'Türkiye'deki evlilikler tek gecelik ilişki gibi yaşanıyor'

'Türkiye'deki evlilikler tek gecelik ilişki gibi yaşanıyor'

Aşkım Kapışmak davranış bilimleri uzmanı ve iletişimci. Kadın-erkek ilişkilerini, ‘Kadınlar Sağdan Erkekler Soldan’ adlı kitabıyla mizahi dille anlatıyor. Aşkım Kapışmak kitabını yazarken pek çok iş adamının futbolcunun evine konuk olmuş ve ilişkilerini gözlemlemiş. Aşkım Kapışmak, kadınların duygusallığı öne çıkaran sağ lobu, erkeklerinse mantık ve içe dönüklüğün ağır bastığı sol lobu kullandığını söylüyor. İlişkileri stand up’ına taşıyan Aşkım Kapışmak, “Sahneye çıkınca beynimin hem sağ hem de sol lobu kullanılır hale geliyor, böylece hem kitabı yazarken hem de sahnede iki tarafa da rahatlıkla hitap edebiliyorum. Ama ilişkilerimde sol lob ağırlıklı hareket ediyorum, zaten bu bir erkek olarak kaçınılmaz” diyor...

Merve Özaytekin

mozaytekin@posta.com.tr

 İsminiz Aşkım Kapışmak. Sanki isminiz markalaşmak adına konmuş gibi. Hikayesi ne?

Haklısınız. Herkes sahne adı gibi diyor. Aslında anneannem adımı koymuş. “Adı Aşkım olsun herkes onu sevsin” demiş. Anne babam ‘Erkeğe böyle bir isim mi konulur?’ diye karşı çıksa da sonunda anneannem kazanmış. Soyadımsa aslında Kapışmaz, tamamen nüfus memurunun hatasıyla ‘z’ yerine ‘k’ yazılmış.

Marmara Üniversitesi’nde tekstil okumuşsunuz. Nasıl oldu da davranış bilimlerine yöneldiniz?

Marmara Üniversitesi’ne yanlış tercihle girdim. Stilist hocam, “Git mutlu olduğun bir iş yap. İnsanlarla ilişkin iyi, psikolojiye yönel” dedi. Kaliforniya’daki New Port Üniversitesi’nin uzaktan eğitimiyle psikoloji okumaya başladım. Tatmin olmadım. İnsan ilişkilerine yönelerek, New Port Üniversitesi’nin Davranış Bilimleri’ni bitirdim.

Kadın-erkek ilişkilerine neden yoğunlaştınız?

2000’de Çocuk Esirgeme Kurumu’nda kimsesiz çocuklarla çalışıyordum. Anne-babalar çocuklarını neden bırakıyorlar diye araştırdım. Anne-baba üstüne ‘Evlilik Cüzdanı’ isimli bir kitap yazdım. Sonrasında da, sağlıksız çocukları sağlıksız çiftlerin yetiştirdiğini gördüm. Kadınlarla Starbucks’ta toplanıp kadın erkek ilişkileri üzerine konuşmaya başladık.

Neden kadınlarla başladınız?

Çünkü her beyin aslında kadın doğuyor. Erkeği de kadını da yetiştiren o. Birçok anket yaptım. Sonucunda, hayatta onlara acı veren erkekleri kendilerinin yarattığı ortaya çıktı. Kadın koynuna aldığı erkeği de, doğurduğunu da eğitmek istiyor. Bir de bir alışveriş merkezinde çalışıyordum. Görevim gelen müşterileri gözlemlemek, müşteri nasıl etkilenir diye sonuçlar çıkarmaktı. Bu da işime yaradı.

Neyi gözlemlediniz?

