Yeni Yazısı > Yeniden aşık olma umudu - 29.06.2014

Yeniden aşık olma umudu
29 Haziran 2014

Hepimiz yaşadığımız aşkı en mükemmel olarak niteleriz. Doğrusu da budur. Ama o aşk bittiğinde bir daha aşık olamayacağımızı, olsak bile aynı mükemmelliği yakalayamayacağımızı düşünürüz. Peki gerçekten öyle mi? İnsan kaç kere aşık olabilir? İşte bu soruların yanıtı...

 

Ne güzel bir aşktı o... Her anını kalbinizde hissettiğiniz, mutluluktan ayaklarınızın yerden kesildiği, bulutların üzerinde gezdiğiniz, yanındayken bile özlediğiniz, uzaktayken isyan ettiğiniz, “Onsuz yaşayamam” dediğiniz... Ama bitti işte, bitiş nedeninin önemi yok. Bittikten sonra kişinin kendisine ilk sorduğu soru, “Şimdi ben ne yapacağım?” olur. Evet, belirsizlikler önünde bir dağ gibi durmaktadır. Çekilen aşk acısı da cabası... İnsan bazen öleceğini bile hisseder bu durumda. Ama en çok hissedilen şey “Bir daha asla aşık olamam” duygusudur. Ayrılıktan sonra kişi bir yas dönemine girer. İlişkisinin hesaplaşmasını kendi içinde yapar, öfkesini kusar, sürünür. Derken bu yas dönemi de tamamlanır. İşte o andan itibaren insanın ruhu yeniden aşık olmaya hazır hale gelir.

SADECE TEK AŞK MI?

Birçok kişi insanın sadece bir kez aşık olabileceğini, o aşk bittikten sonra yaşanan ilişkilerin ilk aşkı arama çabası olduğunu söyler. Bu yargı doğru değildir. İnsan ‘seri aşık’tır. Bir aşk bittiğinde diğeri başlar. Kişi sadece birine aşıkken başka bir aşk yaşayamaz. Ama elbette, sonu acı biten ilişkilerden sonra aşka mesafeli duracak, canının yeniden yanmasından endişe edecektir. Bu tür önlemler de aşkı durdurmaya yetmez. Bir diğer konu da; “Kimse beni onun kadar sevemez, ben de kimseyi onun kadar sevemem” meselesidir. Bunu o aşkı yaşamadan bilemezsiniz. Ayrıca zaten hayatınıza giren kişileri öncekilerle karşılaştırmak büyük bir yanılgıdır. Herkesin sevme biçimi farklıdır. Ne biliyorsunuz şimdi yaşayacağınız aşkın hayatınızın en büyük, en çılgın, en mükemmel aşkı olmayacağını? Hem insan aşkı kendisini mutlu etmek için yaşar. Birinin sizi mutlu etmesini beklemek yerine siz kendinizi mutlu etmelisiniz. Duygular bunun için vardır.

HER ŞEY AŞKLA MÜMKÜN

Bu soruların cevabı ‘Aşk’ kelimesinin içinde yatıyor. Aşık olmayı seçen insanların yüreğinde yatıyor. Hayata hep mutlulukla bakmak, özgürlük duygusunu taşımak, kendini güzel hissetmek, hem de kendini dünyanın en güzeli hissetmek aşkla mümkün. İnsanın tüm hücrelerinin uyumlu bir orkestra gibi davranmasını sağlıyor aşk. Daha da ötesi kocaman bir ateş yakıyor insanın içinde. Sönmeyen, söndürülmesi mümkün olmayan bir ateş... Bir kez o ateşe düşmüş insan, ateşin yokluğunda kendini eksik, yarım, değersiz, işe yaramayan biri gibi hissediyor. Çünkü aşkın verdiği yaşama sevincini başka hiçbir duygu vermiyor. Aşk, bir sevgiliye bağımlı bir duygu değil. Olsa iyi oluyor tabii, yani insanın aşkını yönelteceği bir sevgili olsa süper oluyor hatta. Ama o sevgili insanın yanında olmasa da aşkını doyasıya yaşama imkanı buluyor. Biraz eksiktir elbette. Olsun, yine de aşktır o. Hiç aşkı olmayanlara göre çok daha iyi durumdadır. Hatta şöyle söyleyeyim, sevgilisi olup da aşk yaşamayan insanlara göre, aşkını tek başına yaşayan insanlar çok daha değerlidir benim gözümde. Her ilişkide aşk yok, bunu biliyorsunuzdur. El ele tutuşmuş, birbirine sarılmış her çifti birbirlerine aşıklar diye değerlendirmek mümkün değil. Yalnızlık korkusu insanları aşksız ilişkiler yaşamaya mecbur ediyor.

ADI: AŞK

Aşk bir isyandır. Emek, beceri, duyarlılık, bilgi, heyecan bekler bizden. Bu dünyada, şimdilik kolay kolay yaşanamıyor. Aşk, yanlışlarından, eksikliklerinden çekinmeyen insanın bir arayışıdır. Aşk dünyaya teslimiyet değildir. Ruh uyuşukluğu hiç değil. Ruhu hamarat, ruhu çalışkan insanların harcıdır. Aşk ülkesi, aşk diyarı uyduruk bir diyar değildir. Aşk ancak cesurların işidir. Aklında soru işareti olanlar, “Acaba?” diyenler ve konforunu bozmak istemeyenler otursun oturdukları yerlerde. Aşk için yola çıkış, bilinen tüm kurallardan vazgeçiştir çünkü. Bu yola da ancak göze alanlar çıkabilir.

NEDEN AŞKA İHTİYAÇ DUYARIZ?

Neye aşk diyorsan, aşk o olsun. Ama aşk olsun... Aşkın bir tek tanımı yok, herkese göre farklı şekilleniyor. Birinin aşk dediğine diğeri demiyor. Her aşk kendi iç dinamiğini kendisi yaratıyor ve elbette kültürler, toplumsal kurallar, gelenekler, içinde bulunulan çağ da aşka farklı tanımlar atfediyor. Neden insanın hayatında ille de aşk olsun peki? Neden durup dururken huzurunu bozsun insan? Öyle ya, aşk huzuru falan darmadağın eden bir duygu. Yürek çırpıntıları, korku, endişe, kıskançlık, bitmek bilmeyen hasret... İnsan niye istesin bu şekilde yaşamayı? Haritası bile olmadan, varılacak yeri bilmeden, engebelerle dolu bir yola çıkmayı neden istesin insan?