'Yanaktan öpsem sevişti derler'

Gürcü yönetmen Varlam Nikoladze tarafından sahneye konulan 'Silindir şapka' aslı oyunun başrol oyuncusu Özlem Çiçek, “Silindir şapka”yı ve afişteki “+18” ibaresinin gerekçelerini anlattı

'Yanaktan öpsem sevişti derler'

“Silindir şapka”, İstanbul Sanat Topluluğu’nun ilk oyunu... Neden bir İtalyan oyunuyla seyirci karşısına çıkıyorsunuz?

- Bu oyunu seçtik çünkü hem 2. Dünya Savaşı’ndaki sosyal ve ekonomik durumları hem de Türkiye’nin şu an içinde bulunduğu genel durumu yansıtan bir çerçevesi var. Alaycı güldürü tarzında başlayıp trajikomik biçimde sona eriyor. Türkiye’de bu cesareti gösterecek, bu tarz oyunlar sahneleyecek pek kimse yok. Çünkü sosyal düzeni eleştirmesinin yanı sıra çarpıcı ve açık sahneleri var.
 
Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde perde açmanızın özel bir nedeni var mı?         

- Bundan iki yıl önce biz Yaşar Kemal’in “Yer Demir Gök Bakır” oyununu çıkarmıştık. Yaşar Kemal galaya geldiğinde Gürcü bir yönetmenin reji yapmasını hayretle karşıladı ve oyunu çok beğendiğini söyledi. Daha sonra biz bu oyunu özel bir tiyatroya sattık, ama onlar sistemi eleştiren sahneleri oyundan çıkarmamızı istediler. O sahneler çıkarılmayınca, başrol oyuncumuz Can Tarakçı oyundan atıldı. Türkan Saylan’da böyle bir şeyle karşılaşmayacağımızı biliyorduk.

GÖZE BATACAK TÜRDE SEVİŞME SAHNESİ YOK 
  
Neden Gürcü bir yönetmenle çalışıyorsunuz? 

- Varlam Hoca, tüm ekolleri birbirine karıştırıp ortaya çok güzel işler çıkarabilen biri. Rus ekolünden gelmiş. Çok büyük dekorlarla çalışmayı, müzikal yapmayı biliyor. Broadway’de birçok oyun sahnelemiş, ödüller almış. Onunla aynı dili konuşuyoruz.



“Silindir şapka”nın konusundan biraz daha detaylı söz edebilir miniz?

- Oyun Napoli’de geçiyor. Sosyal ve ekonomik durumu iyi olmayan bir aile, borçlarını ödemek için bir plan yapıyor. Benim canlandırdığım Rita ile ve Hasan Yalnızoğlu’nun oynadığı eşimi bu plana dahil ediyorlar. Plan da şu: Rita, fahişe kılığına giriyor. Balkona çıkıp yoldan geçen insanları eve çekiyor. Adamlar tam pazarlık yapacakken, yatakta Rita’nın ölü numarası yapan kocasıyla karşılaşıyorlar.

Kimler var oyuncu kadrosunda?

- Altı kişilik bir oyuncu ekibimiz var. Ben, Alper Türedi, Başak Kasacı, Serkan Genç, Hasan Yalnızoğlu, Tolga Tarık Cingöz ve Kutay şahin...

Bu oyuna +18 ibaresi koymuşsunuz, sevişme sahneleri mi var?

- Cinsel içerikli sahneler var ama çok göze batacak türde değil. Sevişme görmüyorsunuz. Gerçi bu görmek isteyen göze de bağlı. Ben orada adamın kucağına otururum, yanağından öperim, “sevişti” diyen çıkabilir.

Oyununuz ne zamana kadar devam edecek?

- 31 Ekim’e kadar devam etmesini planlıyoruz. Bakalım...

Sadece Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde mi oynayacaksınız peki?

- Şişli, Ataköy, Ataşehir, Kadıköy turnelerimiz olacak. Ayrıca Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’nda da oynayacağız.

ÖZLEM ÇİÇEK: OYUNCU OLMAK ıÇıN AMERıKA’YA KAÇACAKTIM



Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı?

- Aslında başlangıç öyküsü ilginç... Ailem oyuncu olmamı istemiyordu, ben de inat ettim, oyunculuk okumak için para biriktirdim. Amerika’ya kaçacaktım. Gitmeme bir hafta kala eşimle tanıştım. O da konservatuara girmek istemiş, ailesi işletme okutmuş. Bana “Boşver, Amerika’ya gitme. Benimle evlenirsen senin oyunculuk okumana izin veririm” dedi. 19 yaşındaydım daha... Evet, Amerika’ya gitmek benim için bir kumardı ama evlenmenin de bundan farkı yoktu. Sonunda bavulum bile hazır olmasına rağmen tercihimi yaptım, teklifini kabul ettim ve evlenip oyunculuk okumaya başladım.

TÜRKİYE’YE  İLK GELDİĞİMDE ÇÖPÇÜLÜK YAPTIM

Ne zaman geldiniz Gürcistan’dan?

- 1992 yılında...

Neden peki?

- Siyasi problemlerden ötürü.

Türkiye’ye geldiğinizde ne yaptınız? Gerçek mesleğinize hemen başlayabildiniz mi?

- Hayır, Türkiye’ye ilk geldiğimde çöpçülük yaptım. Sonra müzisyenlik ve tercümanlık... Üç sene sonra Devlet Tiyatrosu’yla bağlantı kurabildim. Ama bu arada tiyatrodan uzak kalamadım ve Trabzon’da özel bir tiyatro açtım.

Bir de hocalık yapıyorsunuz değil mi?

- Haliç Üniversitesi ve ızmit Sanat Merkezi’nde eğitim vermeye devam ediyorum. Ama hocalık başka bir şey, ben yönetmenim. Açık söylemem gerekiyorsa, hocalıktan nefret ediyorum (gülüyor). Buna rağmen son 18 yıldır hocalık yapmak zorundaydım.

Özlem Hanım’la çalışmayı nasıl kabul ettiniz?

- Özlem benim sadece öğrencim değil, dostum, arkadaşım. Onun girişimciliğine destek vermek istedim.

Oyunun çevirisini de siz mi yaptınız?

- Eduardo De Filippo’nun oyununu maalesef Türkler çevirmedi daha. Ben bir gavur olarak bu işi üstlendim, çünkü onun gibi bir yazarın kaçırılmaması lazım. Bir oyunu var Devlet Tiyatrosu’nda, ama Eduardo görse bu benim değil der, keşke çevrilmeseymiş!

Hürriyet
 

3