Kadın bir mağazada bir t-shirt beğendi diyelim. Anında ürün hakkında 7 bilgi topluyor. Erkek ise baktığında sadece fiyatını görüyor. Alacaksa, ihtiyacı varsa alıyor. Kadın ihtiyacına bakmıyor, bilgi sahibi oluyor. Aslında kadın her olaya, böyle yaklaşıyor. Bir yere gittiğinde, ne yaptığını, kiminle olduğunu, kimlerin olduğunu tek tek çevresindekilere anlatıyor. Erkekse bunu ‘dırdır’ olarak algılıyor. Aslında alakası yok, sadece paylaşmak istiyor. Ben kadın-erkek değişsin demiyorum. İlişkilerinde sadece birbirlerini tanıyıp daha iyi anlamalarını sağlıyorum.

Psiko-komedi diye bir stand-up türü yarattınız...

Erkekleri güldürerek, psiko-komediyle onlara ulaşabiliyorum. Erkekleri eşleri ya da kız arkadaşları sürükleyerek gösteriye getiriyor, sonrasında ekekler kendileri geliyor. Nisan ayında sadece erkekleri eğiteceğim bir ‘Aşk Okulu’ açacağım, eminim ona da çok büyük talep olacak.

Çiftlerin evlerine kampkurmaya nasıl başladınız? Size nasıl güveniyor?

İhtiyaç duyulduğu için birebir çalışma istediler. Ben de ‘Kadınlar Sağdan Erkekler Sol’dan adlı kitabımı çıkarmadan çiftleri gözlemlemeliydim. Onlarla tatile, yurt dışına gittim. İlişkilerini gözlemledim, hatalı davranışlarında araya girdim. Başta erkekler bana güvenmedi, ama alıştılar.

Güvenmeme nedenleri neydi?

Üçüncü kişinin ilişkiye girmesi zaten zor bir durum. İkinci olarak ismim problem. Kadınlar ‘Aşkım’ı çağıracağım’ deyince, erkek ‘O kim?’ diyor. Baştan kaybediyorum. Bazen kadınlar da inanmıyor. Seven Hill’in Yönetim Kurulu Başkanı’yla çalıştım. 6 ay karısına adım ‘Aşkım’ dedim ama inanmadı. Eski futbolcu Ahmet Yıldırım’la 2 ay çalıştım. Evine her gittiğimde ‘Gerçekten adın Aşkım mı?’ diyerek seanstan uzaklaşıp bana odaklanıyordu. Eşi, ‘Aşkım’ diye değil, ‘sağ lob’ diye kaydetti telefonuna. Arkama adam takanlar, MIT’ten araştıranlar oldu. Hala inanmıyorlar! Milletvekilleriyle de çalıştım. Her gün adım Aşkım diye gizli telefon alıyorum. Erkekmiş deyip kapatıyorlar.

Değiştirmeyi düşünmüyor musunuz?

Hayır. İnsanlar markalaştırmak adına birçok yatırım yapıyorlar, benim adım zaten yatırım!

Çiftlerle nasıl zaman geçiriyorsunuz neler yaptınız, neler gözlemlediniz?

Cinsel yaşamlarından gündelik yaşamlarına kadar her şeye karışıyor, düzelmesi için yöntemler öneriyorum. İlk görüşmede mutlaka sahte davranıyorlar. Ancak davranışlarından yapmacık olanları anlıyorum. Üçüncü kişinin karşısında çoğu kadın-erkek maske takar. Sorular soruyor, yalanı göz hareketlerinden anlıyorum. Bu etabı atlatınca rahatlıyorlar.

Çiftlerle bir gününüz nasıl geçiyor?

Ailenin bir ferdi gibiyim. Tatile çıkıyoruz, kahvaltılarına katılıyorum, bazen yarım günü birlikte geçiriyoruz. Sohbete katılıp sorular soruyorum.Ortaya laf atıyor tartışma çıkarıyorum.

Tartışmalarda araya girebiliyor musunuz?

