'Yatağımda kadın-erkek fark etmez, insan olsun Yeter!'

Geçtiğimiz aylarda kendini siyahi yaparak ilgiyi yeniden üzerine çeken Kuşum Aydın, 'Hayriye' adını verdiği kabaresi ile de kadın kılığına girdi.

'Yatağımda kadın-erkek fark etmez, insan olsun Yeter!'

Aklımda onunla iddialı bir sohbet hayali: İçinde botokslarını, hayatını, neden Almanya’ya gittiğini, bize sahteymiş gibi gelen evliliğini ve çok konuşulan mahrem tercihi sormak var.

Röportaj: Canan DANYILDIZ

Fotoğraflar: Muzaffer Kantarcıoğlu

Prodüksiyon sorumlusu: Özlem Şahin

“Bodrum Yalıkavak’ta evimdeyim, gelceksin, ne yapiceksin?” dedi, ben de gittim... 

Yalıkavak’a kadar taksici Ali Bey’le sohbet, mevkiye geldiğimizde ufak bir çay molası derken telefonum çalıyor: “Ben uyandım, hazırım... 

Hadi gelin!” diyen harika bir ev sahibi. Deniz manzarasından yana zengin, mütevazılığı ise hayran bırakan evin kapısında karşılayan Kuşum Aydın. O, bizim gibi sıradan insanları aşalı çok olmuş! İnsanı hiç kırmıyor ve çok dürüst. Etkilenmek işten bile değil...

Çok mütevazı bir hayatın var galiba? Kapıda cipin; çok sade ama deniz manzaralı bir ev...

Evet, benim evimde öyle koşuşturup duran hizmetçilerim filan yok. Ben evimin hem kadını hem de erkeğiyim. Her işimi kendim yaparım.

Varlıklı bir aileden geliyorsun, nerden bu show dünyasına merak ve üstelik de çok alışkın olmadığımız tavırlarınla, büyük cesaret?

Ben 18 yaşımdan beri farkedilmekten hoşlanan biriyim. İçimde bir yangın var, bana baksınlar istiyorum çok.

Teşhir isteği mi bu? Teşhirci mi olmayı seviyorsun Kuşum?

Evet, teşhircilikten hoşlanıyorum. Öyle olmasam bu değişik kıyafetleri ya da elbiseleri nasıl giyerim ki? Ama kadın kıyafeti giymekten hoşlanıyorum demek değil bu. Cross Dresser (karşı cinsin giysilerini giyen) değilim. Sadece işimle ilgili olan kısımda giyip çıkarıyorum.

Kadın olmayı hiç istedin mi peki?

Hayır, kadın olmayı hiç düşünmedim, istemem de zaten. Eğer içimde öyle bir istek olsaydı da kimseyi dinlemeden olurdum. Kendi hayatımı, bedenimi seviyorum, benim dünyamda bütün renkler var. Kadın olup bir kadınla lezbiyen hayatı mı yaşayayım?

Cinsel hayatında da böyle bir renklilik var mı peki? Bu o anlama mı geliyor? Yani hem kadınla hem de erkekle aşk yaşarım mı demek?

Tabii ki! Buna özel hayatım da dahil. Ben herkesten, kadın ya da erkek herkesten hoşlanabilirim, aşık olabilir ama yalnızca kadınla bir şey yaşayabilirim. Erkekle öpüşür, el ele tutuşurum ama ötesinde bir şey yaşayamam.

Bu nasıl karışık bir duygu peki? Neden her iki cinse de aşık olabiliyorsun ama bir erkekle yaşayamıyorsun özel hayatını?

İçinde birtakım şeyler yanıyor, istiyorsun ama örf, adab ve statünü bırakıp bunu yaşayamıyorsun.

Aileyle ilgili bir sakınca mı var bu konuda, yoksa senin duruşun mu bir erkekle birlikteliğini engelliyor?

Yok hayır, benimle ilgili bir şey bu. Bu yangına, isteğe rağmen yine de kadın olmak istemedim. Vücudumla barışık biriyim. Hiçbir zaman feminenliğimi, kadınlığa yatkınlık olarak görmedim. Feminenliğimi, klas ve asortik görüyorum. İnsanlar da o yüzden cıvık bulmadı bunu.

‘Narinliğime ve feminenliğime aşık olan çok kadın var’ 

Feminen görünümün ve çok naif hallerin... Sana kadınlar neden aşık olur ki?

