'Üstümden geç' diye bağıran kadınlar vardı

Her devrin adamı... Erol Büyükburç birkaç nesildir Türk pop müziğinin yenilmez kralı! Fenomen giyim tarzı ve orijinal müzik anlayışıyla ünlenen ilk assolist Erol Büyükburç ile kadın olmak istediğinden, yatak odasına kadar her şeyi dobra dobra konuştuk.-

'Üstümden geç' diye bağıran kadınlar vardı

RÖPORTAJI: CANAN DANYILDIZ

Reytingin acayip yüksek sırrı ne Büyükburç?

Yapaylığım yoktur, insanlar gerçek yüzlerini ortaya koymamak için zarif olayım derken sıkıcı olurlar. Belki benim içtenliğim, rahatlığım her zaman kabul görmeme sebep olmuştur. Dünyayı ailem gibi görüyorum.

- Ev sahipliğin de harika. Mesafeli değilsin hiç!

Ailemin aristokrat ve rafine duruşuna rağmen onlardan öyle gördüm. Bak sokakta biriyle tanışayım, ‘yabancı’ lafını katiyen duymam. Herkes beni sıcak bulur.

- Hem sanatçı kimlik hem de bu kadar mütevazılık, nasıl oluyor bu ayar?

Kendimi hep geliştiririm, buna dolum diyorum. Farklılaşma yapman lazım, monoton olursan senden bıkarlar ve farklı devirlere hitap edemezsin. Okuyarak, film ve tiyatroyla sürekli arayışımı sürdürürüm. Sırrı bu.

- Ne derdin var ki, hep yenilikçi olmak niye?

Bu bir vizyon, misyon meselesi. Sürekli üretmek. 15 ekole ulaşmaya çalışmak. Türkçe deyimler sözlüğü hazırlıyorum, Türk Pop Müziği’nin terminolojisini çalışıyorum. Yoksa yüzeysel ve magazinsel kalırsın. Birtakım başka boyutlarda gezinir durursun.

- Yani ‘ben sıkmıyorum milleti’ diyorsun...

Evet, bak izini güzel bırakırsan sıkmazsın. Hep aynı olmaman gerek. Tarihe bak, Dante hala Dante, Beethoven hala o.

  -Deliliğini de takdir etmek gerek! Farklı renk kıyafetler, batılı tınılar...

Kesinlikle bu konuda delilik yaptığımı kabul ediyorum! Böylesi deliliklere can kurban Canan! Bu tip şeyler insanı ileriye götürüyor.

- Kendine ‘yav ben ne yapıyorum’ dediğin olmadı mı? Ya da ailenden ‘oğlum efendi dur’ diyen?

Vallahi bak, niye ben bu deliliği yapmışım dediğim hiçbir şey olmadı. Bütün yaptığım delilikler bana beğeni ve takdir olarak döndü. Ha anladım ki insanlar da değişik bir şeyler bekliyormuş.

Egon tavan oluyor mu?

Yok yahu! ‘Ben’ diye başlıyorsam bil ki o ‘Bizdir’ aslında. Kimseye bir şey öğrettim, bilinçlendirdim diye ahkam kesmek değildi amacım. Sadece bana hitap eden değil, herkese değer, paylaşma gibi gördüm. Türküleri aranje etme çabam da özdeyişler kitabı yazma isteğim de öyle bir şey mesela.

  -Bu özdeyiş kitabı nedir Allahaşkına?

30 yıldır bıkmadan usanmadan yeni Türkiye’nin özdeyişlerini yazıyorum. Neden gereksinim dersin? Avcılık ve tarımcılık deyişleri artık milenyum çağına hitap etmiyor. Bu yeni çağın yaşayışlarına uygun, net yeni versiyonlarını yazıyorum. Gençlere böyle dokunmak ve iz bırakmak istiyorum.

- Sebep?

Dünyaya geldim, bir insan olarak her şeyi yapmak istiyorum. Ben Allah’ın sınıfından mezun olmak istiyorum.

“Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur ve Müslüm Gürses’in mucidi benim!”

- Albümden çok filmleriniz var mösyö?

A, ondan da daha çok ne var biliyor musun? Fotoroman! Filmlerim yanmasa 28 tane, ama albümlerim ondan daha çok.

- Avrupai durmana rağmen Anadolu da sevmiş seni...

Ya ilk sıçramayı türküleri aranje etmeyle yapınca, Anadolu beni benimsedi. Bununla gelen yabancı sözcükler ya da batılı sesleri de kabul etti. Bestelerimi de o yüzden sevdiler. Yaptığım her şeyin bize dair, bize ait olmasını çok önemsedim.

