Yiyeceklerimizdeki 3 tehlikeli madde...
10 Ekim 2010

Şaşırtıcı yeni bir araştırmaya göre her gün yediğimiz yiyeceklerin içinde yüksek oranda zararlı kimyasallar saklı. Peki bunları tabağınızdan nasıl uzak tutarsınız?
Çevre kirliliği, hepimizi belirli bir şekilde etkileyen küresel bir kriz. Yeni araştırmalar, ton balığı salatasında, güveçte, yeşil fasulyede ve hatta elmalı tartta bile yüksek seviyede zehirli kimyasallar olduğunu gösteriyor. Bu kimyasallar çocuklarımızın gelişimini tehdit ederken bizim de kalp hastalıkları, diyabet ve kanser riskimizi arttırıyor. İyi haber şu ki; hala sevdiğiniz yiyecekleri yiyebilir ve bu ölümcül zehirlerin etkisini azaltabilirsiniz. Aşağıdaki basit adımları izleyerek ailenizin yiyeceklerini zehirlerden arındırın!

Balıktaki gizli tehlike; civa

Az yağ içermesi, protein ve beyni geliştirici Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olmasına baktığımızda balık yemek, yapabileceğiniz en sağlıklı yemek seçimlerinden biri gibi görünüyor. Ancak ne yazık ki, okyanuslarımız, deniz ve göllerimiz kirletici maddelerle dolu. En etkililerden biri de, su yosunu tarafından emildiği anda bir zehirli akümülasyon zinciri başlatan metil civadır. Küçük balık su yosununu yer, daha büyük balık küçük balığı yer ve buna benzer şekilde bu zincir, civa dolu balıklar marketinize gelene kadar devam eder.
Civa kan dolaşımınıza girdiğinde direkt olarak beyne gider ve sinir sisteminize saldırır. Arıtılmadığında kalıcı nöropsikiyatrik beyin hasarına, çocuklarda öğrenme bozukluklarına, bağışıklık sistemiyle ilgili hastalıklara ve hatta kalpte problemlere yol açabilir.

Civa zehirlenmesinin belirtileri:

-Düşünme ve/veya konsantre olmada güçlük
-Tremor (titreme)
- Yorgunluk
- İnsomnia (uyuyamama hastalığı)
-Saç dökülmesi
-Kas ve eklem ağrıları
- Yürüyüş bozukluğu
- El ve ayak parmaklarında uyuşma

Civadan nasıl korunursunuz?

Bu belirtiler sizde yoksa bile vücudunuza giren belirli miktarda civa yine de size zarar verebilir. Civa, plütonyumdan sonra ikinci en zehirli madde ve bu yüzden uzmanlar beslenmenizde olabildiğince azaltmanızı tavsiye ediyor. Genel kural olarak, daha geniş ve yaşlıyken yakalanmış balıklar en çok civayı içeriyor. Genellikle yaklaşık 3 yaşındayken yakalanan somon en az seviyede civa (ve en yüksek seviyede Omega-3leri) içererek kendisini harika bir seçim haline getiriyor. Diğer küçük, genç balıklar ringa ve sardalyadır. Balıklar arasında en çok civa seviyesine sahip olanlar, ton balığı (özellikle akorkinoz), tilefish (bir çeşit levrek), kılıçbalığı, kral uskumru ve köpek balığıdır. Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) akorkinoz balığının en fazla haftada bir kez tüketilmesini ve ton balığının haftada iki kereden fazla yenilmemesini öneriyor. Hamile kadınlar (veya hamile kalmayı planlayanlar) olabildiğince civa içeren balıklardan kaçınmalılar.