Neden mi? Etrafta öküz erkekten geçilmiyor! O yüzden benim narinliğime, feminenliğime aşık olan çok kadın var. Narin insan kalmadı, İstanbul beyefendileri gideli çok oldu. Ben bunu temsil eden sonlardan biriyim.

Ruhun kendini ne sanıyor Aydın, erkek mi kadın mı?

Benim için, ne olduğum hiç önemli değil. Neden önemlidir ki bu? Çok iş yapar mı ruhumun hissettiği şey bilmiyorum... Yatağıma alacağım kişiyi bugüne kadar hep ben seçtim, bir tek onu söylesem sana?

Yatağına erkekler mi daha çok girdi kadınlar mı?

Bazen birini görürüm Canan, kadın ya da erkek... En samimi arkadaşlarıma derim ki: “Bunun cinsel organı ister a. olsun ister b.! Hiç farketmez, vayy be derim, işte bu!

Cinsiyeti hiç önemli değil, insan gibi olsun bana yeter.” Benim vücudum erkekle olan kısmına kapalı ama. Ben göz göze, el ele tutuşup (bir erkeği kastediyor) daha sonrasında kendi kendine devam eden biriyim.

Ve zaten uzun zamandır el ele, dudak dudağa tatmin olacağım biri olmadığı için kendi kendime gideriyorum ihtiyacımı!

Bana neler söylüyorsun... (Utanıyorum)

Sana yemin ederim, seks meks yapmıyorum; kendi kendimeyim. Öylesi iki kişilik seksten daha çok zevk vermiyorsa, ben hiçbir şey bilmiyorum!

İşte sana o kadar diyeyim! Kimseye de zararım yok. Kaç arkadaşıma da bunu anlattım, onları da ikna ettim bu konuda. Ben uzun zamandır seks konusunda bedenen zevk almıyorum.

‘Benim için cinsel organların önemi yok, evde çırıpçıplak gezerim’ 

Hayalde erkekler mi var, kadınlar mı?

Neler yok ki! Bunun hayalinde sınır yoktur! Gençliğimde ben çok azdım. Bir zamanlar Etiler’in kralı da kraliçesi de bendim. Artık bir saatten sonra benim için cinsel organların bir önemi yok!

Bu ne demek yahu?

Ben evde çırılçıplak gezerim ve evdekilere derim ki: Bodrum’dan gittiğinizde en çok bundan soğumuş olacaksınız! Yani uzvun önemi yok. Edep yerleri benim için hiçbir şey ifade etmiyor.

Ahlaklı bir adam mısın sen?

Çoook! Son derece ahlaklıyımdır, başkalarına karşı çok nezaketliyimdir. Duyguya, bu hislere yoğunlaşan birini arıyorum. Ben yengecim. Yani aşık olmadan bir şey yaşayamam.

‘Sahnedeyken her iki cinse de yüz vermiyorum’ 

Hadi bırakalım özel hayatını da biraz şu Güzel Sanatlar Fakültesi’ne gelelim. İyi bir eğitimin var, sen hep mi böyle uçuktun?

Star olarak yaşıyordum ben, star olmadan önce de. Güzel Sanatlar’da da böyle. En büyük ressam ve müzisyenleri tanıyan entellektüel biriydim. Bir taraftan da müthiş bir moda tutkusu... Jean Paul Gaultier ilk giyen benim, ilk çatalını gösteren de...

Güzel Sanatlar mı seni daha uçuk bir adam yaptı? Hani bu kadar sanatla iç içe olmak mı normal algını değiştirdi sence?

Evet!

Cinsiyetlerarası fark kalmayınca galiba, onlara dair eşyaların da yer değiştirmesi mümkün oluyor...

Bence iki cinsi algıladığın için başarı bulmuş seni. Evet kalmıyor. Her iki cinsi anlamak farklı yaptı ama iki cinse yüz vermemek de. Çok havalıydım ben sahne hayatım boyunca.

Yalnız kaldığını hissettin mi hiç?

Benim çok sevdiğim arkadaşlarım yanımda olsun, gerekirse birlikte yatar, rahatlarız da nolcek ki? (Espri yapıyor, gülüyoruz birlikte) Yeter ki onları kaybetmeyeyim. Yengecin sapığı böyledir, kontrollü yalnızlığa da varım ama.

Bu kadar çılgınlık, fazla! Peki hiç uyuşturucu vs. oldu mu hayatında?