Tabii. Durduruyor, ve tekrar tartışmalarını söylüyorum. Genelde çiftler tartışmayı bilmiyor, kavga ediyor, bağırıyor, küfrediyor küsüyorlar. Durdurmamın nedeni tekrar başladıklarında aynı yoğunlukta tartışamamaları. Durduklarında öfke kontrolü yapabiliyorlar.

Cinsel hayata nasıl karışıyorsunuz?

Bir ay boyunca seks diyeti veriyorum. Çünkü Türkiye’de çok fazla seks yapan kadın ve erkek konuşmamaya başlıyor. Sadece somut bir paylaşım var ortada. Hiç seks yapmayanlarla ilgilenmiyorum. O psikolojik bir problem. Erkek aşık olduğunda önce dış güzelliğe bakar, sonra ruh güzelliğine, sonra da cinselliğe. Günümüzde evliliklerde erkekler dışa ve cinselliğe bakıyor. Ruh güzelliğini unutuyor. O yüzden Türkiye’de evliliklerde tek gecelik ilişkiler yaşanıyor. Erkek ilişkiye giriyor sonra dönüp arkasını yatıyor. Kadın ‘ilgilensene’ diyor ama boşuna. Sohbet etmiyor, konuşmuyorlar.

Seks diyeti yapılan 1 ay nasıl geçiyor?

Çiftler bilinçli zaten. ‘Haftada bir iki gün film seyredeceksiniz, en fazla da sevişeceksiniz’ diyorum. Çünkü sevişmeyi uzun sürdüren çiftlerin iletişimleri artar. Kısa tutanların ise ilişkisi bitmiştir. Kadınlar o bir ay boyunca çok iyi giyiniyor, eşi için süsleniyor. Erkek de çıldırıyor. Adam kadınla yatamıyor. Adamlara da diyorum ki, bu kadar hoşuna giden kadının dış güzelliğini istiyordun, sadece dokunacaksın ve cinsel ilişkiye girmeyeceksin. Sabırlı olunca ilişkileri kuvvetleniyor. Flört dönemindeki gibi oluyor.

Erkeğin neden aldatıyor?

Evdeki kadın erkeği cezalandırıyor, aldattığı kadın ise ödüllendiriyor. ‘Boşasana karını’ diyorsunuz, ‘boşamam’ diyor. ‘Aldattığımla eğleniyorum’ diyor. Karısı mantığını, doğru olanı gösteriyor. Yanlış, güzel olan eğlenceli geliyor. Erkek de onun peşine gidiyor. Karısı sorunlar karşısında ‘ne yani alttan mı alacağım’ diyor. Halbuki olay alttan almak değil, olumlu hareketi pekiştirmek olmalı. O zaman erkek paylaşmayı öğrenir. Akıl vermeyeceksin! ‘Şurdan öpme buradan öp’, ‘Oraya gitmeyelim, geçen gün gittik bak ne oldu biliyorsun’ demeyeceksin. O adam sonra senle bir yere gelmek istemez.

Ne yapmalılar peki?

Kadınlar erkeklerin sağ lobunu geliştirmesi için çiçek yetiştirmesini sağlayabilir. Erkekleri bir yolunu bulup çocuk parkına götürebilir. Kadın da erkek de az cinsel ilişkiye girmeli, daha fazla sevişmeli. Kadınların da evin dışında uğraşı olmalı. Kişisel gelişime yatırım yapmalı. Bilimsel verilere göre kadın beyni günde 20 bin kelime üretirken, erkekler 7 binde kalıyor. Kadın çok konuşuyor. Erkek iş yerinde ve yolda 7 bin kelimenin çoğunu harcıyor. Haliyle evdeki diyalog azalıyor. Kadının mola vermeyi öğrenmesi gerekiyor, erkeklerin işten sonra 30 dakika dinlenmesi lazım. Durum düzelmezse kadın ‘Benimle ilgilenmiyorsun’ diye şikayet etmeye başlayabilir. Bunu yapmasınlar!

Bu yazı 27 Mart 2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır

3