Yandex.Metrica
Yaşamdan Dakikalar'ın renksizliği...
08 Aralık 2009

Haşmet Babaoğlu’nun yokluğunda Yaşamdan Dakikalar (atv) bir miktar hayat bilgisi dersine dönüştü. Hıncal Uluç konuştu ve diğerleri dinledi, dinledi, dinledi...

Nereden bakarsanız bakın; Hıncal ağabey bu ülkede beğeni belirleyen bir gazeteci. Bu tamam...

Ters köşeye yatırdığı çok sayıda görüş var. Bu da tamam. Ama sıkı bir karşı görüş karşısında da ricat edecek kadar centilmen... Neredeyse saatler boyunca övdüğü Neşeli Hayat filmi hakkında ettiği Yılmaz Erdoğan’ın en iyi filmi sıfatı karşısında, ben bile izlerken “bir dakika” demek zorunda kaldım. Vizontele ve Organize İşler’e ciddi haksızlık edilmişti...

Bir de Hıncal Uluç, Erdoğan’ın ilk kez bu filmde no name oyunculara rol vererek büyük bir risk aldığını söyledi. Daha önceki filmleri hep yıldızlar geçidiydi hatırlatmasını ekleyerek...

Büyük bir yanlışın açılımıydı bu. Belli ki Hıncal ağabey, bu ülkede Çok Güzel Hareketler Bunlar ekibinin popülaritesinden haberdar değil... Yılmaz’ın önceki filmlerinden iki ismi ancak çıkarabilecek hafızalar, bu filmin kadrosunu ezbere sayar, kalıbımı basarım...

Buna rağmen Nebil Özgentürk’ün çok cılız kalan çıkışı dışında tüm ekip ağzı açık dinledi Hıncal Uluç’u. Bir süre sonra da, biraz da ses tonu marifetiyle uyuttu hepimizi Hıncal ağabey...

Yaşamdan Dakikalar, herkesin eteklerindeki meseleleri döktüğü bir platform olmaktan çıkıp, tek sesli bir renksizliğin fotoğrafı oldu bu hafta...

Haşmet Babaoğlu’nu arayıp durdu gözlerim. Hatta bir adım öteye gideyim; Sinan Çetin bile iyi dururdu bu hafta o masada!

Ali Taran izletiyor...

Ali Taran ilginç bir adam. Yetenek Sizsiniz (Show TV) marifetiyle kitlelerle buluştu. Reklamın duayeniyken, en sıkı yetenek jürisi sıfatına erdi...

Yarışma reytinglerde birinci. Acun, çoklukla eleştirilerime kızgınlıkla yanıt verse de, bu kez yaptığı iş öyle eleştiri yapılır cinsten değil. Teşekkür etmeyeceğini biliyorum ama beklemiyorum da zaten. Mal kendini izletiyor...

Taran’a dönelim. Yarışmacılara çok üst perdeden bakıyor. Gözlerinde sürekli bir küçümser hal var. Bazen yorumlarına da yansıyor bu. Ama öyle bir çekimi var ki...

Durduk yerde yaptığı küçük bir espri bile üstünde toplanan negatif elektriği savıyor bir anda. Poker face diye adlandırabileceğimiz mimiksiz yüzü aydınlanıyor o an... Ben yeteneklerden ziyade Ali Taran için izler oldum programı. Bir de şaşırdım kaldım; ne kadar çok çakma Michael (Pazar Sürprizi’nin yazısıyla Micheal) Jackson varmış güzel yurdumda...

Yeni bir şov mu?

Seda Sayan, İbrahim Tatlıses (Star TV) deplasmanından alnının akıyla çıktı. Uzun bir süreden sonra ilk kez, bu kadar rahat gördüm Kadırgalı’yı... Ve iki ünlü sanatçı, öyle bir elektrik yakaladılar ki ekranda; ikisi için de yeniden doğuş olabilecek bir şovun ipucunu verdiler. Olursa, ballı kaymak olur!

ATV'de yönetim değişti

Ve sektörü ilgilendiren bir gelişme oldu. Ama ekrandaki her değişim dolaylı olarak izleyiciyi de ilgilendiriyor. Uzatmayalım; atv genel müdürü değişti... Yaklaşık bir buçuk yıl önce Star TV’den atv’nin başına getirilen Fatih Ediboğlu, koltuğunu Show TV’nin başarılı genel müdürü Saner Ayar’a bıraktı... Ayar, ekran değişimleri söz konusu olduğunda medya kulislerinde transferi hep gündeme gelen bir isimdi. İlk kez tevatür doğru çıktı ve Ayar yıllardır oturduğu adresini değiştirdi... Peki şimdi ne olur? Bunun uzun bir analizini yapmak mümkün. Ama biraz beklemek gerekecek. Atv gibi son yıllarını sorunlarla geçirmiş bir kanalı adam etmek için zamandan başka sermaye yok elde. Hayırlısı olsun!

40 yılın müzikli öyküsü...

Bir Şarkısın Sen’in (atv) son dönemdeki en iyi bölümünü izledim önceki gün. Programı güzelleştiren giderek ustalaşan minikler değildi tek başına... Büyük usta Erol Evgin son 40 yılın müzikal hikayesini öyle şık bir dille anlattı ki, notaların rüzgarıyla zaman içinde savrulup durdum... Uzun zamandır Erol Evgin sahnesi diye bir şey konuşuluyor. Evgin bir otelin çatı barında muhteşem bir müzik ziyafeti çekiyor konuklarına. İzlediğim de onun minik bir ipucuydu sanki... Elvis Presley ile başladı; Barış Manço’yla son buldu. Araya giren onlarca şarkı ülkedeki dönüşümün resmi gibiydi. Bir, Erol Evgin değişmemişti... 40. sanat yılında 40 yılın hikayesini anlatan büyük ustanın notalarından öpüyorum. Hatta Ertem Şener’in kulakları çınlasın; ellerinden başlayarak, her yerinden öpüyorum...

Malzeme zayıfsa usta ne yapsın?

Levent Kırca, iktidara yakın olarak bilinen “liberal” bir kanalda ateşli bir muhalefete devam ediyor. Hicvin büyük ustası o... Söyledikleri, ekrana taşıdıkları ve Olacak O Kadar mimlemesi yaptığı her konu altına imza atılacak cinsten. Ama ne var ki, mizahı eskisi kadar etkin değil... Makyaj tiplemeleri mükemmel. Seçtiği konular yerinde. Ama diyaloglardaki basitlik sıradan bir insanın bile “hafiflik” olarak niteleyeceği kadar çapsız... Levent ağabeyin, ne yapıp edip, kendini zirveye taşıyan kalem grubuna bir göz kırpması şart. Yazı kötü, oyunculuklar berbat olunca doğru sözün bile ayağının yere basmadığını hissediyorum. “Aman ha” diyeyim...