Bunca gece hayatında gözümün önünde olmasına rağmen hiç kullanmadım. Alkol de... Annemin şarabı çok seven biri olmasına rağmen, hiç alışmadım alkole.

Bence insanlar farklı bir hale ulaşmak için uyuşturucu kullanıyor, halbuki sen onu kullanmadan da farklısın!

Evet, ihtiyacım yok benim. Gençken de hiç arzulamadım. Ben değişiğim, tercih etmedim hiçbir zaman.

‘Babam bana homoseksüel misin diye sordu’ 

Üniversitedeyken, arkadaşların sana nasıl bakardı? Sonra İktisadi Bilimler, o nereden çıktı, gerçekten çok alakalı olmuş?

Hep parlaktım orada da. Bütün arkadaşlarıma sor, o zaman da stardı derler. Ama İktisadi Bilimler Fakültesi, tam bir kabustu, babamın zoruyla olmuştu zaten. Ay ne ıstıraptı!

Bana 18 yaşımda, “Oğlum sen homoseksüel misin?” diyen babam, beni kravatlı hayal ederdi hep! Ölene kadar da beni bu işle istemedi, hep takım elbiseli düşündü.

Cevabın ne oldu homoseksüellik konusunda?

Tabii ki de hayır!

Sen kendi dünyanı kendin mi yarattın Aydın? Yani kabul göremeyeceğin için bir alan mı istedin kendine gece hayatıyla?

Ben hep kabul edildim, gençliğimde kız gibi, karı gibi demediler; “Ne güzel adam!” dediler. Fark oradaydı bence; hala bana aşık olanlar, ‘Bakmaya doyamazdık’ derler. Bana hiçbir zaman ‘Ajda Pekkan gibisin’ diyen olmadı.

Muhafazakarlar beni sahipleniyor

Sana kadın mı erkek mi aşık olsun isterdin gençken?

Ay bunların hiç önemi yok ki ayol, ben çok havalıydım. O dönemde, benim kanımı taşıyan biri yoktu; Jean Paul Gaultier, Versace ile tanışmış adamım. Zaten uzaylı gibiydim herkes için. Ben tayt giydiğimde, tayt kelimesi Türkiye’de yoktu.

Cemil İpekçi ile aynı duruşta mısın? O yalnızca erkeklerden hoşlandığını söylemişti mesela, sen onun modasıyla mı özel hayatıyla mı ilgilisindir? Hazır laf modadan açılmışken... Ve cesur musun onun kadar?

Beni Cemil İpekçi’nin özel hayatı hiç ilgilendirmez. Ben onun tasarımlarına bakarım, mahremine değil. Ruhen bir yakınlık duyuyorum, onun cesurluğunu takdir ediyorum. Ama ben onun kadar cesur değilim, cesur olsaydım yaşayabilirdim zaten.

Tehdit edildin mi peki hiç duruşun yüzünden? Hangi kesimden?

Tabii ki de çok tehdit aldım, muhafazakar kesim beni çok seviyor. Muhafazakar kesimden gittiğim düğün ve kına geceleri çok fazladır, çünkü benim adaplı yaşadığımı biliyorlar.

Muhafazakar kesim, beni sahipleniyor. Benim 20 yıldır sapıttığımı hiç görmediler çünkü. Beni tu kaka edenler, modern diye geçinenler aslında.

Senin oyun AK Parti’ye mi?

Hayır, CHP’ye attım oyumu, hatta yurt dışındaydım, onun için gelip oy kullandım. Ama istediğim gibi çıkmadı parti, bundan sonra değil oy; kılımı bile alamazlar.

“Allah, bir taraflarım kalktı diye terbiye etti” 

12 kişi var, “Cenazeme gelmesin” dediklerin, 12 havari gibi ayol? Kimler var bunların içinde?

Tanımazsın yeminle. Ayrıca 3’tü, 5 oldu, sonra 12’ye çıktı. Yıllarca yiyip içtiğin insanlar sonra kalkar birinin yanında senin için “Hadi ordan o da adam mı!” derse cenazene bile gelsin istemezsin.

Çok yakın birine bunu vasiyet ettim, gelmesinler, istemem. Bu benim hakkım Canan! Kazık yedim ben onlardan. Benim parayla pulla ilgim yok. Yılbaşında paraları kazanır halının üzerine koyardık, arkadaşlarımla sayar, yerdik.

Niye tepe taklak oldun Aydın? Niye her şey ters gitti son dönemde?

