Yeni CHP'de herkes düşünülmüş!
23 Nisan 2011

heyecan yarattığının en önemli kanıtı, seçim beyannamesinin açıklanması geç kaldı diye duyulan tepkiydi! CHP’lilerin “Saat 11’de açıklayacağız” deyip 12.30’da açıkladılar diye yemediği laf kalmadı televizyon kanallarında. Hatta “yandaş” kanalları da dolaştım, baktım hepsi CHP uzmanı kesilmiş Mümtazer Türköne gibi mümtaz yorumcular, vakit geçirmek için CHP adaylarını çekiştiriyor. Ben hiç AKP adaylarını çekiştirdiklerini görmedim, duymadım! İlle de CHP. Yahu bırakın, kendi münafıkları yetiyor zaten partiye.

[[HAFTAYA]]

Bir Denizli adayı yine YSK’ya başvurmuş, yerimi aldılar listeyi iptal edin diye! Zaten bir başka şikayet üzerine boşalan yere getirilen İlhan Cihaner’in adaylığını düşürürlerse, pes diyeceğim, gerçekten CHP’yle başkalarının uğraşmasına gerek yok, CHP’liler yeter! Programı nasıl mı buldum? AKP için söylediğimi burada da söyleyeceğim, kötü program olur mu? Tabii bol vaat... Taksiciden yoksula, emekliden tekstilciye, herkese bir güzellik düşünmüş yeni CHP. Tıpkı seçim kampanyasının teması, “kim olursan ol, gel” gibi, herkese “dokunulmuş”!

Beni ilgilendiren bölümleri şunlar: DGM’lerden de beter Özel Yetkili Mahkemeler’in kaldırılacak, Gelir İdaresi’nin özerkliğe kavuşturularak vergi cezalarının siyasilerin elinde tehdit olmaktan çıkarılacak, taşeronluğa son verilecek olması gibi demokrasi konuları... Keşke kim gelirse gelsin yapacak olsa! Tabii halkın hoşuna gidecek olan konular, askerliğin kısaltılması, yoksullara 600 TL’lik aile sigortası gibi somut, net vaatlerdir. Ama, ama, ama... Seçmenin alıştığı partiden başkasına, sırf bu iki vaadi duydu diye gidip oy vermesini beklemek safdillik olur. Sokağa çık, hâlâ “Başbakan Tayyip diyorsa doğrudur” diyen bir kitle var. Yani siyaseti, futbol takımı fanatikliğiyle eş tutan... Tek adam popülaritesine alıştılar bir kere.

Hukuk da taraf

Geçen gün yazdığım üç yazıya öyle farklı tepkiler geldi ki, şaştım kaldım. Hem Kürtleri, hem milliyetçileri, hem dincileri aynı anda kızdırmayı nasıl becermişim? Akıl ve mantık içeren bir şey yazdınız mı kimse beğenmiyor. İlle de taraf tutacaksın, hem de körü körüne! Herkes safında yerini almış, etiketini alnına yapıştırmış. Yahu hiç, bir hukuk devletinde, aynı mahkemenin üyeleri birbiriyle selamı sabahı keser, hakaret eder mi?

Bu vaziyetteyiz. Üç kişiden ikisi bir oldu, Mahkeme Heyeti Başkanı’nı kaçırdı! Pazartesi Balyoz Duruşması öncesi bu durumu protesto için aileler adaletin ruhuna fatiha okuyup lokma dağıtacakmış. Helva kavursunlar, helva. Memleketin en önemli sorunu, başta hukuka olmak üzere güven bunalımıdır. Bir tek bunu düzeltecek birine bile oy vermeye razıyım!

Baykam’a bıçak anıta kepçe

Fikirleri hoşuna gitmeyen sanatçıyı bıçaklayan toplumun kurumları da hoşlarına gitmeyen heykeli yıkmaya çalışıyor! Sanatçıya ölüm, sanatına yıkım, ileri değil, olsa olsa Taliban’ın hakim olduğu ilkel toplumlarda olur. Bedri Baykam, siyasi fikirlerini cesaretle savunan bir sanatçı. Kars’ta Belediye Meclisi ve Kurul kararıyla yaptırılan “İnsanlık Anıtı” heykelini Başbakan Erdoğan’ın beğenmemesi, “ucube” olarak nitelemesi üzerine yeni belediye yıkım kararı aldı.

Baykam, başka sanatçılarla beraber bu yıkımı protesto ettikleri bir toplantıdan çıkarken yardımcısıyla birlikte bıçaklandı. Heykeli savunana bile tahammül yok. Heykeli yapan sanatçı Mehmet Aksoy’un avukatı Turgut Kazan, dün Kars Belediyesi’ne verdiği dilekçede, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduklarını ve yıkımın durdurulmasını istedi. Heykeltraş Aksoy ve sanatçı arkadaşları da bugün Kars’da bir miting yaparak yıkımın durdurulmasını isteyecek. Yıkım ihalesini almış olan firma ise heykelin etrafını “İnsanlık Anıtı’nın yıkımı” tabelalarıyla çevirmiş, harıl harıl kepçe sallıyor! Kötü bir şaka gibi. Onun için diyorum, egemenlik mi kaldı, hak mı, hukuk mu diye. Madem yargı süreci başladı, yıkım nasıl sürer?

Anıt yıkıldıktan sonra yıkılmaması kararı çıkarsa ne olacak? Yarattığı eserini hukuksuz olarak yok etmekle sanatçıyı hukuksuz olarak öldürmenin birbirinden ne farkı var? Türkiye’de artık yargı, hukuk değil, tek adam emirleri, beğenileri geçerli. Ben beğenmedim, yık dedi diye yıkıyorlar! Ben bu 23 Nisan’ı kutlayacak şey kalmadığı için kutlamıyorum!

Bayramda çocuklara sinema!

23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlanacak sadece “çocuk” kısmı kaldı! Hangi milli egemenlik, Allah aşkına! TBMM’ye yeni üyeler seçmek için uğraş verilen şu günlerde her yerde kopan patırtıya bakın. Çocuklar da pek bayram yapamayacak bu yıl, hava buz! Çocukları sinemaya götürmek için iyi bir gerekçe olabilir, Ülker bu yıl da bayram hediyesi olarak 24 Nisan Pazar günü 55 şehirde 157 salonda yüzbinlerce çocuğu sinemaya davet ediyor.

Çocuklar aileleriyle gidip çocuk filmleri izlemenin yanı sıra kek, çikolata gibi hediyeler de alacak. Bu yıl sinema etkinliğine Artvin, Erzincan, Bolu, Hakkari, Mardin, Muş, Nevşehir ve Niğde katıldı. Bu hediyeyle 4 yıldır yüzbinlerce çocuğu aileleriyle birlikte sinemaya götüren, çoğunu ilk kez sinemayla tanıştıran programdan haberiniz olsun çocuklar, “Beni sinemaya götürün” deyin evde!