YÖK, AB kürsülerini kapatmamalı
25 Eylül 2009

Yüksek Öğrenim Kurulu (YÖK) önümüzdeki günlerde önemli bir karar verecek. Dışarıdan bakıldığında, üniversitelerin bürokratik iç düzenlemesiymiş gibi görünen, oysa son derece olumsuz yankılara yol açacak bir karar olacak.

Bu kararla, üniversitelerdeki Avrupa Birliği (AB) kürsüleri kapatılacak. Bu fikir, hukuk fakülteleri yöneticilerinden çıkmış, AB hukukunun bağımsız bilim dalı olarak okutulmasına karşı çıkmışlar.

Bugünkü uygulamada, AB hukuku için ayrı kürsüler var. AB uzmanı yetiştiriyorlar. Hukuk fakülteleri herhalde, bizim ülkede çokça görüldüğü gibi, ellerindeki fonların, yani gücün erimesi ve başka kürsülerle paylaşılması anlamına gelen bu uygulamaya karşı çıkıyorlar. AB hukuku için ayrı kürsüye gerek olmadığını, örneğin ceza hukuku veya idari ceza okutulurken, AB hukukunun bu bölümlere eklenmesiyle bu ihtiyacın giderilebileceğini ileri sürüyorlar.

Bu yaklaşıma, üniversitelerin kaynak tasarrufu veya bürokratik küçülme açısından bakılırsa, belki bazılarına mantıklı gelebilir ancak birçok açıdan da son derece olumsuz sonuçları beraberinde getirecektir. AB defterini kapatıyor muyuz? Avrupa Birliği “hukuk” demektir. Her attığı adımın hukuki gerekçeleri vardır.

Daha önemlisi kendine özgü bir hukuk anlayışı ve uygulama yöntemi vardır. Binlerce sayfa tutan AB hukukunu hakkıyla bilen ve Türkiye’nin ister ticari-ekonomik-sosyal ister siyasi haklarını arayabilecek uzman ihtiyacımız bulunmaktadır ve üniversitelerdeki kürsüler de bu uzman açığını kapatmak için kurulmuştur. Ceza hukuku dersinin altına bir de AB’nin ceza hukukunu eklemekle “AB uzmanı” gereksinimini karşılayamazsınız.

Bir konuda uzman olmak, her şeyinizle o konu üzerine gitmenizi gerektirir. Bu insanlara boş yere “AB uzmanı” denmiyor. Balıkçılık, gümrük veya ulaşım uzmanları ayrı bölümlerde AB regülasyonlarını incelediklerinden dolayı “uzman” sayılıyorlar.

Avrupa Birliği Genel Sekreterliği de tepkili AB hukuku alanında uzman yetiştirmemenin çok önemli sakıncalarıyla karşı karşıya kalacağımızı burada uzun uzun anlatabilirim, ancak şu kadarının altını çizmekle yetineyim: Türkiye, AB’ye tam üye olmasa dahi, ticaretiyle, AB ülkelerinde yaşayan milyonlarca vatandaşıyla zaten Avrupa ile iç içedir. Avrupa hukuku, artık günlük yaşamımıza girmiştir. Bugün, her zamandan daha çok uzmana ihtiyacımız vardır ve bu ihtiyaç giderek artacaktır.

İşin bir de, siyasi ve psikolojik yönü var. YÖK’ün, AB kürsülerini kapatma kararı hem iç kamuoyu, hem de dış odaklarda, Türkiye’nin AB’den tamamen ümidini kestiği ve yolunu ayırmaya başladığı şeklinde yorumlanacaktır.

YÖK acaba işin bu yönüne bakacak mı? Kararlarını sadece teknik bir düzenleme olarak görür ve işin diğer açılarını göz ardı ederlerse, bu ülkeye zarar verirler. Avrupa Birliği Genel Sekreterliği de (ABGS) bu projeye karşı çıkarken hep aynı gerekçeleri savundu ve Türkiye’nin AB hukuku uzmanına büyük ihtiyacı olduğunu vurguladı.

ABGS’nin YÖK’e yazdığı itiraz mektubunun gerekçeleri göz ardı edilmeyecek kadar ciddi. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan ile konuştum. Henüz kesinleşmiş bir kararın bulunmadığını, ortada sadece bir niyet olduğunu ve önümüzdeki günlerde bu konunun ele alınacağını söyledi. AB Başmüzakerecimiz Egemen Bağış’ı aradım. YÖK’ün atacağı adımın, müzakerelerin gidişini de bir oranda etkileyebileceğine dikkat çekti.

Sarkozy’nin ekmeğine yağ sürülecek YÖK’teki karar vericiler belki farkında değiller ancak Türkiye’yi AB’ye almamak için en büyük çabayı, Fransız Devlet Başkanı Sarkozy gösteriyor. Tek başına, adeta bir muhalefet lideri gibi davranıyor ve her geçen gün de bu muhalefetin dozunu arttırıyor.

Son günlerde Paris’ten gelen haberlerin tonu daha da koyulaştı. Sarkozy’nin, bu pazar yapılacak olan Alman seçimlerinin sonucunu beklediği, Merkel’in Sosyal Demokrat ortağı Steinmeier’den kurtulduğu taktirde, Türkiye’ye “İmtiyazlı Ortaklık” statüsü verilmesi için resmi girişimleri başlatacağı belirtiliyor.

Böylesine kritik bir dönemden geçerken, Türkiye’nin AB uzmanı yetiştirmekten vazgeçtiği izlenimi verecek bir adım atmak kadar büyük hata işlenemez. YÖK, bu ülkenin en önemli kurumlarından biridir. Vereceği kararları iyi tartar ve her yönüne bakar. Eminim, bu defa da çok dikkatli davranacak ve bu kararını hiç değilse erteleyecek.