Yeni Yazısı > Uyur idik uyardılar - 27.10.2010

Uyur idik uyardılar
27 Ekim 2010

Aleviliğin “Tanrı elçisinden sonra rehber kim olacak?” sorusuna “Ali ve Ehlibeyt ve soyu” diyenlerle başladığını Mehmet Yaman Dede anlattı.

Bilimlik toplantı böyle başladı.

Şiilik ile Türkiye Aleviliğinin ayrıştığı noktayı yazarınız anlattı.

Türklerde ilk müslümanlaşmayı yüzlerce talibiyle birlikte gerçekleştiren “aşk şehidi” Halac Türk’ü Mansur oğlu Hüseyin’i anlatarak başladım. Hallac-ı Mansur’dur andığımız.

Mansur’un yolundan giden, Türklüğün ulu aydınlatıcısı Hoca Ahmet Yesevi ile Anadolu ve Balkanlar’ın Türk ve müslüman olmasında büyük katkı sahibi Hacı Bektaş Veli ilişkileriyle sürdürdüm konuşmamı...

Türkiye Aleviliğinin kültürünün zenginleşmesinde Nesimi’nin, Şah Hatayi’nin, Şeyh Bedrettin’in etkileri konuşuldu.

[[HAFTAYA]]

Osmanlı Devleti’nin, kuruluşundan Yavuz Selim’e kadar Yesevi-Bektaşi çizgisinde olduğu gerçeği belirtildi.

Yavuz Selim- Şah İsmail çatışması yüzünden Safevi Tekkesi’ne bağlı Alevilerin “kızılbaş” denilerek dışlandığı ve ezildiği anlatıldı...

1826’ya kadar devletin resmi tarikatı olan bektaşilik, yeniçerilerin yok edilmesiyle birlikte kapatılmış ve dışlanmıştı... Ama varlığını sürdürmüştü...

1924’de tekkeler kapatılınca bektaşi alevilik de bir bunalım dönemine girdi.

Cumhuriyetin demokrasiye ulaşması ve şehirleşme sonucunda köylerini bırakan alevi-bektaşi toplulukları şimdi yeni bir dönem içinde.

Kendilerini, kimliklerini araştırıyor, inançlarını yaşayacak kurumlar kuruyorlar ve sorguluyorlar.

Tarihi ve günü sorguluyorlar... Kendilerine yapılan dışlamaları, haksızlıkları ve görmezlikleri sorguluyorlar...

Türkiye, gerçekten demokrasi ile yönetiliyorsa bu sorgulamalar amacına ulaşacaktır. Alevi-Bektaşi yurttaşlar da diğer inanç topluluklarıyla eşit haklara sahip olacaklardır. Bundan kaçınmak ne mümkündür ne de doğru...

İşte 23-24 Ekim’de Ankara Dedeman Oteli’nde gerçekleşen “Tarihten Bugüne Alevilik” toplantısının konuları ve amaçları bunlardı.

Cem Vakfı Ankara Şubesi güzel ve yararlı bir toplantı gerçekleştirdi. Başkan Faruk Ali Yıldırım, Yazman Hüseyin Turan ve Bilim Kurulu’nun başarılı üyeleri Doç. Ali Yaman, Doç. Ahmet Taşkın, Doç. Aykon Erdemir ve Mehmet Ersal’ın olağanüstü çabalarıyla... İsmail Eker ve Hüseyin Dedekargınoğlu dedelerin himmetleri; Aykut Altıntaş, Murat Kaya, Gözde Uzunca, Nusret Kaya’nın ve elbette Neslihan Varış’ın gayretleriyle; Prof. A. Naki Selmanpakoğlu’nun değerli destekleriyle...

“DÜZGÜN” BİR AŞIK

Alevi yolunda HAK AŞIKLARI çoktur. Alevi şairleri çıkarırsanız Türk Halk Edebiyatı’ndaki boşluğu dolduramazsınız. Sözgelimi Karacaoğlan’ın da bir Alevi şair olduğunu kaç kişi bilir?

Yol sürüyor... Yoldan yeni aşıklar sürgün ediyor. Onlardan biri de Aşık Düzgün... Bilimlik toplantının güzel renklerinden biri de onun okuduğu şiirleriydi... Şiiri seven Posta okuyucularına kısa bir örnek sunalım:

Ayetler, hadisler birlikten yana/Din, ırk, renk ayrıldı bölündük yine/Tanrım koyma bizi bu kötü güne/Zalimin çarkını kıran olmadı/Dağlar ile, taşlar ile sırdaşız/Yetmiş iki millet ile kardaşız/Alevisi Sünnisiyle bir başız/Türk’ü Türk’ten başka soran olmadı/DÜZGÜN der ki değişmesin külahlar/Barış olsun, susturulsun silahlar/Hak aşkına dönülsün bu semahlar/Hakikat bir sırdır eren olmadı”...