 milyar dolarlık ‘faizsiz bono’ pazarından yüzde 10 payı ülkesine çekmek isteyen Fransa’da da hükümetin bu girişimi Anayasa Mahkemesi’nden döndü. Ancak, 4 milyondan fazla Müslümanın yaşadığı Fransa, bir çözüm bulup yasayı Meclis’ten çıkarmak istiyormuş.

Bu haberi okuduğumda, ABD’den bir kitap getirmiş, yazarı ile de mesajlaşmıştım. Kitabın adı ‘Servetin Güçleri: Yeni Müslüman Orta Sınıfın Yükselişi ve Dünyamız İçin Anlamı’...

Zenginleşen Müslümanlar

Yazarı İran asıllı Amerikalı Vali Nasr, bütün dünyada büyük ilgi gören bu kitabında, öncülüğünü Malezya, Türkiye, Dubai ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin çektiği coğrafyada, gerçek anlamda bir İslami orta sınıfın doğduğu ve zenginleşme yolunda olduğunun altını çiziyor.

Nasr, “Büyüyen ve girişimci sınıf yaratan bu ekonomiler, hızla geniş bir orta sınıfı da ortaya çıkarıyor. Gelecekte bu orta sınıf büyüyecek ve daha da zenginleşecek” diye konuşuyor. Dünyanın önde gelen ülke ve şirketleri de yükselen bu hedef kitleye gözlerini dikmiş durumdalar... Ona göre ‘İslami orta sınıfı’ cazibe merkezi haline getiren yeni gelişmeler şöyle özetlenebilir:

Hızlı büyüyen bir kitle

1. Dünyada Müslüman nüfusun büyüklüğü, dev pazarlar olarak nitelendirilen Çin ve Hindistan’ın toplamından daha büyük...

2. Ortadoğu’daki 5 büyük İslam ülkesinin (Türkiye, Mısır, İran, Pakistan ve Suudi Arabistan) nüfusu 420 milyon, milli gelir, ise 3.3 trilyona ulaştı. Aynı milli gelire sahip Hindistan’ın 3 kat daha fazla nüfusu var.

3. 2007 yılında İslam ülkeleri ortalama yüzde 6.1 oranında büyüdüler. Avrupa Birliği ve Amerika’da büyüme oranı yüzde 2.2 düzeyinde kaldı.

4. Gelişen ekonomi bu coğrafyalarda geniş bir ‘orta sınıf’ yaratıyor. Bu orta sınıf daha hızlı büyüyecek ve zenginleşecek.

5. Türkiye, Malezya, Mısır gibi ülkelerde girişimcilerin sayısı hızla artıyor. (Vali Nasr, burada Kayseri’deki girişimcilere ve benzerlerinin yükselişine dikkat çekiyor).

Şirketlerin yeni stratejileri

6. Bu ülkelerde geniş bir yönetici grubu da ortaya çıkıyor. Örneğin, 1970’te Malezya’daki profesyonel yöneticilerin yüzde 4’ü Müslümanlardan oluşuyordu. 2008’de bu oran yüzde 40’a yaklaşmış durumda. Yükselen yeni yönetici kuşak, güçlü bir tüketim gücünü de beraberinde getiriyor.

7. Dünyada büyük bir ‘helal’ gıda pazarı doğuyor. 2008 sonuna göre pazarın büyüklüğü 630 milyar dolara ulaşmış durumda. Sadece Nestle 456 fabrikasından 75’ini bu tip üretime ayırdı.

8. Büyüyen ekonomi ve artan refah, İslami finans pazarını da destekliyor. Son yıllardaki büyüme oranı yüzde 15-20’yi buluyor. McKinsey’e göre, 2011’de İslami finansın ulaşacağı büyüklük 1 trilyon doları bulacak. S&P, bu fonların tutarının 4 trilyon dolara kadar gidebileceğini tahmin ediyor.

9. Sadece bu kadar da değil. 75 ülkedeki İslami banka sayısı 300’e ulaşmış durumda. Üstelik sayıları da hızla artıyor.

Kredi Garanti Fonu’ndan kimler yararlanamayacak?

Kredi Garanti Fonu (KGF) bir yıldır gündemdeydi. Sonunda bankaların zorlaması ve katılımıyla hayata geçti. 1 milyar lirası Hazine, 5 milyar lirası da bankalardan olmak üzere 6 milyar lira sermaye ile yola çıktı. Hedef 20 milyar lira kredi olanağı yaratmak. Ancak, haberi yanlış yorumlayan işadamı ve girişimciler oldu. O nedenle ben hangi tip şirketleri kapsamadığının altını çizip, bu karışıklığa bir ölçüde engel olayım istiyorum: 1. KGF, batmış şirketleri kapsamıyor. Boşuna uğraşmasınlar. 2. Zora girmiş, mali durumu bozulmuş şirketlerin de bundan yararlanması çok zor. Çünkü, sonuçta bankacılık kriterlerine göre kredi kullanacaklar.