Yeni Yazısı > Yaz bitmeden... - 24.08.2013

Yaz bitmeden...
24 Ağustos 2013

Anneannem “İstanbul’da Ağustos’un yarısı yaz, yarısı kış” derdi. Hakikaten de ayın ikinci yarısından sonra rüzgar başlar, yağmur gelir, yazlıklarda havanın tadı kaçardı.

Bu havalara da ‘göç kaçıran’ denirdi. Göç edenler de biz, yani adaya yazlık gelenlerdik. Yağmurlar başlayıp bahçenin tadı tuzu kalmayınca, deniz olmadığı için yazlık insanı oyalayamaz hale gelince de kolay olurdu İstanbul’a dönmek.

Aklımız adada kalmadan Eylül’de kışlığın yolu tutmak keyifliydi. Ağustos ortası geldi, aynı duygular kapladı yüreğimi. Hafiften bir İstanbul’daki evi özleme hali...

Evi temizletip kışa hazırlama rüzgarı esiyor içimde.

Bir yandan da ‘kısa sürdü bu yaz’ dedirtiyor. Çiçeklenmiş mis gibi yasemin kokulu bahçemizi bırakmak, eş, dost, akrabalarla yapılan keyifli sohbetlerden vazgeçip göç etmek zor geliyor. Daha yapamadığımız bir sürü şey kaldı. Çocuklarla bir liste hazırladık. Yaz bitmeden yapılacaklar listesi...

1) Birlikte yazlık sinemaya gitmek.

2) Burgazada’da midye ve waffle yemek.

3) Dolunayda Aya Yorgi’ye çıkmak.

4) Balığa çıkıp kırlangıç yakalamak.

5) Nizam Koyu’nda güneşi batırmak.

6) Büyükada’daki perşembe pazarına gidip beyaz şort almak ve bu şortu kumaş boyasıyla rengarenk boyamak.

7) Bisikletle büyük tura çıkmak (küçüğünü sıkça yapıyoruz).

8) Evimize çok yakın olan öksüzler yurduna gidip Avrupa’nın en büyük ahşap binası olan bu devasa ama harap yapıyı yakından görmek.

9) Yunus’tan günde 3 kez dondurma yemek.

(17.08.2013 tarihli Cumartesi Postası ekinden alınmıştır.)