İnançlıysak, her şeyin başımıza geleceğini, bizim için olduğunu bilmemiz gerekiyor. Allah da beni öyle terbiye etti bu dönemde, 3-4 yıl... Yasak mı geldi diye soranlar oldu, hayır yasak masak yoktu.

Allah bana “Senin her yerin öyle bir kalktı ki” dedi ve bunlar oldu. Her şeyin bir sınırı var, aşarsan sapıtırsın. Bende de o doz kaçtı ve terbiye edildim. Paranın ve şöhretin dozu kaçtı bende, kendimi bir şey sandım. O dönemde çok insan kırdım, ama özür de diledim. Pata küte işlerim bozuldu.

Anneannen ve babanı da kaybetmen aynı dönemde değil mi?

Evet, hayatımda anneannemin önemi büyük, onu kaybettim; ona üzülürken senesi dolmadan babamı toprağa verdim. Annemle ben hayatta dımdızlak kaldık ve yurt dışına gittim. Soğudum ve neyin peşindeyim dedim. Malikanemi içinde yaşayanlarla birlikte geride bırakıp gittim hem de.

Ne öğrendin bu süreçte?

Reyting savaşları olan her işten çekildim. O gelin kaynana ya da öteki kurgulu şeylerden, uzaklaştım.

Biz kandırıldık değil mi o projelerle? Niye hayatım?

Biz haftanın 5 günü canlı yaptığımız o şeyi, metin olarak verdiysek, bize Oscar versinler. Örneğin, Ahu ile Meriç gerçekti; onların mizanseniydi. Yahu gül geç, soap opera bunlar, sabun köpüğü.

‘Evliliğim tabii ki gerçek değildi!’

Hollanda’da evlendiğin söylentileri çıktı bir erkekle? Ondan sonra Tülay isimli bir saç stilisti ile nikah, anlatsana biraz. Bize hiç inandırıcı gelmedi de bu evlilik oyunu!

Tülay ile evlenme işimiz babamı mutlu etmek içindi. Çünkü rahmetli babam hastaydı ve “Bana torun yerine kedi köpek sevdirdin” dedi. Arkadaştık Tülay ile, Polyannacılık oynadık yani.

Evlenmedim ben bir erkekle, evlenmem de, tutucuyumdur bu konularda. Evlilik bir erkek ve kadınla olmalı. Ben herkese, erkek ya da kadın, aşık olurum ama erkekle evlenmem.

Bizi de kandırdınız yani öyle mi?

Kandırma demeyelim de, birini mutlu etmek için hepimiz Polyannacılık yaptık. Tülay da kırılmadı bu işe. Hala samimi ve makarayız onunla. Sahtekarlıkla değil, biz de mutlu olarak yaşadık bunu. Yoksa 6 sene nasıl yaşarsın ki evliliği? Ama aklımdaki evlilik bu değildi.

Kadınla değil erkekle miydi istediğin evlilik, bunu mu anlamalıyım?

Asla bir erkekle değil! Ve ayrıca evleneceğim kadının gelinliğini ben dikmeyi istiyorum! Bunu benden daha iyi yapamaz ki.

Sen bizi aşıp gitmişsin de biz geride kalmışız gibi hissettim, tasavvufla ilgin var mı peki?

Yüzümle ilgi bir sıkıntı geçirdim, botoks yaptırmıştım, yüzüm bozulmuştu. Bunalıma girdim ve intiharın eşiğinden döndüm. O zaman dualar okuyarak bu dönemi atlattım. Ben bütün sureleri ezbere bilirim. ‘Sen ne güzel adamsın’ diyenlerin nazarı geldi diye düşündüm.

Niye botoks yaptırdın ki? Estetik ameliyat var mı yüzünde?

Ben sadece botoks yaptırdım, ameliyat hiç yok. Benden daha fazla estetiği olanlar var. Yüzü bozuldu diye haber yapıp işlerime mani oldular. Ben zaten dolgularımın şiştiğini söyledim, alerji yaptığını da.

İki kere ameliyat oldum bunları düzeltmek için. Beni ne sanıyorlar, estetikçilerin kapısında mı yatıyorum? Para azdırdı beni, kudurdum bir dönem. Ay şurası da burası da derken oldu işte.

Bedelini böyle mi ödüyorsun acaba şöhretin ve iyi para kazanmanın?

Evet, böyle ödenir! Ödeyeceksin, mecbursun. Ben en küçüğüyle ödeyenim. Daha büyük ödeyenler var.

