Yeni Yazısı > Yorgun savaşçı Kartal - 05.12.2009

Yorgun savaşçı Kartal
05 Aralık 2009

Galiba yorgun savaşçı buna deniyor. Beşiktaş ağır maç trafiği, buna ilaveten seyahatler üst üste binince takımı ayakta tutan kramponlar böyle pranga yer. Sondan başlayıp başa gidersek bir ara Ernst ve Fink’in ikinci hareket yapacak mecali kalmamıştı. Buna Tello’yu, Ferrari’yi, kötü oynayan Nihat’ı, hatta sonradan oyuna giren Ekrem ile Bobo’yu da dahil edebiliriz.

O maç kazanan takım gitmiş, yerine top ayakkabısını yerden kaldıramayan mecalsiz futbolcular gelmişti. Buna rağmen Diyarbakır kalesinde onca pozisyon kaçtı, bir o kadar da kullanılan kornerden pozisyon üretilemedi. Maç sonrası homurdanmaların “o oynar mı, bu oynar mı?”, “bu girer mi, bu çıkar mı?” yorumu fuzuli idi. Sen o kadar fırsatı kaçırıyorsan ya da kaleci Gökhan’ın üzerine vuruyorsan, kaçacak elbette. Ya da hızlı hücumda bol pas yapmayı deniyorsan, o ataktan gol çıkmayacak elbette. Tabii bir de işin kötü tarafı var; Yusuf iyi diyemeyiz, ama Tabata’nın berbatlığı ne oluyor?

Onca Beşiktaş işçisi içeride-dışarıda çalışırken, sen kulübeden gelip de böyle oynayabiliyorsan sekiz kuruş dahi etmezmişsin arkadaş! Peki Nobre’ye ne demeli. O gol atan Nobre getmiş, takır tukur oynayan, çarpışan otomobillere benzeyen bir adam gelmiş. Beşiktaş’ın santrforu biraz esnek olmalı arkadaş. Top Nobre’ye geldiği zaman patlayacak diye meşin yuvarlağın üreticisi korkmuştur.. Bu arada Diyarbakır’ı da unutmayalım... Ayman, Şener, Tolga, Barış ve Erdinç, Beşiktaş’ın önüne set çektiler. Kaleci Gökhan’ı da katarsak, son 10 dakikada yatakalka 1 puanı kurtardılar. Bu Beşiktaş’ın liderlik maçıydı, ama hesapta olmayan karmaşa içinde 2 puan havaya gitti.