Bisfenol-A gizli tehlike

Çoğunlukla BPA denilen bu kimyasal sert plastikten (yeniden kullanılabilir su şişeleri gibi) oluşur ve bizi zehirlenmeden korumak için metal konserveleri astarlamak için kullanılır. Ne yazık ki, hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar, yüksek oranda BPA’nın obezite, doğurganlık problemleri, meme ve prostat kanserleri, diyabet ve kalp hastalıklarına yol açtığını gösterdi. Daha da kötüsü, insanlar üzerinde yapılan araştırmalar da aynı sonuçları göstermeye başladı. Son yapılan testler yüzde 90’dan daha fazlamızın kanında ölçülebilir oranda BPA olduğunu keşfetti ve uzmanlar günde birkaç konservelenmiş yiyecek (meyve suları, bebek mamaları, meyve ve sebzeler gibi) tüketen çocukların, hayvanlarda hasara yol açan seviyelerle aynı oranda BPA’ya maruz kalabileceklerini söylüyor.

Korunma yönteminiz

 - 7 numaralı kaplar (üzerinde her hangi bir numara olmayan plastik şişelerin hepsi 7 numara olarak kabul edilir), PC ile başlayan (polikarbonat) ve sınıflandırılmamış herhangi sert plastik kaplardan uzak durun.
- BPA içermeyen emzik ve biberonlar alın.
-Paslanmaz çelik veya alüminyum su mataraları tercih edin.
- Mikrodalga fırında yiyecekleri cam kaplarda ısıtın.
- Konservelenmiş yiyecek, içecek ve bebek mamalarına alternatifler bulun. Taze veya dondurulmuş seçmeye çalışın.

Böcek ilaçları

Sürekli organik besinlerin yararlarını duymamıza rağmen, satılan bütün meyve ve sebzelerin üçte biri hala tarımsal böcek ilaçlarıyla kaplı. Haşereleri öldürmek için kullanılan bu zehirler aynı zamanda bize de zarar verir. Araştırmalar, bunlardan bazılarının (nörotoksinler) beyin ve sinir sistemimize zarar verebileceğini gösteriyor. Son yapılan bir araştırma, çocuklarda bazı tarım ilaçlarının yüksek seviyede olmasının dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve otizme benzer gelişim bozuklukları riskini artırdığını ortaya çıkardı. Hormon işlevlerini taklit eden diğer tarım ilaçları da doğurganlığı azaltabiliyor. Ve bilimadamları son yapılan araştırmalarla, en yaygın herbisitlerden (yabani ot ilaçları) birine maruz kalmanın hayvanlarda kilo alımını yüzde 10 artırdığını keşfetti.

Korunma yönteminiz

Seattle’da yapılan bir araştırma organiğe yönelmenin hemen nasıl sağlığımızı etkilediğini gösteriyor. Araştırmacılar, şehir dışında yaşayan bir grup çocuğun idrarını test ettiler ve ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) tarafından normal kabul edilen seviyelerin üstünde tarımsal böcek ilaçları buldular. Sonra çocuklar aynı yiyeceklerin organik olanlarıyla beslendi ve idrardaki ilaç seviyesi aniden düştü. Çocuklar her zamanki beslenmelerine döndüklerinde tarımsal ilaç seviyeleri anında EPA’nın öngördüğü sağlık sınırının üstündeki oranlara yeniden ulaştı.
-Organik besinleri tercih etmeye çalışın. En çok tarımsal böcek ilacı içeren ve en sık tükettiğiniz meyve-sebzeler için paranızı biriktirin. Genel olarak, muz, portakal, avokado gibi kalın kabuklu meyve-sebzeler, patates ve çilek gibi daha ince dış yüzeye sahip olanlardan daha az oranda tarımsal ilaçlar içerirler. Özellikle bu ince kabuklular, sebzeler için organik kotanızı kullanmaya çalışın!
-Daha az ilaç oranına sahip olan mevsim ürünlerini ve yerli olanları tercih edin çünkü sofranıza gelmek için çok fazla yol katetmek zorunda kalmayacaklardır.

