Yetimhaneden moda dünyasının zirvesine...

Yetimhaneden moda dünyasının zirvesine...

Modern ve sofistike tasarımlarıyla abartısız zarafeti sunan dünyaca ünlü modacı Elie Tahari, Nişantaşı Abdi İpekçi’de butik açan son dünya devi oldu. Demet Sabancı Çetindoğan’ın liderliğinde DEMSA’nın Türkiye’ye getirdiği ünlü modacı, hayata sıfırdan başlayıp en tepelere yükselmiş biri... İşte Türk sosyetiklerin giysilerine gardroplarında yer vermek için yarıştığı dünyaca ünlü modacının insana ‘Hayatta her şey mümkün’ dedirten öyküsü... Nihayet yıllardır düşünü kurduğu New York’taydı...

Üstelik Manhattan’da, yani en zenginlerin, en güçlülerin ikamet ederek dünyayı yönettiği yerde. Hayallariyle gerçek arasındaki tek fark, başarıdan başarıya koşan zengin biri değil, uzun geceleri en ucuzundan bir yatakhanede, hatta bazen Central Park’taki bir bankta geçiren biri olmasıydı... Olsun buna da değerdi. İsrail’deki yetimhanede geçen gecelerden sonra...

Elie Tahari’ydi onun adı... İran asıllı bir Yahudi ailenin büyük oğluydu. Aile onun Kudüs’teki doğumundan kısa süre sonra İran’a dönmüş, ama yapamayıp İsrail’e geri gelmişti. İsrail’de de hayat kolay değildi. Boyanmanın ardından babası tekrar evlenmiş, onun üzerine kendisi de bir yetimhaneye verilmişti. Fakir insanlardı ailesi... İsrail’deki pek çok genç gibi o da kurtuluşu hava kuvvetlerine girip asker olmakta gördü. Bir süre okula devam etti ama olacak gibi değildi, şu hayatta yırtan bütün diğerleri gibi ‘hayaller’ ülkesi Amerika’ya gidecekti... İşte gelmişti, buradaydı. Üç dileği vardı; mutluluk, başarı ve gerçek aşkı bulmak. Herkes gibi... Gündüzleri elektrik teknisyeni olarak çalışıyordu. Bir süre sonra ünlülerin bölgesi Greenwich Village’da küçük bir butikte tezgahtar olarak çalışmaya başladı.

Bu bambaşka bir dünyaydı. Kadınlar ve kumaşlar, desenler... İnsanların sahip olmak istedikleri bütün özellikleri anlatacak giysilere ihtiyaç duyduğu bir dünyanın kenarındaydı artık; modanın... Gece hayatına da hafif hafif dahil olmaya başlamıştı. New York’un renkli spotlarını kıskandıracak hareketlilikte, çeşitlilikteki gece hayatı büyülemişti ruhunu... Kadınların bedenini saracak yeni modeller ve desenler hayal ediyordu. Sadece hayal etmekle kalmadı; çizmeye başladı... Özgüvenli, güçlü ve seksi kadınlarla erkekleri hedef almıştı. Ve bunu başardı da... 1974’te Madison Avenue’da butik açan ilk moda tasarımcısı oldu.

Bugün hala Elie Tahari markası, seksi, özgüven sahibi ve güçlü kadınlarla erkekler için... Başarı hayal olarak kalmamıştı... 46 yaşına geldiğinde Elie Tahari adı artık moda dünyasında tanınır olmuştu ama bir şeyler eksikti... Başarı tamamdı da mutluluğu sağlayacak o büyük aşk ortada yoktu. Hayatının kadınını bulmayı, o yıl doğumgünü için verilen partide mumları üflerken diledi. Kader ona bu konuda da bonkör davranacaktı. Daha o gece Rory’yle tanıştı. Bu kadın hem gördüğü en güzel ve seksi kadındı hem de müthiş akıllıydı! Yanılmamıştı... Kısa sürede evlendiği Rory’yle şirkette de ortak oldu, ikisi el ele vererek Elie Tahari markasının devleşmesini sağladılar.

Bugün aradan geçen uzun yılların ardından hala birbirlerine derin bir aşkla bağlılar. Bir kız ve bir erkek çocukları var. Ve Rory hala Elie’nin vazgeçilmez ilham perisi... Elie Tahari, Demet Sabancı Çetindoğan’ın liderliğinde DEMSA, Diane Von Furstenberg’den sonra Nişantaşı Abdi İpekçi Caddesi’nde mağaza açan moda devi oldu. Geçtiğimiz hafta büyük bir partiyle açılışı yapılan butikte ev sahibi olarak ünlü modacı da bulunuyordu. Daha önce de birkaç kez geldiği İstanbul’u çok heyecan verici bulduğunu söyleyen ünlü modacının müşterileri dünyada olduğu gibi Türkiye’de de zengin ve zevk sahibi kadınlar...