Yeni trend; tuzla gelen sağlık

Size “Tuz ile fiziksel sorunlarınızı çözümleyebilir, ruhsal yorgunluğunuzu giderebilirsiniz” desek, tepkiniz ne olurdu?

Yeni trend; tuzla gelen sağlık

Teknik açıdan ‘halotherapy’ denilen tuz terapisi 19. yüzyılın ortalarında Polonyalı Felix Botchkowski tarafından keşfedilmiş. Tuz madenlerinde çalışan işçilerin hiçbir koşulda akciğer hastalıklarına yakalanmadığını anlayan Felix Botchkowski ile tuz terapisi başlamış. II. Dünya Savaşı sırasında da tuz madenleri sığınak olarak kullanılmış. Buralarda uzun süre kalan astım ve akciğer hastalarının da iyileştiği görülünce tuzun değeri ve ona gösterilen ilgi artmış. Artık Türkiye’de aynı yöntem kullanılıyor.

Ülkemizin ilk tuz terapi merkezi İstanbul Suadiye’de bulunan Sense Renaissance, özel ve iş yaşamının yol açtığı fiziksel ve ruhsal yorgunluklara derman oluyor. Terapi özel odalarda gerçekleştiriliyor. Tuz terapisi yaptıracak kişi, en rahat kıyafetiyle tüm tavan ve duvarları, kuru kristal tuz ile kaplanmış özel bir odaya alınıyor. Buraya ‘tuz mağarası’ adı veriliyor.

Doğal olarak bembeyaz, dinlendirici bir yer... Özel bir makine ile havaya gözle görülemeyen Himalaya tuz partikülleri püskürtülüyor. Bu partiküller, 20-40 dakika boyunca, solunum yoluyla önce ciğerlere, sonra da vücudun diğer noktalarına ulaşarak kişide zindelik ve yenilenmişlik hissi oluşturuyor.

Eklem ağrısına tuzlu çözüm

Tuz ile uygulanan terapi pek çok hastalığa iyi geliyor. Örnek ister misiniz?

- Soğuk algınlığını gideriyor.

- Bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

- Astım, bronşit, sinüzit, sık görülen kulak enfeksiyonu gibi kulak burun boğaz hastalıklarında etkili.

 - Alerjik kaynaklı cilt rahatsızlıklarında faydalı. Özellikle de egzama, deri iltihabı ve sedef hastalığına iyi geliyor.

 - Solunum yollarında sağladığı rahatlatıcı etki sayesinde uykusuzluk, stres ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlarınızın ortadan kalkmasına yardımcı oluyor.

- Eklem ağrıları ve artrit konusunda da faydası var.

(05.02.2011 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)