- Oldu mu sence?

Benim yaptığım müziğin içinden Anadolu rock, arabesk, fantezi müzik, her şey çıktı. Herkesten 10, 15 sene önceydim. Bugün bir Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay ya da Müslüm Gürses varsa, onların ilk mucidi Erol Büyükburç’tur. Kıyafet devrimini de yapan benim, Zeki Müren benden sonra gelir. Türk pop müziğinin ilk assolistiyim!

- Saygılar...

E tabii! O zamana kadar Türk Sanat Müziği, türküler, bir de yabancı sözlü şarkılar var. ‘Türkçe müzik yapacağım’ deyince kıyamet koptu! 3000’e yakın repertuarım vardı; düşün!-

- Yeni bir şeyler var mı?

3 Soprano+Erol, 3 Tenor+Erol bak bu büyük projem Canan, buna hazırlanıyoruz. Neo klasik eserler ürettim, konservatuarlar bunu bekliyor. Bizde çok güzel sesler ve popçular var ama yeni bir şey yok. Hepsi aynı tıngırtıyı söylüyor.

“‘Ben saksı değilim’ lafı tarihe geçti”

Çabuk sinirlenir misin?

Abartmayayım, hayatımda 5-6 defa sinirlenmişimdir. Bir tanesi de o ‘ben saksı değilim’ mevzu. O programda, en söz sahibi benken; müzikalitesi itibariyle eksik olan arkadaşlara daha çok söz vermişlerdi. Beni de kaç gün engellediler, jürideyim ama saksı gibi oturuyorum; işte o vakit patladım.

- Unutulmaz bir andı!

Evet, çok etkiliydi. Tarihe geçtim, kimseye küfretmedim; bağırmadım. Reytingin nasıl yapıldığını biliyorum diyerek de gösterdim onlara. Kurgu değildi gerçekti, hakkımı savundum, itiraz ettim.

- Dünya starı niye olamadın?

Yalnızlık hissettiğim çok oluyor bu konuda. İsmet Paşa bir gün beni çağırıp vokale yüklenmemi istedi. Birkaç teklif de aldım ama ben burada yol alıyordum, Anadolu beni sevmişti. Taş yerinde ağır, ama deneseydim keşke dediğim oluyor. Yurt dışındaki ilk Türk sanatçı konseri benimdi Londra’da.

''Koku merakı olan bir fenomenim''

- Hadi senin kadınlarına gelelim...

Maksim’de sahneye çıkıyorum. Gerçek bir fenomenim! Aslında bunu bir oyun gibi düşündüm hep. Çok utangaçtım. Çok güzel giyiniyorum, bir de koku merakım var. Şişeyi boşaltıyorum o denli yani! Kadınlar delicesine bağıyor, çığlık atıyor... Hem çok seviyorum hem de çok mahçup oluyorum o zamanlar.

- Ya sahneye çıktığında?

Podyumu hayal et, ortadan yürümeye çalışıyorum ki kenara doğru gidersem paçamı kapacaklar o kadar! Hem konsantre olmaya çalışıyorum hem de kadınlara paçayı kaptırmamaya. Hep bunun hesabındayım, görmen lazım! Şarkıları da söylemek için kendimce bir yöntem bulmuştum. Gözlerimi kapatıp hoşlandığım kızın yüzünü, sevdiğim taraflarını düşünüyordum. O kızı hayal ediyordum, millet de onu bir hoşluk olarak düşünüyordu, herkes uçmuş bir vaziyette şarkı söylüyordum. Kadınlar ‘Erol gözlerini aç’ diye bağırırdı.

  -Koyun can derdinde kasap et!

Evet evet, paçayı kaptırmama derdindeyim bir de huşu içinde şarkı söylemek için gözleri kapama... Ne yıllar ama. Erkekler içinse idoldüm, severlerdi beni.

-Çok ahlaksız teklif de almışsındır kadınlardan...

Benimkiler ahlaksız değil, doğrudan benle aşk yaşamak isteyen cinsten olurdu. Flört etmek isteyenler, yatmak isteyenler... Turnede, aniden kapımı açıp ‘sana kaçtım’ diyen kadınlar çok olmuştur.

- Bornoz açan?

Evet evet, daha ne çılgınlıklar... Ben doygun, görmüş geçirmiş adamdım, işin açı değildim. Atlamazdım hemen her şeye. Otomobilimin önüne atlayan kadın bile oldu; ‘üstümden geç Erol’ diye bağıranlar...