Yeme bozukluğu kurbanlarına umut ışığı

Sağlıklı bir insanda zihin ve vücut dinamik olarak birlikte çalışır. Peki ya beyniniz vücudunuza küserse? Herhangi bir anoreksiya nervoza hastasının da doğrulayacağı üzere, sonuçlar gerçekten trajik ve ciddi olacaktır. Bu hastalıkta psikolojik ve sosyal faktörler, kişinin beden imajından rahatsız olmasına yol açar ve bu da zihinsel ve fiziksel hasarlarla sonuçlanır.
Genelde kadınlarla bağdaştırılmasına rağmen anoreksiya, erkeklerde de görülebilir. Son zamanlarda yapılan bir Harvard araştırması anoreksik ve bulimik hastaların yüzde 25’ini erkeklerin oluşturduğunu bildirdi. Vücuda yeterli derecede yağ alınmaz ise beynin düzgün çalışabilmesi için gerekli olan birçok temel hormon da vücut tarafından sağlanamaz. Beyin hücreleri, kan şekeriniz düştüğünde ölmeye başlar. Kurban da elektrolit eksikliğinden depresyon, enfeksiyon ve ciddi kalp rahatsızlıkları riskine girer. Yetersiz beslenme ciddi boyutlara ulaşırsa vücuttaki her bir organ sistemi onarılamaz hasarlar alabilir. Anoreksiya tedavisi biraz karışıktır. Genelde hasta için yeme bozukluğunu temel sorun olarak tanımlamak çok zordur. Alışkanlıklarını altta yatan diğer sorunlara çözüm olarak gösterirler ve asıl bozukluğu anlayamazlar. Uzun vadeli bir iyileşme sağlamak için beslenmeyi düzeltmek ve duygusal terapi gereklidir. Eşiniz veya bir tanıdığınız zayıflık ve az yemek yemeyle, obsesyon ve kompulsiyonla mücadele ediyorsa, yeme bozukluğu riski altında olabilir.

11 yaşından önce ergen olan kızlar egzersizden kaçıyor

American College of Sports Medicine seminerlerinde sunulan rapora göre vücudu erken gelişmiş kızlar egzersiz yapmak istemiyor. Araştırmacılar 11-13 yaş arasında 137 kızın aktivite seviyesini ölçtü. Araştırmalarda 11 yaşından önce bluğ çağına giren kızların diğerlerine göre 48 saat daha az egzersiz yaptığını, egzersiz ve hareketli aktivitelerden kaçtığını ortaya koydu.

8 bardak su içmek mazide kalıyor

İnternette, yazılı basında, birçok yerde 8 bardak su içmemiz gerektiği söyleniyor. Ancak araştırmacılar bu görüşün nereden çıktığı konusunda tereddütlüler. Ve üstelik yeni yapılan araştırmalar da bu görüşü doğrulamıyor. Connecticut Üniversitesi’nin fizyoloji uzmanı Douglas Casa’ya göre vücut sıvı istiyorsa çekinmeden belli eder. Susadıysanız bir şeyler için. Susamadıysanız içmeyin. Tek bir istisna var, o da spor yapmadan önce mutlaka sıvı almak. Eğer vücudunuzun susuz kalıp kalmadığından emin olamıyorsanız, idrarınızı kontrol etmeniz yeterli. Eğer idrarınız koyu sarı renkteyse susuz kalmışsınız demektir.

Fasulye meme kanseri riskini azaltıyor

Fasulyenin nimetleri saymakla bitmiyor. Kalbe iyi gelen fasulyenin şimdi de meme kanseri olma riskini azalttığı ortaya çıktı. Harvard School of Public Health’in 90 bin kadınla yaptığı kapsamlı araştırmada haftada iki kez fasulye tüketen kadınların meme kanseri olma riskinin diğerlerine göre yüzde 24 daha az olduğu ortaya çıktı. Araştırmacılar bunda fasulyenin içeriğinde bulunan kempferol, kesterin ve mirisetin gibi flavonollerin rolü olduğunu söylüyor.

Bitter çikolaya ye, tansiyonun düşsün...

