Vakit yok gemi kalkıyor artık!

Çarpıcı güzelliğiyle yunan adaları hepimizin gösrmek istediği yerlerdendir

Vakit yok gemi kalkıyor artık!

70’li yıllarda ‘Kalipso Kralı’ Metin Ersoy’un şarkısı dilden dile dolaşırdı; ‘Vakit yok gemi kalkıyor artık/ O gemide ah ben de olsaydım /Açık denizlere yol alsaydım...” Yıllarca Karaköy Limanı’na yanaşan birkaç katlı turist gemilerini görünce; o şarkıyı mırıldanmak adetten oldu. 80’lerde ‘Aşk Gemisi’ adlı televizyon dizisi ile bu rüya gemilerin içindeki hayatla tanıştık. ‘O gemide ah ben de olsaydım’ rüyası daha da renklendi. Daha çok ‘zengin işi’ydi o devasa gemilerle seyahat. Bu nedenle birçoğumuz için ulaşılmaz, güzel bir hayaldi. Bugün ise devasa gemilerle yapılan seyahatler birçok tatil seçeneğinden daha ucuz. Böylece bu keyfi artık sadece ‘zenginler’ değil, emekli öğretmenler de yapabiliyor. Üstelik vizesiz!

Denizleri aşan otel

Bunlardan biri de ETS’nin gemiyle Yunan Adaları turları. 8 katlı ‘Aegean Paradise’ adlı gemiye İzmir Çeşme Limanı’ndan biniyoruz. Sırasıyla Mikonos, Santorini, Rodos ve Kos adalarını dolaşacağız. Görkemli lobide dağılıp, balkonlu, geniş bir otel odası büyüklüğündeki odalarımıza yerleşiyoruz. Denizde geçen yolculuk sırasında sıkılmanıza imkan yok; oyun odalarından kütüphaneye, spa merkezinden kuaföre, havuz ve jakuziye, diskodan sinemaya, casino’ya kadar her şey mevcut. Açık büfe ve a la carte restorandaki yemekler mükemmel. Gemi sürprizlerle dolu. Benim için en büyük sürprizlerden biri kardeşlerimin ve benim en yakın çocukluk arkadaşımız Saba Doğanlarlı ile 50 yıl sonra gemide karşılaşmamız oldu.

Eğlence diyarı Mikonos

Çeşme’den hareket eden gemimiz yaklaşık 5 saat sonra Mikonos’a yanaşıyor. Bembeyaz evleriyle Mikonos harika.. Tertemiz, çok düzenli daracık sokaklarda, beyaz evleri sardunya ve begonviller sarmalıyor. Mikonos gece gündüz eğlenilen bir ada. Gündüzleri plaj eğlenceleri geceleri daracık sokaklara taşıyor. Sokaklar aniden eğlence alanına dönüşüyor. Sırf gece eğlenceleri için Mikonos’a gelenler var. Eğlence sabaha kadar sürüyor. Adadaki deniz üzerinde evlerin sıralandığı ‘Küçük Venedik’in doğal dekorunu ise sıra sıra yeldeğirmenleri tamamlıyor. Gece yemek için en çok tercih edilen yer de burası. Gemimiz sabah eğlenceden en son dönen yolcuyu alıp limandan hareket ediyor.

Küllerinden doğan Santorini

Birkaç saat sonra Santorini’deyiz. M.Ö. 1500’de meydana gelen yanardağ patlamasının küllerinden oluşmuş. Küllerin oluşturduğu tepenin üzerinde bembeyaz bir yerleşim merkezi inşa edilmiş. Adanın yapısından dolayı gemimiz açıkta demir atıyor. Teknelerle karaya çıkıyoruz. Adanın merkezine ya teleferiklerle ya da eşeklerle çıkılıyor. Adadaki ilk durağımız İoa. Burası Santorini fotoğraflarında gördüğünüz mavi kubbeli kiliselerin, mavi-beyaz evlerin denizden yükselen yamaca yerleştirildiği o müthiş yer. Dünyada en çok fotoğrafı çekilen yermiş. Küçük lokantalar, kafeler sizi çekiyor; ev yapımı tatlılar yapan bir pastaneye dalıyoruz.Yunan tatlısı ‘Bogatza’ istiyoruz. Yokmuş; ona benzeyen ‘Creme Pie’ öneriyorlar; çok da iyi ediyorlar. Sonraki hedefimiz Perissa Plajı. Volkanik; dolayısıyla siyah kumlu bir plajdayız. Siyah kumu doğrusu yadırgıyorsunuz. Akşamüstü adanın merkezi Fira’dayız. Herkes günbatımını bekliyor. Buranın günbatımı meşhur. Angelina Jolie ve Brad Pitt burada ev almış, yılda bir kez günbatımını seyretmeye geliyorlarmış...

Dünya Mirası Rodos

UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ndeki Rodos’ta tarih, deniz, güneş ve eğlence iç içe. Mandraki Limanı’nda, antik dönemde ‘Dünyanın 7 Harikası’ndan biri sayılan ve MÖ 200’lerdeki bir depremde yıkılmış olan Rodos Heykeli’nin sütunları asırlara meydan okuyor. Gemiden iner inmez soluğu Faliraki Plajı’nda alıyoruz. İşte pırıl pırıl yumuşacık kumlar, masmavi berrak deniz ve içimizi ısıtan güneş. Lindos, büyük bir kalenin gölgesinde, bembeyaz evleriyle, dar parke sokakları, mozaik merdivenleriyle adanın en çok turist çeken yerlerinden. Akşamüstü surların içindeki tarihi eski şehirdeyiz. Bu tarihi atmosferde Türkçe konuşan Rodoslular’la karşılaşmak mümkün. Zira 400 yıl Osmanlı himayesinde kalan adada 3500 Türk var. Akşam tavernalarda sirtaki, uzo ve mezelerin lezzetiyle iç içe geçmiş eğlencelerle günü tamamlıyorsunuz. Kimilerine göre Rodos’taki gece eğlenceleri Mikonos’takileri ‘solluyor’.

Bodrum’un karşı yakası Kos

Geceyi Rodos’ta geçirdikten sonra Kos Adası’na doğru yol alıyoruz. Kos, Turgut Reis’e 10, Bodrum’a 18 dakika uzaklıkta. Cep telefonunuzla Türkiye üzerinden konuşuyorsunuz. Türk izlerinin en çok hissedildiği ada. Şehir meydanında Loziya ve Defterdar camileri yer alıyor. 1792’de yaptırılan Loziya Camii’nin şadırvanının arkasında ‘Hipokrat’ın Ağacı’ var. Modern tıbbın babası ve doktorların ettiği yeminiyle meşhur Hipokrat, Kos’ta yaşamış; rivayet o ki; derslerini de bu ağacın altında vermiş. Kamari adada en güzel plajların olduğu yer. Tüm adalarda yemek deyince mezeler ve deniz ürünleri akla geliyor. Ama bu adada Adana Kebap da lahmacun da var. Çünkü ada nüfusunun yüzde 10’u Türk.