TÜSİAD'ın vergi endişesi

Mustafa Koç, iş dünyasının, vergi kurumunun siyasallaşmasından endişe duyduğunu söyledi

TÜSİAD'ın vergi endişesi

İSTANBUL'DA TOPLANDILAR

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mustafa Koç, iş dünyasının, vergi kurumunun siyasallaşmasından endişe duyduğunu söyledi. İstanbul’daki Sabancı Center’da dün yapılan TÜSİAD YİK toplantısının açılış konuşmasını yapan Mustafa Koç, bir süredir kamuoyunda tartışma konusu olan vergi incelemeleri ve ağır cezalar konusuna değindi. Koç, “Şu çok açıktır ki iş dünyası, son dönemlerde vergi kurumunun siyasallaşmasından ciddi endişe duymaktadır” dedi.

BAĞIMSIZ İDARE İSTEDİLER

Mustafa Koç, “TÜSİAD, uzun süredir sağlıklı bir demokrasinin işlerlik kazanabilmesi için siyasi iradeden tam bağımsız çalışabilen bir ‘gelir idaresi’nin gerekli olduğunu her fırsatta dile getirmektedir” diye konuştu. TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ da demokrasi konusunu tartışırken üzerinde pek durmadıkları bir konuya değinmek istediğini belirterek, bunun da vergiyle demokrasi arasındaki ilişki olduğunu kaydetti. Arzuhan Doğan Yalçındağ şu değerlendirmeyi yaptı:

VERGİ DEMOKRASİ KÜLTÜRÜDÜR

“Vergi ödenmeyen ülkede demokrasi serpilmez. İngiltere’de demokrasi, vergi mükelleflerinin siyaseti denetim talebiyle doğdu. Vergi, demokrasi kültürüdür, Türkiye’nin demokratik saygınlığını zedeleyen araca dönüşmesi hazindir. Yıllardır vergi idaresinin özerkleşmesi gereğini savunuyoruz. 2001’de bu konuda rapor hazırladık. Bu rapor gerçekleşmiş olsaydı, her yıl vergi rekortmenleri arasına giren kurumlara yıllarca sürecek incelemelerle bir tür baskı yapılırken, kayıt dışı ekonomi büyümezdi.”

DOĞRU YOL BULUNACAKTIR

Arzuhan Doğan Yalçındağ, “Ancak doğru yolun bulunacağına, demokratik kültürün derinleşeceğine inanıyorum. Tıpkı, bunları yapan Türkiye’nin, dünyada şekillenen düzende önde gelen bir rol oynayacağına inandığım gibi. Ancak o rolü oynamak için bugün geçmişten de daha fazla, iç barışını sağlamış, çoğulculuğu hem siyaset katında, hem toplumsal olarak benimsemiş ülke olmamız gerekiyor. İktidar mücadelesini sıfır toplamlı bir oyun diye görmeden yapabilen bir Türkiye’yi kurmamız şart” diye konuştu.

***

KUTUPLAŞMALAR ARTIYOR

Son dönemlerde kutuplaşmanın arttığını belirten TÜSİAD Yüksek İştişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç, siyaseti kavga ortamından çıkarmanın bir kültür meselesi olduğunu söyledi. Çağdaş demokrasinin vazgeçilmez unsurlarının toplumu, adaleti temsil eden yasama organı ve vicdani kanaatleriyle hareket eden millet temsilcileri olduğunu belirten Koç, “Bir başka vazgeçilmez unsur, kamu çıkarını partinin üzerinde tutan yürütmedir. Siyasallaşmamış yargı ve güvenlik kuvvetleridir. Her yönüyle özgür bir medyadır” diye konuştu.

AVRUPA İLE İLİŞKİLER SAĞLIKSIZ DEVAM EDİYOR

* Hükümetin açılım başarısının Avrupa Birliği (AB) ile ilgili konularda görülmediğini belirten Mustafa Koç, “Bunda AB bizden daha sorumlu. Türkiye’yi kaybetmek üzere. Bu, bize zarar getirecektir. Hükümet, tıkanmayı bölgede Türkiye’nin gücünü pekiştirmekle aşacağını düşünebilir. Bölgesinde güçlü bir Türkiye’nin pazarlıkta eli daha kuvvetli olacaktır. Ancak bir başka gerçek, pazarlık masasında arkada güçlü bir kamuoyu desteğinin olması gerektiğidir” dedi.

* Ekimde AB ilerleme raporunun açıklanacağını söyleyen TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ da “İlk kez eleştiri dozu yüksek bir rapor olasılığı var. AB ilişkileri sağlıksız devam ediyor. Müzakereler Türkiye’de reform iştahını azalttı. Bazı AB üyeleri Türkiye’ye karşı hasmane bir tutumda. Bu süreçte ancak çok güçlü bir siyasal vizyon, toplumsal uzlaşma, hedef odaklı girişimcilik ruhu, modern iletişim anlayışıyla başarılı olabiliriz” diye konuştu.

>> IMF kaynağını dışlama lüksüne sahip miyiz?

Hükümetin krizi uzun zamanda ve kademeli kabul edebildiğini söyleyen Mustafa Koç, “Bu ortamda kendi yağımızla kavrulma düşüncesi ne kadar doğru? IMF anlaşması krizin ilk günlerinde tamamlanabilseydi, sağlanacak ucuz kaynağın ekonomideki daralmayı yavaşlatma gücü ne olurdu? Orta vadeli programda güvenli bir mali dengeyi göremiyoruz. Türkiye’nin arzu edilen seviyede büyüyebilmesi açısından dış kaynak belli bir süre daha kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda IMF kaynağını dışlama lüksüne sahip miyiz?” dedi.

>> Demokratik açılım için yüzde 10 barajı inmeli

Hükümetin demokratik açılımını yerinde ve olumlu bulduklarını belirten Mustafa Koç, “Ancak iş dünyası olarak bir noktayı anlamakta güçlük çekiyoruz: Parlamenter temsilde bir adalet sağlanmadan, ‘demokratik açılım’dan söz etmek nasıl mümkün olabilir? Nasıl oluyor da parlamentomuz, yüzde 10’luk barajın devam etmesini demokratik açılımla bağdaştırabiliyor? Bir açılım söz konusu olacaksa önce barajı indirmenin ve parlamentoda temsilin yolunu genişletmek düşünülmeli” diye konuştu.