Yeni Yazısı > Yaz yağmuru baraj doldurmadı! - 07.06.2014

Yaz yağmuru baraj doldurmadı!
07 Haziran 2014

Pazartesi günü nurtopu gibi yeni bir doğal afet terimimiz oldu: Yaz yağmuru! İstanbul gibi koca bir metropol, 2-3 saat süren yoğun yağış sonrası Venedik’e döndü. Yağmur Allah’tan ama alt yapı devletten olduğu için, biz alt yapı kısmına değinelim. Bütün kış yağmursuz kalmış bir coğrafyanın insanı olarak, yağmuru sevinçle karşıladım. “Yaşasın” dedim “barajlar dolacak, ağaçlar yıkanacak, sokak hayvanları suya kavuşacak!..”

Gel gör ki bu romantik iyimserliğim, Fulya’da yerlerinden fırlamış rögar kapakları, dere gibi akan sokaklar, Üsküdar’dan gelen ‘deniz minibüsü’ fotoğrafları ile sona erdi. Üsküdar’da hele; deniz ile kara birleşmişti. İnsanlar araçlarının tavanına oturmuş, cama ulaşan yağmur suyunda boğulmamak için bekleşiyordu. Peki bunca olumsuzluğa rağmen, yağmur kuraklık problemimize çözüm oldu mu? Maalesef! İSKİ verilerine göre, barajların doluluk oranı artmadı! Son hafta yüzde 27.77 olan doluluk, yağmura rağmen yüzde 26.62’ye inmiş! Bu rakam, geçen yıl bu tarihlere göre yüzde 59’luk bir kayba işaret ediyor. Uzmanlara göre; barajların dolması için sürekli ve yavaş yağan yağmura ihtiyaç var.

Eh bir de tabii, kuraklık tehlikesinin farkında olup bu yönde önlem alan ve halkı bilinçlendiren devlet politikalarına... Ayrıca, suyun koskoca bir şehri afet yerine çevirmemesi için, gerekli alt yapı ve kanalizasyon çalışmalarına... Ne yapacağız? İlk adım olarak her şeyi Allah’tan ve doğadan beklemeyeceğiz. İnsanoğlu olarak, elimizdeki kaynakları tüketirken dikkatli ve bilinçli olacağız. Su ile ilgili devlet politikalarını yeniden düzenleyeceğiz. Evet, geç bile kaldık ama yapmak zorundayız. Bu kuraklık bize sadece susuzluk olarak dönmeyecek. Tüm ülkede barajların doluluk oranının düşmesi, elektrik üretimine, dolayısı ile elektrikte fiyat artışına etki edecek. Su yerine ithal doğalgaz ile elektrik üretmeye çalışacağız. Tarım, en çok etkilenen sektör olacak. Meyve-sebze fiyatlarında artış göreceğiz. Hepimizi zor günler bekliyor. En büyük görev de devlete düşüyor.

Doğu’nun sessiz güzelliği ADIYAMAN

Yolum Adıyaman’dan geçti. İyi ki de geçmiş. Okullararası Basketbol Şampiyonası olmasa belki de ziyaret etmeyeceğim, halkı ile tanışma fırsatı bulamayacağım bir şehirde 6 gün geçirmek, benim açımdan çok öğretici oldu. Çoğumuzun sadece ‘Doğu illeri’ dediği şehirlerimizin her birinin kendi kültürü, yaşayışı, işleyişi, tarihi ve insanı var. Adıyamanlılar, benim tanıdığım en içten, en misafirperver, en konuşkan ve de güleryüzlü insanlardan. Şehrin genelinde bir sükûnet var. Sakin ve barışcıl bir il Adıyaman. Eski camileri öyle güzel ki! Sarı taşlarına vuran ışık altında, alçakgönüllü ama ağırbaşlı mimarileri ile huzur veriyor bu camiler. Bulutlar daha yüksek, gökkubbe bile daha mavi sanki Adıyaman’da...

Eski öğretmenevinin bahçesinde bir yorgunluk kahvesi içtim. Bahçede asırlık ağaçlar vardı. Erkekler dama oynuyordu. Az ilerde Kebapçı Beko var. 1953’den beri açık olan, tek çeşit kıyma kebabı yapan mütevazı bir lokanta. Oralardan geçerseniz, yolunuzun düşmesi gereken bir lezzet. Bir de taksici Memed var bu hikâyede. Turnuva boyunca, pek çok insanı taşıdı. Her sabah hatırımı sordu; “Hocam var mı bir ihtiyacın, bak benim hanım da sana yardımcı olur” dedi. Saygı hitabı olarak ‘hocam’ kullanıyorlar. Yoktu bir ihtiyacım ama sorması yeter, sağolsun. 16 yaşındaki kızı hukuk fakültesini istiyormuş. Umarım dilediği gibi olur. Ve Nemrut! Ah ah!.. Günbatımına yetişebildim.

Dağlar arasından, sivri tepenin zirvesinden izlenebilen inanılmaz bir doğa olayı... Güneş her yerde batıyor ve her gün batıyor ama hayatım boyunca anımsayacağım beş tane günbatımı varsa, Nemrut ilk sıraya oturur. Çıkış çok zorlu ve ciddi kondüsyon gerektiriyor. Yılmayın. Hem Nemrut heykelleri (ki etraftakilerden “bunları da Mısır piramitleri gibi uzaylılar yapmış” yorumları duydum) hem de o yüce dağların arasından Güneş’in batışı buna değer... Adıyamanlıların en büyük dileği, Atatürk Baraj suyunun onlara da verilmesi. Tarım için o suya ihtiyaçları var. “Yazar mısın?” dediler, “Yazarım” dedim. Misafirperverliklerine, yardımlarına can-ı gönülden teşekkür ederim.