Yağmur yağınca böyle mi oldu?
10 Ekim 2010

Eğer bir maç yayını fiyaskosundan bahsedecek olursak, NTV önceki gün bunun daniskasını yaptı. Önce ses, ardından görüntü geldi Almanya-Türkiye futbol maçında...
Altıncı dakika içindeyken yöneticilerden birinin telefonuna mesaj geçtim. “Senkron kayması var, maç zehir oldu”...
İki dakika sonra spiker Ercan Taner açıklama yaptı; “Alman yayıncıdan kaynaklanan bir yayın bozukluğu var”. Birkaç dakika sonra da İstanbul aldı yayını. Ersin Düzen resmen maçı kurtaran anlatışı yaptı... Sonra yayın yine Almanya’ya gitti. Gidip gelen sesler ve kayan pozisyonlar arasında maçı zar zor bitirdik. Zaten skor da can sıkıcıydı...

[[HAFTAYA]]

Alman yayıncı kuruluşun böyle bir naklen skandala imza atması tam olarak kimi bağlar bilemiyorum. Ama NTV elinden geleni yapmış olsa bile ciddi bir hasar bıraktı izleyende...
Ardından yorumlar için seçtiğimiz NTV Spor’da da aynı manzara, bu kez İstanbul yayınında çıkınca kafam karıştı hakikaten. Kim bilir belki de o meşhur klişeye sığınmak lazım; “yağmur yağdı, böyle oldu” diyerek...

En iyisi açık lise mi?

Şu liseli gençlik dizileri için sanırım son ve en sıkı tahlili okurlarımdan biri yapmış. Belli ki kendisi de bir ebeveyn ve yine belli ki çok da mutlu değil tablodan. Bakın ne diyor...
“Mesut Bey, devlet okulunda serserilik, adam kaçırma, tecavüz, cinayet yani kısaca Arka Sıradakiler. Özel okullarda da abartılı makyaj, her geçen gün kısalan etek boyları ve entrikalı aşklar yani kısaca Küçük Sırlar ve Öğretmen Kemal...
Şimdi siz söyleyin hangi diziye bakıp da çocuğumuzu yollayalım okula. Galiba açık öğretim liseleri en iyisi; ne dersiniz?”...

Kavak Yelleri ömrünü tamamladı mı?

 Kavak Yelleri’nde (Kanal D) herkes ayakta uyuyor sanırım. Efe ve Güven ikilisi Aslı öznesinde birbirinden tamamen habersiz ilişkiye girmiş durumda... Efe’nin Efe olduğunu bilmeyen Aslı onunla MSN denilen iletişim kaynağından yazışıyor mesela. Yazışmaları dert değil de, cümleyi önce telaffuz edip sonra yazmaları hakikaten gereksiz bir zaman doldurma izlenimi bırakıyor bende... Herkes aklı bir karış havada dolaşırken, dizinin yayın günü de sürekli turlar haldeyken filan, Kanal D için Kavak Yelleri ömrünü tamamlamış olabilir mi sorusu geliyor aklıma...
Bana göre öyle. Ama bakalım yayın planlamacıları ne düşünüyorlar. Onu da yakında göreceğiz sanırım...

Haydi çocuklar uykuya!

Son iki gündür saat 21.00 sularında dolaşırken bazı ekranlarda bir alt yazı bandı beliriyor. “Çocuklar bugünlük bu kadar televizyon yeter. Şimdi uyku saati, iyi geceler!”...
Muhteşem bir iş birliği bu ve neredeyse bütün kanallar yayınlıyor bu bandı.
Fakat ilginç olan mevzuu gözden kaçmıyor...
Her kanal aynı saatte değil, prime time’da en iddialı olduğu program ya da dizi bitince veriyor bandı yayına...
Kumandanın kısmen çocukların elinde olduğunu düşünüyorlar belli ki. Haksız da değiller ama bana göre böyle ortak bir yayının belirlenmiş ortak bir saati olmalı...
Çocuk hangi kanala kaçarsa kaçsın karşısında görmeli o yazıyı. Ebeveyn de öyle. İşte o zaman çok daha etkin olacaktır bu sevimli girişim...
Bir de sanki o bandın yanında çocukların bayıldığı/ bayılacakları bir tip çıkıp “iyi geceler çocuklar” dese fena mı olur?
Hadi bakalım bu da bir fikir!

Hiç mi Çevik Kuvvet görmedik?

Star’ın sevdiğim dizilerinden biri olan ve yapım kardeşi “Arka Sokaklar”a oranla biraz daha duygusal kalan Umut Yolcuları’nda önceki akşam memleketin yaralarından biri olan “taş atan çocuklar” konusu işlendi... Meseleye çok insani yaklaşan dizinin, sokak çatışması görüntülerinde ilginç bir ayrıntı dikkatimi çekti. Çocuklar polise taş ve molotoflarla saldırıyor, buna karşılık polisler kendilerini ellerini kalkan yaparak korumaya çalışıyordu...
O elden kalkanların hiçbirine taş isabet etmedi. Molotof kokteylleri de teğet filan geçti. O an içimden “Bu kadar duygusallık da fazla” dedim...
Hiç mi Çevik Kuvvet savunması görmemişti bizim takım? Neyse ki mevzuu bir çocuk-anne dramına bağlanarak durumun komikliğini unutturdu...
Ama yine de “dizi karakterleri de olsa polisi bu denli çaresiz göstermek gereksiz” diye not düşmek ihtiyacı hissettim...

Kendini geliştiren konuklar...

Beyaz Show (Kanal D) bildiğimiz haliyle, yani bir klasik ekran şovu olarak döndü yine aramıza. Beyazıt Öztürk’ü ekranda görmeyi seviyorum. Şovunu da öyle... Ama ne bileyim, sanki bir şeylerin ayarıyla oynamalı Beyaz. Birbirinin aynı yüzler bir sezon içinde birkaç kez katılacak yine o şova, buna eminim... Bari konuk seçerken en az Sertab Erener kadar kendini geliştirebilen isimleri tercih etseler diyorum. Gelişim derken neyi kastettiğimi anladınız sanırım. Tabii izlemişseniz... Kameranın göğüslerine odaklanmasıyla ortaya çıkan silikon durumları desem çok mu magazinleşmiş olurum acaba?..