-Hayranlarla aşk yaşadığın oldu mu?

Oldu, halkçı adamım ben. Kendi camiamdan çok, onlarla flörtlerim oldu.

  -Korkmadın mı yahu?

Tedbirli olduğum şeyler vardır; hem hamile kalmamasına hem de bekarete çok önem veririm Canan, karşımdakinin dul olmasına özen gösteriyordum. Evlenmiş, boşanmış ya da dul hatun olmasını tercih ediyordum. Vicdanlı davrandığım için hiçbir vukuatım yoktur, ‘Erol beni kullandı’ gibisinden.

- Gençsin ve tozutabilirmişsin...

Ya hep gizli saklı yaşardım. Karşımdaki kızın hayatını ve ailesini önemserdim. Bir gün bir sahnemde, 10-15 tane kız kuş gibi dizildiler. Ve bir gazete ‘Erol kızların hepsini alıp evde Miki filmi göstermeye gitti’ diye başlık attı. Kızların ailesi mahvolup mahkemeye vermişti gazeteyi.

“KADIN OLSAYDIM, BÜTÜN ERKEKLERi DELi EDER, ÇILDIRTIRDIM!”

- Nasıl aşık olursun?

Ya aşk kendini gösterdi mi ığıl ığıl bir sancı başlar. Aklında onunla yatar kalkarsın. Bunun içinde seks, cinsellik her şey vardır. Hiç seks yapmadan aşk olmaz. O moda gelince anlıyorum ki aşığım.

- Ya erotizm?

Herkesin tensel beklentisi vardır, senin istediğin kodları da varsa; o ilişkide artı bir hane oluşur. Frijit çıkarsa sevdiğim kadın, istemem hiç...

- Müzikteki önde gidiş, yatak odasında da var mı? Acayip fikirler, istekler?

İnsanın hayatını kendi kendinin süslemesi lazım. O işin bir çeşnisi olmalı, aynı şarkıyı dinliyor gibi olmamalı yatak odasında. Kadın da sana sen de kadına aynı şarkıyı dinletmeyeceksin yatak oadasında. Biraz renkli ve çeşitli olmalı. Bunu anlayan ve uygulayan kadınları hep zeki bulmuşumdur.

- Sen böyle kadınlara mı aşık olursun?

Masumiyet de çok önemli. Bir kitap dolusu farklı muamele ve fikirle karşılaştım bu konuda. Yani kadınlar...

  -Ne beklersin kadından?

Ya ben öyle ‘yemeğim nerede kaldı’ diyen bir erkek değilim. Kendi yemeğimi kendim de hazırlarım, geçen sen aradığında kızartma yapıyordum, hatırla. Öyle beklentilerim yok. Hiç sıkıntı yapmam.

- Evliliklerin de oldu...

Evet, kız çocuklarım var onlardan. Hiç erkek çocuğu olsun diye beklemedim. İşimdeki sorumluluk duygusu yüksekti, başka bir misyonum olduğu için herkesin beni bu konuda anlamasını bekledim. Başkaları çocukları büyütsün, ben de Türk popunu büyütmeyi tercih ettim. Müzikle evliyim.

  -Evlenince kadınlar senden soğur diye mi korktun?

İmtina ettim evet, hayranları kıracağımı düşündüm. O kadın kolonosini kaybederim diye korktum ve 45 yaşında evledim.

- Kadın olarak yaratılmayı ister miydin?

Neden olmasın, isterdim onu da denemek. Felaket bir kadın olurdum, öf öf... İnanılmaz maceralarım olurdu! Seçkin serüvenler! Bütün erkekleri parmağımda oynatır, deli ederdim onları! Çıldırtırdım sana söyleyeyim ama söğüşlemezdim!

“Kimseye el kaldırmadım”

- ‘Çok sevileyim, kadınlar da parçalasın beni’ fikri var mıydı?

Sevilmek istiyorsun evet, ama ben de seviyorum insanları; karşılıklı... Ve emin ol insanlar hisseder. Kadınların duyarlılığı tabii daha farklı... Seveni sever kadınlar, anne de oldukları için; farklıdırlar.

- Neden sana ayılıp bayılıyorlardı kadınlar dersin?

Bana sorarsan, dünyaya sonsuz sevgi ile bakıyordum, ondan.

- Tabii yakışıklı değildin hiç, haşa huzurdan!

Erotik bakışlarım, yakışıklılığım vardı evet. Aşkın metafiziğinde güdüsel olarak üreme, cinsellik ve erotizm var. Zaten baksana hayvanlar aleminde cinsellik almış başını gidiyor, kimse dur demiyor. Mesela 2 erkek ayı ben daha güçlüyüm diye kavga ediyor. Ama insanda başka bir şey var bu gücün yerine.