‘Eşin aldatıyorsa, elinin kiri de geç!’ 

Özlem Yıldız, Ebru Şallı... Bu evlilikler niye sürmüyor sence? Ne oluyor dünyasında?

Kadın, adamın arkasında duracak. Ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum. Yatak odalarını bilemem. Ama tahammül sınırı yok kimsenin. O annelerimizin zamanında kaldı. Aldatıyorsa, elinin kiri de geç, uçkurunu tutamamış işte be. Görmezlikten gel, yoksa başka türlü yürümez evlilik.

Baba olmak... Senden hamile olan ve bir daha birlikte olmadığın bir kız varmış?

Evet, pastacı bir kız vardı; benim de azgın dönemim. Yurt dışına giderken senden hamileyim, doğuracağım dedi ve gitti. Çok korktum, babamlara söyleyemedim. Belki bir çocuğum var uzaklarda ve bilmiyorum.

Gündeme gelmek için çeşitli kılıklara giriyorsun... düşünüyorum.

Beni sesimle adam yerine koymuyorlar. zorla koydurtuyorum kendimi bir yerlere. Onun için farklı şeylerle gündeme geliyorum. Siyahi de olurum, kadın kılığına da girerim. Allah’tan her role girebiliyorum. Güzel Sanatlar’ın katkısı.

Onur Baştürk ile derdin ne? Niye seninle uğraşıyor, kıskançlık mı bu?

Hani az önce dediğin şey vardı ya, işte muhafazakarlar değil, başkaları küçük görüyor...

Onur Baştürk öyle işte. Ben kimse gibi locaların karanlık yerlerinde gizlice bir şey yaşamıyorum, netim! Hepsi bu, bana herkes saygı duyuyor, ben ahlaklıyım. Tootsie’ye benzetmişti beni, ama ne demek istediğini anlayamadım orada... Sen de net ol, kabullensinler arkadaşım!

‘Efemineyim diye tarkan olamadım!’

Donla denize girmek nedir ayol? Bu bir protesto mudur?

Ben kendi kendime dedim ki incecik don gibi bir mayo olsa... Aradım ama yoktu, ben de onu giydim suya giriyorum. Tek farkı mayodan, önü açılan bir yeri var o kadar. Kimse beni uyarmadı, en sosyetik yerelere girdim çıktım, markete filan ama kimse tuhaf bulmadı. Önünün açılmamasına dikkat ediyorum herhalde ayol!

Senin gece hayatın yok ama milleti eğlendiriyorsun geceleri... Bu nasıl bir çelişki, zor değil mi?

Ben programı bitirir çıkarım. Başka biri oluyorum orada.

Bir taraftan çok seviliyorsun ama albümlerin kabul görmüyor, Fatih Ürek de öyle...

İşte böyle, biz bir Murat Boz, bir Tarkan olarak sahiplenilmiyoruz. Efemine olduğumuz için. Yüzüne gülerler ama arkandan kikirderler.

Üzüldüğün oluyor mu hiç, bu feminen hallerine bakış açısına?

Beni üzen şey, beni tanımadan ahlaksızlar kefesine koymaları. Ahlaklı biriyim ben. Buna üzülüyorum işte. Ben adaba, nezakete çok önem veriyorum çünkü. Seviyorlar da, hakkımda konuşuyorlar da...

İşin başka bir bedeli de bu. Son bir şey istiyorum, bir güzel albüm yapıp patlasın istiyorum, son kez...

“İvana ve Eda’nın tasarımları tasarım mı Allah aşkına!” 

Hayallerini gerçekleştirdin mi?

Ben elimden geldiğince hayallerimi gerçekleştirdim. Allah’a şükür sahip olduklarım için, diyorum.

Hakan Yıldırım’la kırgınsınız hala değil mi? Bugün İvana Sert ve Eda’nın tasarımları var, ne diyeceksin onlar için?

Apaçi dediğim için özür dilerim, ama Hakan’ın bana kırılmaması gerekiyordu. Ama oldu. Hakan bugün olmuş artık, büyük yerlerde. İvana ve Eda’nınkiler tasarım mı Allah aşkına! Hakan teğel bilir, acaba Eda kendi düğmesini dikmiş mi hayatında? Ben o ikisinin işlerini kendi sabun köpüğü işlerime benzetiyorum.

(04.08.2013 tarihli Posta Karnaval ekinden alınmıştır.)

5