Yeni sefere kadar 55 kilo vermek lazım!
09 Nisan 2011

Hürrem Sultan rolünü üstlenen Meryem Uzerli’nin Muhteşem Yüzyıl’daki şivesinin bir inceden değiştiğine tanıklık ediyoruz... Aynı şekilde af buyurun geyik malzemesi olan “Sülüman” isminin de normalleştiği gözle görülüyor artık. Eh, oyunculuğa da laf söyleyecek durumda değiliz... O değil de Meryem Uzerli birkaç hafta önce diyete başlamasına rağmen anlaşılan çok da yol alamadı.

[[HAFTAYA]]

Hürrem giderek hacmini genişleten bir karakter oluyor ekranda... Hürrem Sultan döneminde rejim listeleri yoktu ama Valide Sultan’ın bazı sözlerinden anladığım kadarıyla kadınlar formlarına dikkat ediyorlardı... Hürrem’in de bir an önce o hatta girmesinde fayda var. Mevcut diyetisyeni forma sokamıyorsa, bir de benim yöntemi denesin. Kanuni’nin yeni seferine kadar 5 kilo verdirmeyi garanti ediyorum Sultanım. Ne dersiniz?.. Hem böylece Has Oda’nın kapısından çevrilen kadın olmaktan kurtulursunuz belki; her şey sizin iyiliğiniz için!

YGS skandalı o sınıfa girmedi...

TRT 1’de yayınlanan eğitim reality programı Sınıf 2010’daki öğretmenler Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nı (YGS) atlatan çocuklara önlerinde bulunan diğer sınavlar için telkinlerde bulunuyordu önceki akşam... Aynı saatlerde haber kanallarında YGS’deki şifre skandalı tartışılıyordu.

Sınıf 2010’daki öğretmenler ne kadar iyimserse, haber programlarındaki tartışmacılar o kadar kötümserdi... Anladığım kadarıyla Sınıf 2010 YGS skandalına fazla yüz vermeden, “önümüze bakalım” havasındaydı ama olur da sınav iptal edilirse o öğretmenlerin gençlere ne tavsiye edeceğini hakikaten merak ediyorum... Asıl reality o saat itibarıyla başlayacak çünkü!

Sesler iyice kısıldı

Yeni RTÜK yasasının reklam uygulamalarında makbul sayabileceğimiz tek şey yayın ile reklam sesi arasındaki farkın kapanması... Seri şekilde reklam yayınının üzerimizde yarattığı tahrifatı bir ölçüde dindiriyor. Ama az ve sıklaşan öğünlerle reklam izlemek hâlâ çok sıkıcı. Neyse... Yayın sesinden girmişken önceki akşam Derin Sular isimli dizide Fox TV, Kavak Yelleri’nin tekrarında ise Kanal D resmen sessiz sinema oynattı... Ses düzeyi o kadar düşüktü ki, farklı kanallar arasında gezinirken her seferinde volüm ayarlaması yapmak zorunda kaldım. Anlaşılan yeni yasa kanalları çok ürkütüyor, eh doğal olarak da bu korku sesi neredeyse toptan kısmaya kadar varıyor. Vay be!

Bir isteğiniz var mı?

TRT Müzik son zamanlarda ruhumu dinlendirmek için tercih ettiğim ilk adresler arasına girdi. Önceki gün aldığım bir mektup yeni klibi çıkmış bir grubun videosunun frapan bulunduğu için sansürlendiğini anlatıyordu TRT Müzik tarafından... Tek kanallı dönemin hastalıklarıydı anlatılan. Oysa TRT Müzik kurumun kendi içinde bile bir adım önde yürüyen bir kanal olarak bu işleri o yıllarda bırakmalıydı.

Dilerim doğru değildir anlatılanlar... Bu arada kanalda Listesizsiniz diye bir program yapılıyor. SMS yoluyla gönderdiğiniz istekler anında çalınıyor. Radyodan sıradaki şarkıyı istemek gibi bir şey... Ama çalan şarkılar uzun, çok uzun yıllar öncesine ait kliplerden seçilince hakikaten bir zaman kapsülüne binmiş gibi hissediyor insan kendini. Mutlu bir yolculuk türü; kaçırmayın derim...

Her filmde aynı sesler...

Yabancı filmlerde bazı kanalların alt yazı uygulaması sırasında getirdiği zorunlu sansür, orijinal dili bilenler için hakikaten sıkıntı yaratıyor... Birçok izleyici filmlerin doğal dokusunun çeviriler yoluyla bozulduğundan şikayetçi ama bizim ekranda bir filmi izlemenin başka da yolu yok. Kullanılacak dil RTÜK tarafından belirlenmiş çünkü... O değil de asıl sorun o filmlerin seslendirilmesinde diyorum ben.

Dikkat ederseniz başta TNT olmak üzere Show TV, Kanal D, atv, Star TV ve Fox TV gibi kanallarda oynayan “ikinci sınıf” filmlerin hepsinde başrolleri aynı sesler Türkçeleştiriyor... Hatta öyle ki aynı sesi aynı anda birkaç farklı kanalda gösterilen filmlerde izlemek insanda ciddi bir iç sıkıntısı yaratıyor... Sanırım bir dönemin gözde mesleği dublaj sanatçılığına itibar eden kalmadı. Dizi oyuncusu olmak, stüdyoya girip ses vermekten daha kârlı olduğu için belki de...

Bir sevindim hep üzüldüm...

Unutulmaz (atv) dizisinde tüm kaşlar aşağı doğru bakar ve dizinin tamamına ağır bir hüzün havası hakimken arada gidilen reklamlar hakikaten insana bir nefes alma şansı veriyor... Dizide yüz güldürecek anların umudu içindeyim. Ama mevcut efkarla karamsarlık zehirlenmesinden gitmezsem... Neyse reklam aralarına dönelim. Önceki gece tam da böyle efkar bastığı bir anda dizi reklama gidiverdi. Reklamlarda sağ alt köşede beliren sayaçta “Çocuklar Duymasın’a 6 dakika” gibi bir şey yazıyordu...

“Aha” dedim içimden; “sonunda bir gülümseme açılımı geldi diziye”. İçi kararan izleyiciye bir kür Çocuklar Duymasın izlettirip güldürecek, sonra da Unutulmaz’a geri dönecekler... Neden sonra sayaç çekildi ve gerçeklerle yüz yüze kaldım. Yanlış bant girmiş köşeye meğerse. Eh doğal olarak ben de gözyaşıyla tuzlanan avucumu yaladım!