- Zamanın kadınları senin gibileri beğenip; tipsiz adamlarla evlediler hep!

Kader! Bence bende bir zarafet vardı, saygılı bir duruş... Kadınlarla her zaman ölçülü konuşurum ama samimiyimdir. Laf olsun diye vakit harcamam. Bu yüzden beni çok seviyordu kadınlar.

- Hiçbir kadına el kaldırdın mı?

Hayır asla! Fiske bile atmadım! Kimseye el kaldırmadım. Ancak uyarı boyutunda bir şey söylerim. Anneme bile sesimi yükseltmişliğim yoktur. En fazla ‘anne bu konuyu biraz ertelesen, üzerime fazla gelmesen?’ diyebilirim. Milyar yıl yaşasam saygı, sevgi ve zarafet bende değişmez.

- Ama bazı kadınlar sert adam seviyor...

Evet, gariptir. bazı kadınlar döven erkek seviyor; bu çok yanlış. Bu adamlar tedavülden kalkmalı. Bu erkekler ve kadınlar eğitilirse, bundan kurtuluruz.

- Bugünkü ilişkilere nasıl bakıyorsun?

Bak, hiç riyakarlık yapmadım. İki sevgili sevgilerinin değerini kaybetmemeli. Siz yeni nesil bunu kaybettiniz. Çabuk tüketiyorsunuz, çok seçenek var. İnsan monogam değil poligamdır; yaradılışı böyle. Anadolu’da bir laf vardır: ‘önce et ete, sonra ..., en son da git öte! Ben asla git öteden yana değilim. Hep et ete olmalı.

- Mütemadiyen seks?

Hayır! Bunu kastetmiyorum. Tamam seksin yeri olacak, kim derse yoktur diye yalan. Ama karşındakini sadece bir seks objesi olarak görürsen; senin hizmetini yapacak olmaz. Mutfakta aşçı, yatakta sevgili, sokakta hanımefendi. Yok arkadaş; kadın her yerde senin sevgilin olacak!

- Hatlar karışıyor, eyvah!

Ya her daim arkadaşın olacak sevgilin, asıl mesele bu! Şartlar ne olursa olsun...

- Ama doğru insanı bulmak da zor be!

Görücü usulünde de bir hayır olduğunu düşünüyorum; hatta daha mutlu olduklarını. Sevdiğin insanla yalnızca iki erotik duyguyla bakışman, öpüşmen yetmez... Cinsel dürtüyle ilişki olmaz. Farkındalığın varsa bir ömürlük oluyor. Yoksa ondan önce ‘seviyorumlar’ vs. hikaye.

Sahneden  “önce 1 duble viski içerdim”

- Çiçek çocuklar zamanı... Hiç kötü alışkanlığın oldu mu?

Uyuşturucuyu hiç denemedim, alkol aldım o yıllarda o kadar. Yorgun hayatın içinde konser zamanı biraz rahatlamak için 1 duble viski iyi geliyordu; o kadar. Sarhoş olurcasına hiç içmedim.

- Porno film teklifi geldi mi hiç?

Asla! Böyle bir şeye cüret edemezlerdi. Ben seksi özel hayatımda kullandım yalnızca. Kibar adamımdır, çapkınımdır ama öyle yılışık, ucuz şeyler yoktur bende.

- Anneciğinle hamama gidermişsin...

Evet giderdim, o arada kadınları da incelerdim. Her şeyi açık seçik görürdüm tabii. Kadınlarda hamam otunu hiç sevmezdim, çok kötü kokuyordu. Bayağı palazlanmıştım ama hala gidiyordum, cin gibiydi gözlerim, her şeyi de görüyordum. Kadınlar beni ‘canım benim’ diye seviyordu, ben de onları ‘ah canım kadınlar’ diye seviyordum. Estetiği çok önemsiyordum, o gözle çok baktım kadınlara!

- Kendini hangi yaşta hissediyorsun? Zihinsel, cinsel, manevi?

Zihinsel açıdan çok genç hissediyorum. Bazen 10 bazen de 500 yaşındayım. Bedensel yaşımda bir gerileme hissediyorum açık söyleyeyim! Cinsel yaşımda ise değişiklik yok! 50’lerdeki gibiyim. Sevişmeyi seviyorum!

(25 MAYIS 2014 POSTA KARNAVAL EKİNDEN ALINMIŞTIR.)