Yiyerek de tansiyon düşer mi demeyin! Çikolata yiyerek tansiyonunuzu düşürebilirsiniz. American Medical Association’a göre düzenli bitter çikolata yemek tansiyonu düşürüyor. Araştırmalarda yüksek tansiyondan şikayetçi 44 kişi, 30 kalori değerinde bitter ya da beyaz çikolata tüketmiş. 18 hafta sonunda bitter çikolata yiyenlerin tansiyonu 3 puan düşmüş. Nedeniyse kakaodaki polifenollerin kan damarlarını genişletmesiymiş. Bitter çikolata yemek istiyorsanız, en az yüzde 40 ya da 50 oranında kakao içeren çikolata çeşitlerini tercih etmeniz gerekiyor.

40 dakika egzersiz iyi kolestrolü dengeliyor

Son araştırmalara göre egzersiz kolesterol seviyesini dengeliyor. Hem de bunu yapmak zor değil. Çünkü kolesterolü düşürmek için egzersizin zorluğu değil, süresi önemli. Araştırmacılar LPL enziminin vücutta harekete geçmesi için en az 40 dakika gerektiğini, bu nedenle haftada 40 dakika egzersiz yapmanın iyi kolesterolü 2.53 puan çıkardığını söylüyor.

Saçlarınız cansızsa soğuk suyla yıkayın

Saçlarınız cansız, kuru ve yıpranmış mı? Öyleyse vereceğimiz birkaç öneriye kulak verin: Saç köklerini şampuanlamak diplerin temizlenebilmesi için önemli, çünkü zaten uçlar saçınızı yıkarken şampuanlanıyor. Ayrıca saçınızı sıcak su yerine soğuk suyla yıkamalısınız. Soğuk su saçta nem tutar ve ışıltıyı artırır.

Parazit Yiyeceklerimizdeki problemleri

Çocuğunuz özellikle geceleri anal kaşıntı mı yaşıyor? Çocuğunuzda, bağırsak kurdu olabilir. Okul çağındaki çocukların çoğunda bu yaygın parazitler var. Bağırsak kurtları vücuda, elleri ağıza sürünce girer. Geceleri, solucanların annesi bağırsaktan çıkarak yumurtalarını bırakır. Anusun etrafındaki salgılanmış kimyasal da kaşınmaya neden olur. Tedavi edilmezse bu parazitler iştah kaybı, kilo kaybı ve mide-bağırsak problemlerine yol açabilir. Bağırsak kurdu olup olmadığı nasıl mı anlaşılır? Çok basit. Gece, çocuğun poposuna bir parça seloteyp yapıştırın. Solucanlar ve yumurtalar içerden dışarı çıktıklarında seloteybe yapışacaklardır. Sabah olunca bantı çıkarın ve teşhis için o bantı doktora götürün. Unutmayın, sizde olduğunu bildikten sonra enfeksiyonu yok etmek çok kolay.

Kuruyemişler kilo vermeye nasıl yardımcı olur?

Kuruyemiş tüketmek, düşündüğünüz gibi kalori almanıza neden olmaz çünkü kalorilerin yüzde 5’inden yüzde 15’ine kadar sindirim sistemi tarafından emilmez. Bu, iyi çiğnenmiş olmasının sindirimi etkilemesindendir. Ve bonus olarak: Mide bağırsak sistemindeki yavaş kalori salınımı daha uzun tokluk hissi sağlar.

Greyfurt yağı kokusu neden daha az yemenize yardımcı oluyor?

Hayvanlar üzerinde yapılan bazı araştırmalar greyfurt yağı kokusunun (evet yalnızca kokusu) iştahı kapattığını ve kilo vermeye yardımcı olduğunu ortaya çıkarttı. Haftada 3 kez 15 dakika kokuya maruz kalan fareler üzerinde etkisi görüldü. Neden mi? Kesin olarak bilinmiyor ancak, greyfurt yağının karaciğer enzimleri üzerindeki etkisinden kaynaklanabileceği düşünülüyor. Greyfurt yağı, aromaterapi dükkanları ve internet sitelerinde yaygın bir şekilde bulunuyor. Bonus olarak da araştırırken iki tane greyfurt yemeyi deneyin!

2